TOBB Tarım Meclisi Başkanı Karakuş: Üretici ile Raf Arasındaki Fiyat Farkı Çok Yüksek

Sebze ve meyve fiyatlarındaki artış, üretici ve tüketici arasındaki fiyat farklarının Ticaret Bakanlığı’nın dikkatini çektiği bir döneme işaret ediyor. Yetkililer, ürünlerin tüketiciye ulaşımında aracıların rolünü daha ayrıntılı incelemeye odaklanıyor ve bu konudaki düzenlemenin gerekliliğine vurgu yapıyor. Bu yıl enflasyonun yüzde 30’a yakın olması bekleniyor, enerji maliyetlerindeki yükselişin nakliye maliyetlerini artırdığına işaret ediyor. Nakliye giderlerindeki artışların, iç pazardaki ürün fiyatlarına yansıması ise enflasyon tahminlerini yukarı çekiyor.
İç pazarda lojistik maliyetlerindeki artışlar, tedarik zincirinde kayda değer etkiler yaratıyor. Örneğin önceki dönemde 100 liralık bir ürünün nakliye payı %5 iken, şu an %15’e ulaşmıştır. Konya’dan Yunak’a mısır taşınırken önceki maliyetler ile mevcut fiyatlar arasındaki farklar belirginleşiyor ve yeni maliyetler hammadde ve son ürün fiyatlarına yansıyor. Ayrıca düşük maliyetli gemi taşımacılığına kıyasla uzak mesafeli taşımacılık da etkileyici farklar yaratıyor; bazı durumlarda ton başına nakliyede 30–50 dolar aralığında artışlar görülebiliyor.
Gübre arzında şu an bir tedirginlik yok sözleriyle Türkiye, gübre konusunda şu anda akut bir sıkıntı yaşamadığını belirtiyor. Üst gübrenin maliyeti biraz daha yüksek olsa da, sezona etkisi sınırlı kalıyor. Ancak hammadde tedarikinde uluslararası güzergahlardan gelen ürünlerin maliyet farkları, ton başına 10–15 dolar arasında değişen nakliye farklarına yol açabiliyor. Bu durum, gıda üretim süreçlerini etkiliyor ve fiyatlar üzerinde baskı kuruyor.
Marketlerin fiyat belirleme gücü, Türkiye’de kırden bir pazar düzeninin oluşmasına zemin hazırlamış durumda. Kentleşmenin hızlanmasıyla birlikte marketlerin sayısı artıyor ve tüketici talebinin yönlendirdiği fiyat politikaları, kırsaldan metropole geçişte yeni bir dinamik ortaya koyuyor. Tedarik zincirinin etkin yönetilmesi, üretici ve tüketici memnuniyetini doğrudan etkiliyor.
Türkiye bu süreçte gıda ürünlerinde konumu itibarıyla lojistik avantajına sahip bir coğrafyada bulunuyor. Ukrayna ve Rusya’nın hububat ve yağlı tohumlar için yaklaşık tedarik noktaları oluşturduğu bir dönemde Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle hammadde depolama ve dağıtım açısından stratejik bir konumda. Üst tarafta hammadde bolluğu sürerken alt tarafta gıda talebi olan bölgeler de bu dengeyi güçlendiriyor. Bu durum, yerli üretimin teşvik edilmesi ve ihracat odaklı çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Ancak bazı ürünlerde enflasyon baskısının süreceği öngörüsü, ihracat politikalarını yeniden gözden geçirmeyi gerektiriyor. Destekleyici tedbirlerle yerli üreticinin tam kapasiteyle çalışması amacıyla adımlar atılması öneriliyor.






