Shopping cart

Patron Koltuğu, Patronlardan haberleri, yaşama dair haberleri, teknoloji, sağlık ve bir çok kategoride haberleri size ulaştırmak için sizlere hizmet vermektedir.

PatronPatron

Metrik Manyaklığı: Rakamlar Hayatı Ne Zaman Çaldı?

29 Nisan 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 1

Oturup öylece ekrana bakıyorum bu aralar havalar da bir tuhaf zaten hani ne kış ne bahar kışlıkları kaldırdım mı kaldırmadım mı karar veremedim bir türlü eee neyse boş ver şimdi havayı mevsimi falan ya kafamı meşgul eden asıl şey ne biliyor musunuz bu lanet olası rakamlar her yer her şey sayısal bir veriye dönüşmüş vaziyette.

Geçen hafta ben şey denedim bir tane uygulama indirdim güya neymiş mindfulness bilmem ne meditasyon yapacakmışım bak ne kadar saçma kendi kafamda olan o iç sesimi dışarıdan bir uygulama ölçmeye kalkıyor şimdi sen deyin ki ne alaka Memduh ya da neyse ne bileyim ben de tam bilmiyorum ama işte öyle hissediyorum her şey bir metrik mi olmalı arkadaş hayatımız koca bir Excel tablosuna döndü çıkış yok yani. Benim eski telefonum vardı hani öyle akıllı falan değil düğmeli olandan hatırlıyor musun o zamanlar bir şeyler mi ölçüyordum ben bir de neyi ölçeyim hani kaç kere tuvalete gittim mi kaç kere nefes aldım mı saçmalık.

İş yerleri zaten kafayı yemiş vaziyette performans bilmem ne her şey bir sayı bir grafik bir çizelge mesela diyelim ki bir proje yapıyorsun önemli olan o projenin sana ne kattığı değil ya da ne bileyim müşterinin yüzündeki o samimi gülümseme değil hayır kaç satır kod yazdın hangi modülü ne kadar sürede bitirdin kaç bug yakaladın ya da yakalayamadın mı? Hadi diyelim ki sen olağanüstü bir şey yaptın bir tane algoritma yazdın yıllarca şirketine para kazandıracak müthiş bir iş ama o gün 2 saat az mesai yaptın mı aman allahım bittin sen gözden düştün yani. İnsan dediğin bu kadar mı basitti ya da ben mi fazla karmaşık düşünüyorum sanki öyle gibi. Neyse.

Bak şimdi bir de şu var bu fitness uygulamaları falan hani kolunda taşıyorsun bilmem kaç adım attın kaç saat uyudun ha bir de kalori sayıyorsun eee sonra ne oluyor peki? Mesela ben bir gün 15.000 adım attım evet süper ertesi gün yağmur yağdı 3.000 adım attım ha şimdi ben 15.000 adım attığım gün daha mı değerliyim 3.000 adım attığım gün daha mı değersizim? Ne alaka şimdi!!? Benim annem rahmetli hiç adım saymazdı mesela hani ölçtüğü tek şey komşulara gideceği yolun uzunluğuydu o da kaç dedikodu yaparım diye değil tabi de hani ne kadar zamanımı alır tahmini olarak. Bak yine konudan saptım ama haklıyım yani.

A close-up shot of a smartwatch screen displaying various health metrics like steps, heart rate, and calories burned, with a blurred background of a person looking stressed.

Gerçek deneyim ne peki o zaman? Bir dağa tırmanırken ciğerlerinin o nefes nefese hali ya da zirvede o buz gibi rüzgarı yüzünde hissedişin mi değerli yoksa tırmandığın yüksekliğin metre olarak kaç olduğu, nabzının kaç çıktığı mı? Benim için ilkiydi hep. Hani o anı yaşamak nefes almak o kadar basit ama bir o kadar da karmaşık olan o an şimdi ise sanki o anı yaşamak değil de o anı kaydetmek ve birilerine göstermek için yaşıyoruz garip. Sanki biz yaşamıyoruz da yaşamın verileri kendi kendine oluşuyor biz de onları izliyoruz gibi bir şey bu aslında.

Ya da bir kitap okuyorsun mesela okuduğun kelime sayısı mı önemli sayfa sayısı mı okuma hızın mı hani günde kaç dakika okudun diye o saçma grafikler falan var ya da okuduğun kitabın senin ruhuna dokunuşu oradan aldığın ilham zihnindeki o yeni kapılar mı daha değerli? Ben bazen bir sayfayı saatlerce okurum öylece kalırım düşünürüm hatta sonra geri dönerim baştan okurum o sayfayı e şimdi benim okuma hızım düşük mü oldu yavaş mı oldum tembel mi oldum? Yani bazı şeyler sayıya dökülmez kardeşim dökülmemeli de bana kalırsa.

