İşyeri Açmak İçin Testten Geçme Zorunluluğu Hakkında Baran’ın Görüşü ve Ticaretle İlgili Yasaların A’dan Z’ye Yeniden Değiştirilmesi

Son dönemde Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, fırsatçı uygulamaların tüm ticaret camiasına zarar verdiğini vurguluyor. Fiyat artışlarıyla vatandaşın ve üreticinin güveninin sarsıldığını belirterek, ticaret yasalarının baştan sona yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade ediyor. Marketlerin 7 liraya mal ettiği biberleri 200 liranın üzerine çıkarması gibi pratik örnekler üzerinden rekabetin nasıl bozulduğunu dile getiriyor ve bu durumun kalıcı çözümü için Anayasa’ya işaret ediyor: ticaretle ilgili kurallar netleşmeli ve vergi gönüllü uyumunu bozacak nitelikte aflar artık uygulanmamalı.
Baran, stokçuluk ve fahiş fiyat konularında net tarifler konulmadığı sürece denetimlerin yalnızca cezai yaptırımlara dönüşeceğini, işletmelerin ise adil bir testten geçmesini talep ediyor. “Bir işletme açılırken hangi kriterlerle değerlendirilmesi gerekir? Sermaye, kapasite, pazardaki konumu ve benzeri somut göstergeler testin temel unsurları olmalı” diyor. Bu yaklaşım, kayıt dışılığın azaltılması ve vergi uyumunun artması için gerekli bir başlangıç olarak görülüyor.
Vergi aflarının ticari ahlaka zarar verdiğini savunan Baran, planlı bir yol haritası olmadan bu tür adımların etkisiz kaldığını ifade ediyor. Enflasyonun derinleşmesi ve bunun sonucunda işletme sermayelerinin zayıflaması, bankalara olan bağımlılığı artırıyor. Bu nedenle Baran, yatırım kararlarının uzun vadeli görünümle yapılması gerektiğini ve kısa vadeli teşviklerin uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
“Ticarette yeni bir anayasa gerekli” görüşünü tekrarlayan Baran, üretim ve ticaretin düzenlenmesi için kuralların sektöre özel olması gerektiğini savunuyor. Vergi oranlarının düşmesi, tabana yayılması ve vergi gelirlerinin güçlenmesiyle ekonominin istikrarlı bir zemine oturacağını ifade ediyor. Kayıtdışılıkla mücadelede, kayıtlı işletmelerin ödemelerini zamanında yapanlara kolaylıklar sağlanmasının öncelikli hedeflerden biri olması gerektiğini vurguluyor.
İş yaparken adil rakip olmaya odaklanılmalı diyen Baran, enflasyon nedeniyle artan maliyetlerin yatırımları engellediğini ve insanların mal varlıklarını artırmak yerine lüks harcamalara yöneldiğini belirtiyor. Banka kredilerinin maliyetli ve zorlayıcı olduğu bir ortamda, işletmelerin rekabette geride kalmaması için destek mekanizmalarının adil bir şekilde uygulanması gerektiğini de dile getiriyor.
“İşini düzgün yapanlar şu anda zorluklar yaşıyor” diyen Baran, denetimlerle sonuca ulaşmanın mümkün olduğuna inanıyor; fakat bunun için önce sistemin sağlam kurallara bağlanması gerektiğini vurguluyor. Her sektör için özgün kurallar geliştirilmesini ve bu kurallara uyulmayanlara kararlı yaptırımlar uygulanmasını savunuyor. Amacının ticaret erbabının itibarını korumak olduğunu, sahtekarlığın değil ticaretin hak ettiği saygıyı görmesini istediğini ifade ediyor.
Planlı bir işletme sayısı ve sermaye dengesi konusuna da dikkat çeken Baran, bir semtteki işletmelerin sayısının ihtiyaçtan fazlaya çıkmasının haksız rekabete yol açabileceğini belirtiyor. Sermaye büyüklüğüyle örtüşen iş hacmi talebinin önemine vurgu yapıyor; büyük ölçekli işlere girebilecek potansiyeli olan işletmelerin sınırlandırılması gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşımın, ihracat yapanların yurt dışı işlemlerinde karşılaşabilecekleri bürokratik engelleri azaltacağı ve devletin kaynaklarını daha verimli kullanacağı yönünde mulakatını paylaşıyor.












