Bulut Değil, Toprak: Dijitalin Yeni Coğrafyası ÖZET: “Bulut” dediğimiz o soyut, ethereal kavram, aslında devasa betonarme yapılar, sürekli çalışan sunucular …

Bulut Değil Toprak: Dijitalin Yeni Coğrafyası
Şimdi bu “bulut” denilen şey var ya hani, böyle uzaktan ethereal bir şey gibi geliyor di mi milletin kulağına? Yok efendim veri uçar kaçar işte her şey bulutta depolanır mis gibi. Sanki böyle pamuk şekerden yapılma bir yer, gökyüzünde süzülen bir ada falan. Yok ya ne alaka şimdi, bildiğin yalan dolan bu pazarlama işleri varya aman aman. Geçen ben de bir sunucu kurayım dedim eve baktım kablolar maplolar soğutucular elektrik faturaları uçuyor uçuyor. Kafayı yedim resmen.
Bak şimdi. Bulut dediğin şey, aslında beton yığını. Kocaman binalar düşün öyle bildiğin soğuk gri duvarlar. İçinde binlerce milyonlarca sunucu var tıkır tıkır çalışan. Hani bilgisayarın var ya senin evde, o bilgisayarın milyon kat büyüğü bir sürü orada yan yana duruyor durmadan işlem yapıyor sürekli veri alıp veriyor. Ne biliyim senin fotoğrafın Instagram’da mı duruyor aha orada bir yerde işte o fiziksel bir diskte bir yerde duruyor. Senin o e-postaların Gmail’de mi orada bir yerde o sunuculardan birinde kaydedilmiş. Yani öyle “bulut” falan yok abicim bildiğin karasal bir şey, toprak yani toprak.
Ve bunlar öyle az buz bir şey değil ha devasa merkezler kuruyorlar. Mesela Amazon’un AWS’i var Microsoft’un Azure’u Google’ınkiler… Baktım geçen bir belgeselde anlatıyor adamlar, Arizona çölüne koskoca bina dikmişler. Niye? Elektrik ucuzmuş suyu da bir yerden çekiyorlar falan. Su demişken bu makineler acayip ısınıyor öyle böyle değil. Soğutmak için ne yapıyorlar biliyor musun? Tonlarca su harcıyorlar bildiğin o çölün ortasında o suyu nereden buluyorlar ne yapıyorlar aman Allah’ım.
Bu arada geçen bir tane eski hard diskimi buldum çekmecede, içinde ne bileyim 2005’ten kalma fotoğraflar falan var. Düşündüm şimdi, ben bu hard diski kendim saklıyorum elimde di mi? Kontrol bende. Peki “bulut”taki verim? Kimin bilgisayarında kimin diskinde? Ne kadar güvenli? Bilmiyorum yani. Bir tarafım diyor ki Memduh abartma canım adamlar profesyonel diğer tarafım da “ya olur da bi gün fişini çekerlerse n’olacak” diye beynimi kemiriyor.

