Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • Yapay Zeka Soslu Vasatlık: Tost Makinesinin Neden Düşünmesine Gerek Yok?

Yapay Zeka Soslu Vasatlık: Tost Makinesinin Neden Düşünmesine Gerek Yok?

04 Şubat 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 56

Sabahın köründe, henüz afyonum patlamamışken mutfağa girip kendime bir dilim kızarmış ekmek hazırlamak istedim. Alt tarafı ekmek, ısı ve zaman. Üç değişkenli basit bir denklem. Ama hayır, benim yeni nesil, “yapay zeka destekli” tost makinem öyle düşünmüyor. Ekmeği kızartmadan önce benden Wi-Fi şifresini güncellememi istedi. Yanlış duymadınız. İçindeki rezistansı ısıtmak için önce Silikon Vadisi’ndeki bir sunucuya “ping” atması gerekiyormuş beyefendinin. Ekranda dönüp duran o yükleme çubuğuna bakarken kendi kendime sordum: Biz ne ara bu noktaya geldik?

Hani teknoloji hayatımızı kolaylaştıracaktı? Şu an elimde, ekmeği yakmamak için “derin öğrenme” algoritmaları kullandığını iddia eden ama fişi çekip takmadan çalışmayan 500 dolarlık bir metal yığını var. İşte bugün, Memduh Biçer olarak klavyemin başına geçip, bu teknolojik akıl tutulmasını, bu “her şeye AI (Yapay Zeka) sıkalım, nasılsa satar” zırvasını masaya yatırıyorum. Kemerlerinizi bağlayın, biraz kod satırlarının arkasındaki o pazarlama çöplüğüne dalacağız.

Zeka Pırıltısı mı, Pazarlama Kurnazlığı mı?

Son birkaç yıldır teknoloji fuarlarını gezerken mideme kramplar giriyor. Eskiden fuarlarda gerçekten işe yarayan, “Vay be, adamlar yapmış!” dediğimiz mühendislik harikaları görürdük. Şimdi ise durum içler acısı. Standın birinde “AI Destekli Diş Fırçası” görüyorum. Neymiş efendim, fırçalama alışkanlıklarımı analiz edip bana mobilden bildirim gönderiyormuş. Yahu kardeşim, diş fırçası bu! Ağzına sokarsın, sağa sola oynatırsın, biter. Benim diş fırçamın beni yargılamasına, sabahın köründe “Dün gece sol alt azı dişini ihmal ettin Memduh, performansın düştü” diye trip atmasına ihtiyacım yok.

Bir yazılımcı olarak size şu sırrı vereyim: Bu cihazların %90’ında “Yapay Zeka” dedikleri şey, aslında basit bir “if-else” döngüsünden ibaret. Yani, “Eğer kullanıcı düğmeye basarsa, çalış.” Bunu süsleyip püsleyip, üzerine “Neural Engine” etiketi yapıştırıp, fiyatı üç katına çıkarıyorlar. Ortada bir zeka yok, ortada sadece borsadaki hisse değerlerini şişirmek isteyen CEO’ların açgözlülüğü var. Yatırımcı sunumlarında “AI stratejimiz var” diyebilmek için, buzdolabına bile gereksiz çipler takıyorlar.

Buzdolabım Benimle Neden Sohbet Ediyor?

Geçenlerde bir arkadaşım, o meşhur dokunmatik ekranlı buzdolaplarından almış. Evine gittim, mutfakta bir gerginlik var. “Ne oldu?” dedim. “Sorma,” dedi, “Buzdolabı güncelleme alırken çöktü, kapağı kilitledi, içindeki peynirleri rehin aldı.” Gülsem mi ağlasam mı? Bir beyaz eşyanın “boot loop”a (açılış döngüsü) girmesi ne demek? Soğutmak gibi kutsal ve tek bir görevi olan cihazı, neden içine Twitter (pardon, X) yüklenmiş bir tablete çeviriyorsunuz?

Üreticiler, “Akıllı Ev” konsepti altında bize aslında “Bakıma Muhtaç Ev” satıyorlar. Eskiden bir ütü alırdınız, evladiyelik olurdu. Bozulursa mahalledeki elektrikçi Niyazi Amca iki lehim atar, düzeltirdi. Şimdi? Ütünün sunucu bağlantısı koptu diye buhar vermediğini düşünün. Yazılım desteği kesildiği için çöp olan donanımlar mezarlığına dönüyoruz. Bu, planlı eskitmenin en sinsi, en dijital hali. “Abonelik sistemiyle çalışan fırın” fikri kulağa distopik bir şaka gibi geliyor ama inanın bana, o toplantı odalarında bunlar ciddi ciddi konuşuluyor.

İşlevsizlik Senfonisi

Sorun sadece fiyat ya da gereksizlik değil; sorun bu özelliklerin cihazın asıl işlevini bozması. Bir su ısıtıcısının (kettle) tek bir düğmesi olmalıdır: Kaynat. Eğer ben o suyu kaynatmak için telefonumun kilidini açıp, uygulamayı bulup, Bluetooth eşleşmesini bekleyip, sonra sanal bir düğmeye basmak zorundaysam, bu teknoloji değildir. Bu, işkencedir. Bu, tekerleği yeniden icat edip onu kare yapmaktır.

Buna “özellik yorgunluğu” (feature fatigue) diyoruz. Mühendisler, kullanıcı deneyimini (UX) iyileştirmek yerine, pazarlama departmanının “Broşüre ne yazacağız?” baskısıyla ürünü şişiriyorlar. Sonuç? Menüler arasında kaybolan, dokunmatiği algılamayan, sürekli bildirim gönderen ve asıl işini yarım yamalak yapan cihazlar. Benim çamaşır makinem deterjanın bittiğini Amazon’dan sipariş vererek çözmeye çalışacağına, önce o lanet olası sıkma programındaki gürültüyü çözsün. Öncelik sıralaması tamamen şaşmış durumda.

Aptal Cihazlara Dönüş Çağrısı

Belki de artık “akıllı” takıntımızı bir kenara bırakıp “dürüst” cihazlara dönmemiz gerekiyor. Ben, bana hava durumu raporu sunan bir ayna istemiyorum. Ben, yüzümdeki sivilceyi net gösteren bir ayna istiyorum. Ben, içinde kamera olan ve bana yumurtaların fotoğrafını çeken bir buzdolabı istemiyorum; kapağını açıp baktığımda soğuk hava yüzüme çarpsın istiyorum.

Teknoloji düşmanı değilim, aksine, kod yazarak hayatımı kazanıyorum. Ama tam da bu işin mutfağında olduğum için, yemeğin içine ne kadar gereksiz baharat atıldığını görüyorum. Yapay zeka muazzam bir araç; kanser teşhisinde, veri analizinde, otonom sürüşte devrim yaratıyor. Ama tost makinesinde? Hayır. Orada duracaksın.

Sonuç olarak sevgili okur, bir sonraki elektronik alışverişinizde o cafcaflı “AI Powered” etiketlerine kanmayın. Kendinize şu soruyu sorun: “Bu cihazın internete bağlanması benim hayatımı gerçekten kolaylaştıracak mı, yoksa bana yeni bir dert mi açacak?” Cevabın çoğu zaman ne olduğunu biliyorsunuz.

Ben şimdi gidip eski usul, döküm tavamda ekmeğimi kızartacağım. Wi-Fi şifresi istemiyor, güncelleme almıyor ve inanın bana, ekmeğin tadı çok daha güzel.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x