Malpraktis ve Komplikasyon Arasındaki İnce Çizgi

Sağlık hukukunun en çok tartışılan ve hem hekimleri hem de hastaları en çok tedirgin eden konusu kuşkusuz “Malpraktis” yani tıbbi uygulama hatalarıdır. Her olumsuz sonuç bir hata mıdır, yoksa tıbbın doğasında olan bir risk mi? Hukuk, bu iki kavramı birbirinden ayırırken “özen yükümlülüğü” kriterini temel alır.
Malpraktis; bir sağlık profesyonelinin tecrübesizliği, ilgisizliği veya hastaya gereken özeni göstermemesi sonucu standart uygulamanın dışına çıkmasıdır. Yani hekimin yapması gerekeni yapmaması veya yapmaması gerekeni yapması durumudur. Öte yandan “komplikasyon”, tıbbi müdahale sırasında her türlü önlem alınsa dahi meydana gelebilecek, önlenemez istenmeyen sonuçlardır. Hukuk kuralları gereği hekim, komplikasyondan sorumlu tutulamazken; bu komplikasyonu yönetememekten veya standartlara aykırı davranmaktan sorumlu tutulur.
Yargı süreçlerinde bir müdahalenin malpraktis olup olmadığını belirleyen en kritik merci bilirkişi heyetleridir. Mahkemeler; “Aynı branştaki ortalama bir hekim bu durumda ne yapardı?” sorusuna yanıt arar. Eğer hekim, güncel tıbbi verileri takip etmemiş, teşhis ve tedavi sürecinde gerekli tetkikleri yapmamışsa tazminat sorumluluğu doğar.
Son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle, kamu kurumlarında çalışan hekimlerin malpraktis dosyalarında “Mesleki Sorumluluk Kurulu” devreye girmiştir. Bu, hekimlerin çekinik tıp (defansif tıp) uygulamalarından kaçınması için önemli bir adım olsa da; hastanın uğradığı zararın tazmini noktasında hukuk, “kusur” ilkesini her zaman ön planda tutmaya devam edecektir.













