Toplu İşten Çıkarma Nedir ve İş Hayatına Etkileri

Son dönemde Amazon, UPS ve Pinterest gibi küresel markaların toplu işten çıkarma kararları, ABD iş gücü piyasasında hafifleyen bir büyüklüğü yeniden gündeme taşıdı. On binlerce çalışanın etkilenmesi, ABD Merkez Bankası başta olmak üzere faiz politikalarına dair tartışmaları alevlendirdi ve ekonominin bir yavaşlama sürecine girdiğini gösterdiğini düşündürdü. Yapay zekâ nedeniyle dönüşüm kaygısının özellikle teknoloji sektöründe yükseldiği bu dönemde ekonomistler, bu tür çıkışların genelleştirilmeden ele alınması gerektiğini belirtiyorlar. Georgetown Üniversitesi’nden Harry Holzer ise şu an için Amazon ve UPS gibi devlerin istisna niteliğinde olduğunu ifade ediyor; kalıcı ve yaygın işten çıkarmaların henüz görülmediğini vurguluyor.
Amazon geçtiğimiz hafta yaklaşık 16 bin çalışanını işten çıkaracağını duyurdu; bu karar, önceki Ekim ayında verilen 14 binlik kararın ardından geldi. Şirket, bürokrasiyi azaltma ve organizasyonu sadeleştirme amacıyla bu adımı attığını açıkladı. Pinterest ise personel sayısını %15 oranında azaltacağını açıkladı. UPS ise 2026 yılı boyunca 30 bine kadar pozisyonu kesmeyi planlıyor; CEO Carol B. Tomé, bu sürecin büyüme hedeflerini etkilemeyeceğini belirtirken CFO Brian Dykes işten çıkarmaların çoğunlukla doğal yıpranma yoluyla gerçekleşeceğini ifade etti. Şirketin yaklaşımı, yapay zekâ odaklı yeni rollere kaynak aktarımıyla destekleniyor.
İstihdam göstergelerine bakıldığında, ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun verileri 2025’te aylık ortalama 49 bin yeni iş oluşumunu işaret ediyor; bu rakam 2024’te görülen 168 binlik artışa kıyasla belirgin bir yavaşlama olduğunu gösteriyor. Ancak işsizlik oranı %4,4 gibi düşük bir seviyede kalmaya devam ediyor. Indeed Hiring Lab’den Laura Ullrich, mevcut tabloyu “az işe alım, az işten çıkarma” dönemi olarak tanımlıyor.
Çöküş değil dengeye dönüş olarak özetlenen bu süreçte uzmanlar, iki ana nedene işaret ediyor: yapay zekâ teknolojileriyle verimlilik artışı ve pandemi sonrası aşırı büyümenin normalleşmesi. Amazon başta olmak üzere Salesforce, Lufthansa gibi şirketler, hiyerarşik sadeleşme ve üretkenlik artışı için yapay zekâyı ön plana çıkarıyor. Pandemi döneminde aşırı büyüyen kadrolar, talebin düşmesiyle birlikte yeniden gözden geçiriliyor. Holzer’e göre bu süreç, bir çöküşten ziyade olağanüstü bir dönemin ardından dengeye dönüştürme niteliğinde.
Toplu işten çıkarmalar endişe yaratsa da mevcut veriler, ABD iş gücü piyasasında sistematik bir çöküşe işaret etmiyor. Uzmanlar için esas artık, yapay zekâ çağında şirketlerin ve çalışanların bu dönüşüme ne kadar hızlı uyum sağlayabileceği ve bu uyumun iş gücü dinamiklerini nasıl etkileyeceği konularında yatıyor.