Bu olay sadece veri depolamakla da bitmiyor hani. Bu “dijital coğrafya” denen şey varya, o kadar önemli ki. Mesela finans piyasaları. Bir borsada işlem yapacaksın diyelim. Senin emrinin sunucuya ulaşmasıyla başka bir trader’ın emrinin ulaşması arasında mikrosaniyelik farklar bile milyar dolarlık fark yaratabiliyor. E şimdi senin sunucun Amerika’da ötekininki Londra’daysa aradaki mesafe farkından dolayı ışık hızında bile olsa bir gecikme yaşanır di mi? İşte bu yüzden bu devasa firmalar sunucularını stratejik noktalara kuruyorlar. Şehirlerin kalbine yakın yerlere, fiber optik kablo ağlarının en yoğun olduğu noktalara. Tamamen fiziksel yani. Coğrafya dediğin şey, bildiğin fiziki coğrafya hala çok ama çok önemli.
Hani bir de şey var bu ‘edge computing’ falan diyorlar ya. Bu da aslında konunun fizikselleştiğini gösteriyor biraz. Yani verinin oluştuğu noktaya, o ‘bulut’ sunucularından uzakta, daha yakın bir yerde işlem yapma olayı. Niye? Gecikmeyi azaltmak için. Hızlı olmak için. Yani veri merkezleri o kadar uzak kalabiliyor ki artık, insanlar küçük küçük işlem birimlerini şehrin göbeğine sokmaya çalışıyor. Trafik lambasına koy mesela sensörden gelen veriyi anında işlesin, buluta göndermesin bile.
Yani biz sanal evrenlerde geziyoruz işte Metaverse bilmem ne falan filan diye konuşup duruyoruz ama altındaki altyapı her zaman somut. Her zaman bir toprak parçasına basıyor bir şekilde. Ben bunu anlamıyorum gerçekten. Niye bu kadar soyutlamaya çalışıyorlar? İnsanları mı kandırıyorlar yani ha? Yoksa bu kadar devasa bir fiziksel yapıyı kabullenmek mi zor geliyor, bilmiyorum. Belki de öyledir. O kadar çok elektrik harcanıyor ki bunun için bu “bulut” için, hani dünyanın iklim değişikliğine etkisi falan. Düşünsene bir fabrikanın ne bileyim demir döküm fabrikasının harcadığı elektriği belki de geçiyor bu veri merkezleri. Hiçbir zaman bu yönünden bahsetmiyorlar tabii. Reklamlarda hep böyle mavi gökyüzü bulutlar falan, kuşlar uçuyor.
Neyse. Geçenlerde bizim komşu bir tane yeni telefon almış, iPhone 15 Pro Max mi ne. Bana sordu “Memduh abi bu telefon iyi mi” diye. Dedim ya sen ne anlarsın iyi olup olmadığını. Ne bileyim yani sadece kameralarına bakıp mı karar veriyorsun? Altındaki işletim sistemi, işlemcisi, belleği, ekran paneli… Bir sürü detay var. O da aynı şey aslında. “Bulut” dediğin şey de aynı. Sadece ön yüzüne bakıp karar veriyoruz. Halbuki altı kaynayan bir kazan, sürekli çalışan fanlar, kırmızı ışıklar yanıp sönen sunucular, vızır vızır dönen diskler, ve inanılmaz bir ısı. Hani o filmlerdeki gibi böyle robotlar falan gezmiyor içinde, insanlar var orada, teknisyenler. Sürekli bir şeyler tamir ediyorlar kablo çekiyorlar.

Benim eski ofis vardı, oradaki sunucu odası… Allah’ım! Yazın bile buz gibiydi. Girdikçe içim ürperirdi. O kadar güçlü klimalar çalışıyordu ki orada durmak bile zordu. Bir de öyle sürekli bir uğultu, bir vızıltı. Hani böyle “dingin bulut” falan yok ortada. Tamamen endüstriyel bir gürültü. Bence insanlar bilse bu “bulut”un ne olduğunu, belki o kadar da romantik bakmazlardı olaya. Ya da vazgeçtim, kimin umurunda ki zaten. Kullanıyor geçiyor işte. Ben de kullanıyorum. Ne yapayım yani alternatifim ne ki?
Ama bu “dijital coğrafya” meselesi gelecekte daha da kritik olacak. Sence de öyle değil mi? Hani bu kadar fiziksel bir şeye bağımlıyken nasıl bu kadar soyut konuşabiliyoruz. Bazen bu teknoloji dünyasındaki bu ikiyüzlülük beni çıldırtıyor. Bir taraftan dünyayı kurtarıyoruz, diğer taraftan tonla enerji harcıyoruz soğutma için. Yenilenebilir enerji falan diyorlar ama yetiyor mu ki? Sanmıyorum. Hani bu sürdürülebilirlik muhabbetleri de biraz yalan dolan gelmiyor mu sana da?
Gerçekten bu konuyu düşündükçe kafamda bin tane soru işareti beliriyor. Bilmiyorum artık. Belki de haklılardır.

Neyse, bu kadar yeter. Gidip bir çay koyayım en iyisi. Benim kafa da zaten iyice karıştı. Boşverin siz benim bu söylediklerimi çok da takmayın yani. Ne diyelim. El mahkum.










