Açık Kaynak, Kapalı Cüzdan: Özgür Yazılımın Yeni Zincirleri ÖZET: Bir zamanlar dijital özgürlüğün kalesi sayılan açık kaynak hareketi, şimdi kurumsal çıkarla…

Açık Kaynak: Zincirler, Cüzdanlar
Şimdi şöyle bir şey var biliyor musun bazen öyle yoruluyorum ki bu ‘ilerleme’ denilen şeyin aslında bizi nereye götürdüğünü düşünmekten– hani o ilk zamanlar vardı ya gençtik daha böyle gözümüz parlıyordu aman Tanrım ne özgürlükler ne potansiyeller vardı yazılım dünyasında her şey açık her şey şeffaf herkes katkıda bulunur kimsenin bir çıkarı yoktu sanki yani tam öyle olmasa bile en azından ruhu buydu işin- evet o ruh şimdi nerelere gitti ben de bilmiyorum bazen bir oturuyorum eski bir Linux dağıtımının CD’sini buluyorum çekmecemde böyle tozlu mordu bir an geliyor lan ne güzel günlerdi diyorum kendi kendime sonra bir açıyorum bugünlerde kullanılan popüler bilmem ne açık kaynak denilen aracı bir bakıyorum logosunda kocaman kurumsal bir şirket logosu var ya da öyle bariz değil ama hissediyorsun anladın mı o soğuk para kokusu var sanki klavyenin tuşlarında hissediyorum ben bu şeyleri belki de takıntılıyım bilmiyorum.
Geçenlerde ya ben bunu anlatmış mıydım dur sanki anlatmadım hatta neyse. Geçen markette sıra beklerken aklıma geldi adamın biri böyle son model bir telefon almış yeni çıkmış falan filan gösteriyor işte arkadaşına bak bunda şu özellik var bunda bu özellik var benim kulağım da takıldı ister istemez hani ben de teknoloji meraklısıyım ya biraz incelemeyi severim böyle şeyleri ve adam bir şey dedi abi dedi buna bilmem ne uygulamayı kuramıyorsun çünkü firma kapatmış yani tam olarak bu kelimeleri kullanmadı tabii de özü buydu anladın mı kapalı sistem abi her şey kapalı sanki öyle olması gerekiyormuş gibi hayır o telefonun içindeki işletim sisteminin çoğu kodu açık kaynak değil miydi ya da ne bileyim altyapısındaki bir sürü araç açık kaynak değil miydi hani nerede o özgürlük nerede o istediğini yapma potansiyeli ne bileyim insan bazen çıldıracak gibi oluyor böyle saçmalıklar yüzünden.
Yani açık kaynak dediğimiz şey bir zamanlar gerçekten bir kale idi, bir sığınaktı hani o büyük şirketlerin kapalı kutularından kurtulmak isteyen herkes için ama şimdi ne oldu biliyor musun o kalenin içinden fethedildi kale diyorum bak bu önemli kalenin dışından saldırmadılar direkt içeri sızdılar yavaş yavaş ve şimdi o kale onların kalesi haline geldi bizim değil artık yani eskiden bizim dediğimiz şeyler şimdi onların oldu ne kadar ironik değil mi. Ya mesela bir yazılım düşünüyorsun inanılmaz kullanışlı bir topluluk tarafından geliştirilmiş hiçbir ticari kaygı yok başında sonra bir anda bir X şirketi geliyor tamam mı o yazılımı alıyor hop diyor bu artık bizim diyor sonra ne oluyor geliştirme yönü değişiyor bir bakıyorsun bir hafta sonra bir özellik geliyor sana premium bilmem ne diye satıyorlar hatta o yazılımın bir parçası olmaya başlayan reklamlar ne bileyim veri toplama algoritmaları falan filan bunlar hep böyle sinsi sinsi giriyor hayatımıza farkında bile olmuyoruz aslında.

