Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • Yeşil Aklama Soygunu: Kutudan Şarj Aletini Çalıp ‘Doğa’ Dediler

Yeşil Aklama Soygunu: Kutudan Şarj Aletini Çalıp ‘Doğa’ Dediler

31 Ocak 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 61

Yeşil Aklama Soygunu: Kutudan Şarj Aletini Çalıp ‘Doğa’ Dediler

Geçenlerde masamın üzerine, neredeyse bir asgari ücreti gömüp aldığım o meşhur “amiral gemisi” telefonun kutusu geldi. Heyecan var tabii, teknolojiye aşığız, kod yazmaktan şişmiş gözlerimiz yeni bir ekran görünce parlıyor. Ama kutuyu elime alınca bir gariplik hissettim. Hani o eski telefon kutularının verdiği tokluk hissi, o “ben buradayım” ağırlığı yok. Sanki içeriden bir şeyler eksilmiş de, bana marketten alınan diyet bisküvi paketi gibi hafifletilmiş bir şey yollamışlar.

Kutuyu açtım. İçinden telefon çıktı, bir de boynu bükük bir USB-C kablo. O kadar. Altını kaldırdım, üstünü yokladım, yok. Adaptör yok, kulaklık zaten tarih oldu, yakında telefonu da koymayıp “hayal gücünüzle konuşun, telepati yeteneğinizi geliştiriyoruz” diyecekler diye korkuyorum. Sebep? Efendim, “Doğayı koruyoruz, karbon ayak izimizi siliyoruz.”

Yerseniz.

Bakın, ben bir yazılımcıyım. Bizim işimiz sistemdeki açıkları bulmak, optimizasyon yapmak ve mantıksız döngüleri (infinite loop) kırmaktır. Teknoloji devlerinin bize sunduğu bu “çevreci” argüman, benim debug ekranımda kocaman bir “ERROR” veriyor. Çünkü bu yapılan, doğa sevgisi falan değil; bu düpedüz, Excel tablolarında kâr marjını artırmak için yapılmış, üzerine yeşil boya dökülmüş bir soygundur.

A split comparison illustration. On the left, a bulky, older generation smartphone box overflowing with accessories like a charger, earphones, and manuals. On the right, a hyper-slim, modern smartphone box containing only the phone, looking empty. In the background, a greedy corporate hand is taking the charger away from the box.

Lojistik Matematiği ve Palet Hesabı

Gelin size bu işin arka planındaki gerçek mühendisliği anlatayım. Olay, kutudan çıkan 50 gramlık plastik ve silikon yığını değil. Olay, o kutunun hacmi. Kutuyu yarı yarıya incelttiklerinde ne oluyor biliyor musunuz? Bir uçak paletine, eskiden 1000 telefon sığdırırken şimdi 2000 telefon sığdırıyorlar. Lojistik maliyeti yarıya iniyor. Gemide, uçakta, tırda taşınan mal miktarı ikiye katlanıyor.

Peki, bu lojistik tasarrufu fiyata yansıyor mu? Hayır. Telefon yine aynı fiyata, hatta enflasyon bahanesiyle daha pahalıya satılıyor. Şirket, kargo masrafından milyonlarca dolar kâr ediyor. Biz de “Ah ne güzel, kutup ayıları kurtuldu” diye seviniyoruz. Halbuki kurtulan tek şey, şirketin hissedarlarının temettüleri.

Ayrı Satılan Adaptörün Karbon Ayak İzi Yok mu?

Hikayenin en komik, daha doğrusu trajikomik kısmına geliyoruz. Şirket diyor ki: “Zaten herkesin evinde eski şarj aleti var.”

Bir dakika orada dur. Benim çekmecemde duran o 5 Watt’lık, tarihi eser niteliğindeki adaptörle, senin bana sattığın 5000 mAh bataryalı, 45 Watt hızlı şarj destekli canavarı şarj etmemi mi bekliyorsun? O adaptörle o telefonu şarj etmek, Ferrari’ye tüp taktırmak gibidir. Telefonun “Hızlı Şarj” özelliğini kullanmak için ne yapmam lazım? Gidip mağazadan ya da internetten yeni nesil, güçlü bir adaptör satın almam lazım.

