Trumptan Papa 14. Leoya: Özür Dileyecek Bir Şey Yok – Tarafsız Haber Başlığı

Trump, Beyaz Saray’a teslim edilen hızlı bir siparişin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Papa 14. Leo’nun Cezayir ziyaretine dair anıları hatırlatılarak, aralarındaki çatışmalı söylemler üzerine net ifadeler kullandı. Trump, Papa Leo’nun İran konusundaki görüşlerini eleştirdi ve kendisinin bu meselede ABD’nin tutumunu savundu: nükleer silaha sahip bir İran’a izin verilemez. Kendini savunan Trump, Papa Leo’ya karşı açıkça karşı çıktı ve bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğini belirtti. Hazreti İsa’yı anımsatan ama paylaşımı sonrası sildiği görsel üzerinden kendisini yüceltmeye çalıştığı yönündeki iddiaları da reddetti; amacının kendisini Tanrı’ca bir figüre dönüştürmek olmadığını vurguladı. Ayrıca kendisini Kızılhaç görevlisi bir ‘şifacı’ olarak betimleyen bu anlatıya da sadece o rolü üstlendiğini söyledi.
Vatikan ile ABD arasındaki ilişkinin gerilimi, son dönemde basında çıkan haberler ile güç kazandı. The Free Press’in 6 Nisan’daki yazısı, Papa 14. Leo’nun, Ocak ayındaki konuşmasında “güce dayalı diplomasiyi” eleştirmesi üzerine Pentagon Müsteşarı Elbridge Colby’nin, Vatikan Büyükelçisi Kardinal Christophe Pierre’e sert uyarılar yönlendirdiğini iddia etti. Bu gelişmenin ardından Papa, 11 Nisan’da Aziz Petrus Bastia’sında barış mesajı verirken güç ve para tapınmasına karşı olduğunu belirtti. Trump da bu süreçte kendi hesaplarından yaptığı paylaşımlarda, Papa’nın nükleer silahlar konusunda zayıf kalmakla suçlandığını ileri sürdü ve Papa’nın ABD çıkarlarına hizmet eden bir figür olarak görüldüğünü iddia etti.
İzleyen günlerde Trump’ın açıklamaları, kendisini Hazreti İsa gibi tasvir eden bir görselin paylaşılmasıyla devam etti; ancak paylaşım sonrası bu görselin kaldırıldığı ortaya çıktı. Trump, amacının kendisini dini bir simgeye dönüştürmek olmadığını bir kez daha vurguladı ve rolünü sadece bu yönde kısıtlı tuttuğunu belirtti.
Papa 14. Leo, Trump’ın eleştirilerine cevap verirken Cezayir’e hareket ederken gazetecilere yaptığı açıklamada, “Trump yönetiminden korkmuyorum. Ben siyasetçi değilim. İncil’i konuşuyorum. Bu yüzden savaşa karşı yüksek sesle konuşmaya devam edeceğim. Onunla bir tartışmaya girmeye niyetim yok” ifadesini kullandı ve diyalog ile istikrar arayışının altını çizdi.
Vatikan-ABD ilişkilerinde tansiyonun yükseldiğine işaret eden bağlam ise iki taraf arasındaki fikir ayrılıklarının yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını gösteriyor. İlk baştaki haberler ve tartışmalı açıklamalar, ülkeler arasındaki diplomatik iletişimin sınırlarını yeniden şekillendirmiş durumda.












