Yargıtaydan Emsal Karar: Kiracıyı Haksız Buldu

Bir işletmeci, 2019 yılında Tekirdağ’da 47 odalı bir tesisi kira karşılığında işletmeye almıştır. Sözleşmede tesisin tam ve mükemmel durumda olduğu belirtilmesine rağmen, altyapı sorunları nedeniyle tesis talep edilen kapasitede çalışamamıştır. Hizmet kalitesinde yaşanan düşüklük, müşterilerin olumsuz yorumlar yapmasına ve rezervasyon kayıplarına neden olmuştur. İşletmeci, iyileştirme amacıyla yüksek giderler yüklenmiş olsa da, bildirim yapılmadan kira sözleşmesini feshedip tesisi tahliye etmiştir.
Kiracı, kiralananın ayıplı olduğuna dair iddiasını, müşteri memnuniyetsizliği ve itibar kaybını gerekçe göstererek zararlarının tazmini için dava açmıştır. Davalı sahip ise, kiracının tesisini görüp beğendiğini, mevcut kabulünü ve tam kapasiteyle çalışamadığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemeler süreci, kira sözleşmesinin Şubat 2019’da imzalandığını ve olayla ilgili delil tespitinin en yoğun doluluk dönemlerinde değil de Aralık 2019’da yapıldığını göstermiştir. Ayrıca tahliye için ayıp bildiriminde bulunulmadığı ve otelin hizmet vermeye devam ettiği belirtilmiştir.
İstinaf yoluyla görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, taraflar arasındaki uzun süreli kullanım süreci ve kullanımdaki olası hataların bulunanları nedeniyle başvuruyu reddetmiştir. Buna karşı yapılan itiraz üzerine konu Yargıtay’a taşınmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, derece mahkemelerinin kararlarını hukuka uygun bulmuş ve onamıştır. Kararda, kiralananın ayıplı olduğuna dair bildirimin geciktirilmesi ve davacının tahliye süresi boyunca sessiz kalması nedeniyle, ayıbın giderilmesi için davalıya yönelik usul açısından hak düşürücü bir ihbar bulunmadığına vurgu yapılmıştır. Ayrıca sözleşmede kiralananın “tam ve mükemmel durumda olduğunun” ifade edildiği, kiracı tarafından mevcut durumun kabul edilerek kullanıldığı üzerinde durulmuştur.
KARARIN ÖNE ÇIKARDIĞI NOKTA Yargıtay, “bildirim yapılmaması” gerekçesinin temyiz gerekçesi olarak ele alınamayacağını ve taraflar arasındaki ilişkinin kira süresi içinde davacının sessiz kalmasıyla sonuçlandığını belirtmiştir. Sonuç olarak, mahkeme kararları hukuka uygun bulunarak onanmıştır.






