Rekabette Alıcı Odaklı Fiyat Dönemi Başlıyor: Hızlı ve Akıllı Seçimler İçin Stratejiler

Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin enerji ve lojistik dengelerini yeniden şekillendirdiğini ifade etti. Bu süreç, kısa vadeli fırsatların ötesinde çok katmanlı bir dönüşüm vaat ediyor. Enerji arz güvenliği ve nakliye konularındaki belirsizliklerin Türkiye’nin lojistik merkez olma potansiyelini güçlendirdiğini belirtti.
“Irak’ın petrol akışını Türkiye üzerinden daha etkin kullanma amacı ve Kalkınma Yolu gibi projelerin ivme kazanması, ülkemizi sadece bir transit ülke olarak görmenin ötesine taşıyor; bölgesel ticaretin ve enerji akışının merkezi haline gelebilecek stratejik bir olanak sunuyor,” diye konuştu Kadooğlu. Jeopolitik avantajların kısa vadeli kazançlarla sınırlı kalmaması ve uzun vadede rekabet gücüne dönüştürülebilmesi için ticaret altyapısının, finansman ve tahsilat süreçlerinin yanı sıra sınır kapılarındaki operasyonel akışın da güçlü ve öngörülebilir olması gerektiğini vurguladı.
“Bazı pazarlarda daha yoğun bir rekabetle karşılaşacağız” başlığı altında konuşmasını sürdüren Kadooğlu, bölgesel ticarette lojistik ve güzergâh değişikliklerinin rekabet baskısını artıracağını ifade etti. Irak ile Suriye arasındaki yaklaşık 14 yıldır kapalı kalan sınır kapılarının yeniden açılması ve alternatif transit hatlarının devreye girmesi, bölgesel ticaretin toplam hacmini büyütme potansiyeli taşıyor. Türkiye açısından mevcut lojistik üstünlüğün daha rekabetçi bir zemine taşınması ise olası adımlardan biri olarak görülüyor.
Bugüne kadar sadece belirli bir zorunluluk nedeniyle Türkiye üzerinden yürüyen ticaretin, şimdi alternatif koridorların varlığıyla çok merkezli bir yapıya kayması söz konusu olabilir. Yeni güzergâhların maliyet ve süre avantajları sunması, Türk ihracatçılarını bazı pazarlarda daha sıkı rekabetin içine çekebilir. Bu süreçte lojistik hatları kadar, aynı pazarlara ulaşan tedarikçi sayısı ve çeşitliliği de artıyor; bu durum özellikle Afrika ve Orta Doğu pazarlarında fiyat hassasiyetinin daha belirginleşmesine yol açıyor.
Bu nedenle Orta Doğu’ya açılan gümrük kapılarının kapasiteyi tam olarak kullanabilmesi ve kesintisiz çalışması, mevcut hatların hız ve maliyet avantajını koruyacak şekilde güçlendirilmelidir. Türkiye’nin “doğal tedarikçi” olma konumunu pekiştirecek politikaların sürdürülmesi kritik öneme sahip.