İşte paradoks burada başlıyor. Ben o adaptörü ayrıca sipariş ettiğimde ne oluyor?

1. O adaptör, kendi başına ayrı bir karton kutuya konuyor.
2. O kutu, koruyucu plastiğe sarılıyor.
3. Üzerine kargo poşeti geçiriliyor.
4. Bir kurye, motoruna veya aracına atlayıp sadece o adaptörü getirmek için trafiğe çıkıyor.

Hani karbon ayak izini siliyorduk? Telefonun kutusunda gelseydi, zaten telefonla aynı yolu katedecekti. Şimdi o adaptör için ekstra ambalaj, ekstra lojistik, ekstra yakıt harcandı. Bu mu sizin çevreciliğiniz? Buna bizim sektörde “spaghetti code” denir; bir yeri düzelteyim derken sistemi daha karmaşık ve verimsiz hale getirmek.

A satirical illustration showing a delivery truck emitting smoke, delivering a tiny package containing a single power adapter to a house. The house is already filled with useless old cables. The sky is grey, emphasizing pollution, contrasting with a 'green leaf' logo on the package.

Kullanıcı Deneyimi (UX) Çöküşü

Apple bu furyayı başlattığında Samsung önce dalga geçti, reklamlar yayınladı. “Bizde adaptör var” diye hava attı. Sonra ne oldu? O reklamları sessiz sedasız sildiler ve bir sonraki modelde onlar da adaptörü kutudan çıkardı. Teknoloji dünyasında omurga, ne yazık ki USB kabloları kadar çabuk bükülebiliyor.

Son kullanıcı olarak yaşadığımız deneyim tam bir fiyasko. Binlerce dolar verip “Premium” bir cihaz alıyorsunuz, ama kutuyu açınca hissettiğiniz şey eksiklik. Çocuğuna oyuncak alıp pilini almayı unutan baba gibi kalıyorsunuz ortada. “Abi bu telefon 120Hz ekran tazeliyor, uzayı çekiyor” diyorsun, ama şarjın bitince “Abi kimde Type-C başlık var?” diye ofiste dileniyorsun.

Üstelik verdikleri kablo da çoğu zaman en düşük standartta. Veri aktarım hızı yerlerde sürünen, iki bükmede kopacak gibi duran, “biyobozunur” adı altında elinizde parçalanan kablolar. Hızlı şarjı destekleyen, ısınmayan, GaN (Galyum Nitrür) teknolojili düzgün bir adaptör almak isterseniz, pamuk eller cebe, bir 50-60 dolar daha bayılacaksınız.

Sonuç: Bizi Aptal Yerine Koymayın

Ben teknolojiye karşı değilim, israfa da karşıyım. Eğer gerçekten doğayı düşünselerdi, şarj girişlerini on yılda bir değiştirip bizi kablo çöplüğüne mahkum etmezlerdi. Eğer dertleri dünya olsaydı, tamir edilebilirliği artırırlar, batarya değişimini kolaylaştırırlardı ki telefonları 2 sene değil 5 sene kullanalım.

Ama dert bu değil. Dert, aksesuar pazarını büyütmek. Kutudan çıkan her şeyi paralı hale getirmek. Bu stratejiye “çevrecilik” kılıfı uydurmak ise zekamızla alay etmektir. Buna “Greenwashing” (Yeşil Aklama) deniyor ve teknoloji devleri bu işi, işletim sistemlerini güncellediklerinden daha sık yapıyorlar.

Özetle; kutudan şarj aletini çaldınız, tamam. Kârınızı katladınız, ona da tamam, kapitalizmdir der geçeriz. Ama bari gözümüzün içine baka baka “Sizin geleceğiniz için yaptık” demeyin. Biz o adaptörü ayrıca satın alırken çıkan kargo poşetinin hışırtısında sizin samimiyetsizliğinizi duyuyoruz.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x