Hani bir tane daha var böyle yazılımcıların falan çok sevdiği hani derler ya “clean code” temiz kod neymiş efendim kodun kalitesi ölçülürmüş satır sayısıyla ya da bug oranıyla falan peki o kodun arkasındaki o yaratıcılık o problem çözme yeteneği o günler süren uykusuz geceler hani o soğumuş çay tadındaki gerçekler nerede? O metrikler o duyguyu o emeği ölçebilir mi asla ölçemez işte. Bilgisayar ekranının karşısında saatler harcayıp kahveyle yaşayan o insan ruhu nereye gitti?

A person's hand typing rapidly on a keyboard, with multiple monitors displaying lines of code and data, reflecting a busy, somewhat frantic work environment.

Ben şeye takılıyorum mesela bir de bu kişisel gelişim muhabbetleri var ya hani her şeyi ölçelim her şeyi iyileştirelim tamam eyvallah gelişelim de hani nereye kadar? Mesela ben bu sene ne kadar mutlu oldum onu nasıl ölçeceğim? Mutluluk endeksim mi olacak benim yani ya da iç huzurum ne kadar arttı azaldı şimdi bir application mı indireceğim ben bunu takip etmek için saçmalığın daniskası hani gerçekten bu kadar basit mi hayat ya da olmalı mı?

Geçenlerde bir arkadaşım şey dedi bana “Abi senin de her şeye bir itirazın var” dedi haklı olabilir yani bilemiyorum belki de ben fazla huysuz bir adamım ama hani bazı şeyler insanın içini kemiriyor işte. Bu sürekli bir yarış halinde olma hali sürekli daha iyi olma daha çok veriye sahip olma baskısı var ya bu beni yoruyor bazen hani gerçekten yoruluyorum. Sanki hepimiz birer robot gibiyiz birilerinin bizi programladığı ve sürekli veri üreten robotlar gibi. Sanki böyle bir denetleyici bizi sürekli izliyor ve “bugün yeterli veriyi üretmedin, puanın düşük” diyor içten içe.

Ben bir de şeyi çok merak ediyorum hani bu tüm veriler nerede depolanıyor şimdi hani benim kaç adım attığım kimin ne işine yarayacak ya da hangi kelimeyi kaç saniye okuduğum hani bu bilgiler nereye gidiyor ve kim kullanıyor onları? Bu işin bir de o boyutu var aslında hani sadece bizim kendimizi kaybetmemiz değil başkalarının da bizi birer veri noktası olarak görmesi var. Aman neyse. Kimin umurunda ki zaten.

A surreal depiction of a person's head dissolving into a cascade of numbers and graphs, suggesting the overwhelming nature of data and metrics.

Şimdi mesela düşünsene bir anı yaşıyorsun hani böyle gerçekten içten gelen bir gülme ya da gözünden akan bir damla yaş ya da ne bileyim sevdiğin birinin elini tuttuğunda hissettiğin o sıcaklık ya da şöyle gökyüzüne bakıp iç geçirdiğin o an şimdi bu anların metrik karşılığı ne? Hani bunun bir skoru var mı bir puanı var mı ya da bir uygulama sana bu anları yaşattı mı yaşatabilir mi? Hayır bence asla yaşatamaz işte asıl mesele de bu. Biz o anları kaybettik sanırım ya da kaybetmek üzereyiz.

Bu sürekli ölçme biçme manyaklığı bizi insandan alıp bambaşka bir şeye dönüştürüyor sanki evet bir yazılımcı olarak ben de veriyi severim hani analizi de severim ama bu artık işin suyunu çıkardı gibi hissediyorum ya da ne bileyim ben mi eski kafalı kaldım acaba. Aslında tam tersi ben teknolojiye aşık bir adamım yeni çıkan her şeyi denerim ama bazı noktalarda diyorum ki yeter artık hani bu kadar da değil.

Gerçekten bazen oturduğum yerde düşünüyorum ya ne yapıyoruz biz ne ara bu hale geldik hani eskiden böyle miydi hayat yoktu ki böyle şeyler insanlar yine yaşıyordu yine mutlu oluyordu yine üzülüyordu eee bu rakamlar bize ne kattı şimdi söyler misin? Daha mı huzurlu olduk daha mı az stresliyiz daha mı çok gülüyoruz ya da daha mı iyi uyuyoruz? Bilmiyorum. Belki de haklılardır hani bazıları diyordur ya bu gelişim için gerekli falan filan. Gelişim mi? Neyse… Gidip bir çay koyayım en iyisi.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x