Tom Barrack: S-400 Meselesinin Yakında Çözüleceğine Dair Görüşler ve Gelişmeler

Antalya Diplomasi Forumu kapsamında NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen bir programda konuşan ABD-İsrail-Suriye konularında uzun zamandır ses getiren görüşler paylaşıldı. Tom Barrack, Washington yönetiminin Suriye politikası kapsamında askeri varlığı azaltma yönündeki yaklaşımını vurgulayarak, ‹‹Biz asker göndermedik, askerlerimizi çektik. Yüz yıl boyunca yapılanların tam tersini uyguladık. Dün, önceki gün ve son üssümüzdeki son askerlerimizi çektik. Bu gerçekten olağanüstü bir adım›› şeklinde ifade ettiği düşünceleri öne çıkardı.
Barrack, Suriye’nin geçmişte Kürtler ve Dürzilerle yaşadığı sorunlara rağmen bugün bölgedeki en istikrarlı yerlerden biri haline geldiğini belirtti. İsrail’in güvenlik kaygılarına ilişkin soruları yanıtlarken, Şara yönetiminin İsrail’e düşmanlık yerine normalleşmeyi ve saldırmazlığı hedeflediğini vurguladı. İsrail ile Suriye arasındaki gerilimlerin sınır hattında sık sık aşıldığını, bu durumun da karşılıklı güven eksikliğinden kaynaklandığını söyledi. İsrail’in geri çekilmesi gereken tarafları hatırlattı: 1967, 1974 ve 8 Aralık hattı gibi sınırlar artık öncelik olmaktan çıkıyor. Barrack, Suriye’nin bu süreçte “görüşmeye açık olduğunu” ve bölgede farklı aktörlerle diyalog kurmayı hedeflediğini ifade etti.
Türkiye’nin Bölgedeki Rolü ve Arabuluculuk Başlıklar yerine akış içinde vurgulanan ana tema, Türkiye’nin bölgedeki en güçlü ve işleyen ekonomilerden biri olduğuna dair işaretlerdi. Barrack, Türkiye’nin nüfusu, kaynakları ve askeri kapasitesiyle bölgenin kilit aktörlerinden biri olduğuna dikkat çekti ve Erdoğan’ı etkili bir lider olarak nitelendirdi. İsrail ile Türkiye’nin ittifak dinamikleri, Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilerin yeniden şekilleneceği öngörüsünü destekledi. “Türkiye hafife alınacak bir ülke değildir” ifadesiyle, bölgesel dengelerin değişmesi gerektiğini vurguladı.
Çözümün Temel Prensibi: Refah ve Kapsayıcılık Barrack, güvenlik odaklı müdahalelerin kalıcı çözüm sağlamadığını, nüfusu ve toplulukları kapsayan kalkınma yaklaşımının ön planda olması gerektiğini dile getirdi. Hizbullah ve İran gibi aktörlerin sadece askeri çözümlerle yok edilemeyeceğini savunan Barrack, bölgesel sorunların çözümünün yerel paydaşlar ve bölgesel uyumla mümkün olacağını ifade etti. Abraham Anlaşması’nın uzun vadeli çözümler için bir çerçeve oluşturabileceğini dile getirirken, Suriye’deki sürecin Türkiye ile birlikte bir deney olarak şekillendiğini belirtti.
Ateşkes ve İstikrarın İnşası Gazze’deki ateşkes ihlallerinin sona erdirilmesi için Türkiye’nin arabuluculuk rolünün kritik olduğuna işaret eden Barrack, Türkiye’nin bu sürece dahil edilmesi gerektiğini ve Katar’ın Hamas’ı terör örgütü olarak kabul etmediği için eleştirilere maruz kalmasının, sürecin başarısını etkileyebileceğini savundu. “Eğer Hamas’ı yabancı bir terör örgütü olarak kabul etme konusunda biz aynı fikirde olsaydık, süreç çok daha farklı ilerlerdi” diye ekledi.
ABD-TÜRKİYE İşbirliği ve Bölgesel Strateji İlişkilerin son 16 ay içinde önemli ilerleme kaydettiğini belirten Barrack, F-35 programı ve S-400 konularında gelen görüş ayrılıklarına rağmen ilişkilerin kopmadığını söyledi. Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki işbirliğinin bölgedeki dengeleri etkilediğini ve taraflar arasındaki ittifakların yeniden şekilleneceğini öngördü. “İsrail, Abu Dabi ile olan ittifakını Türkiye ile genişletme olasılığına karşı daha temkinli davranabilir” diye konuştu.
İsrail-Lübnan Ateşkesi ve Liderlik Barrack, Lübnan’la İsrail arasındaki ateşkesin, “lâfızâl açıklamalar yerine sahadaki güvenlik sorunlarına odaklanması” gerektiğini ifade etti. Hizbullah ve İran’ın süreçten bağımsız olarak ele alınması gerektiğini savunan Barrack, çok taraflı bir mekanizmanın gerekliliğini vurguladı. Suriye üzerinde kalıcı istikrarın, ülke içindeki farklı din ve etnik grupların uyumlu bir biçimde var olmasıyla mümkün olacağını belirtti.