Bu olaylar beni bayağı rahatsız ediyor çünkü biz bir şey için savaştık zamanında hani özgürlük dedik seçme hakkı dedik yazılımın insanlığa hizmet etmesi gerektiğini söyledik şimdi ne oldu şimdi bu idealin içini boşalttılar tamamen boşalttılar ve yerine hani böyle parlatılmış ama içi kof bir şey koydular sana diyorlar ki bak bu da açık kaynak diyor ama altına imzasını attığın o kullanıcı sözleşmesini okusan aslında hiçbir şeyin özgür olmadığını görürsün ya da ne bileyim her hareketinin takip edildiğini göreceksin orada bu çok tehlikeli bir gidişat ve kimse de pek sesini çıkarmıyor gibi geliyor bana ya da ben mi öyle görüyorum bilmiyorum belki de ben yaşlandıkça daha da huysuzlaşıyorumdur.
Şey bu arada hani bazen diyorlar ya efendim yazılım mühendisleri çok para kazanıyor falan tamam doğru bir yere kadar ama mesele para değil ki her şeyin paraya dönüştürülmesi meselesi asıl beni üzen yani bir şeyi özgürce yapabilme şansımızın elimizden alınması meselesi bir hobinin bir tutkunun bir felsefenin metaya dönüştürülmesi bu nasıl bir şey ya. Sanki bir ressamın tablosunu alıp üstüne kendi logosunu basıp satması gibi bir şey yani hatta ondan daha kötü çünkü yazılım yaşayan bir şey sürekli değişen bir şey onun ruhunu çalıyorsun resmen.
Bazı insanlar da çıkıp diyor ki e ne var bunda Memduh abi diyorlar şirketler de para kazanacak sonuçta bu kadar emeğin karşılığı yok mu diyorlar haklı olabilirler belki de evet haklı olabilirler ama mesele o emeğin nasıl karşılık bulduğu ve o karşılığın neye mal olduğu yani özgürlüğümüzden mi çalınıyor bu karşılık ha bunu kimse konuşmuyor. Adam diyor ki ben bu açık kaynak projeyi alıp milyon dolarlık bir işe çevirdim sen de faydalanıyorsun diyor ama o faydalanma esnasında ben o yazılımın içindeki bir kodu değiştirmek istediğimde pat diye karşıma bir duvar çıkıyor çünkü artık o kodu değiştirmemin ya da o kodu istediğim gibi kullanmamın bir bedeli var bir lisans anlaşması var bir sürü şart var yani o yüzden hani o haklılık payı da bir yerden sonra anlamsızlaşmıyor mu sizce de.

Hani bir de şey var ya bu “açık çekirdek” (open core) muhabbeti var biliyorsunuzdur mutlaka yani çekirdek kısmı açık kaynak tamam harika ama asıl iş yapan asıl değerli olan o eklentiler o özellikler o entegrasyonlar kapalı ve parayla satılıyor hatta bazen öyle saçma yerlere geliyor ki o kapalı kısımlar olmadan çekirdek dediğin şeyin hiçbir anlamı kalmıyor hani o kadar anlamsız bir hale geliyor yani sanki sana boş bir kabuk verip al bu senin özgürlüğün ama içini doldurmak için para ödemelisin demeleri gibi bir şey oluyor bu ne bileyim bu nasıl bir özgürlük anlamadım ben hala.
Bu aslında biraz da donanım işine benziyor ha ben severim böyle donanım incelemeyi yeni çıkan ekran kartları işlemciler falan filan ama mesela bir telefon alıyorsun diyelim çok iyi özelliklere sahip ama içinde kendi istediğin işletim sistemini kuramıyorsun çünkü kilitli çünkü firma izin vermiyor çünkü güvenlik bilmem ne bahaneleriyle seni kısıtlıyorlar aynı mantık yazılıma da işledi resmen yani özgürlüğünü kısıtlıyorlar senin sanki sen bu ürünü satın almadın da kiraladın ve onlar da senin efendinmiş gibi. Eski bilgisayarları hatırlıyorum bazen böyle bir P III işlemcili makinem vardı mesela yıllar önce istediğim işletim sistemini kurardım istediğim gibi oynardım kurcalardım kurcalardım hani boz












