Shopping cart

Patron Koltuğu, Patronlardan haberleri, yaşama dair haberleri, teknoloji, sağlık ve bir çok kategoride haberleri size ulaştırmak için sizlere hizmet vermektedir.

PatronPatron

Soyutlama Kapanı: Bilgisayar Okuryazarlığı Nereye Kayboldu?

02 Nisan 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 12

Oturup da düşündüğümde hani geçen pazar sabahı şey oldu çocuklarla kahvaltı yapıyoruz bizim ufaklık tabletle boğuşuyor bir şeyler indirmeye çalışıyor sanırım neyse uygulamaya tıklıyor açılmıyor bir daha bir daha dokunuyor ekrana sanki vuruyor gibi cihazın ruhu varmış da ikna etmeye çalışıyormuşçasına yani neyse ben de dedim ki oğlum baksana arayüzüne ya da settings denen zımbırtıdan bir kurcalasana falan öyle bir an durdu boş boş baktı yüzüme sanki uzaydan gelmişim gibi bilgisayar okuryazarlığı dedikleri şey tam olarak bu değil miydi ya da ne bileyim biz mi yanlış anladık zamanında.

Şimdi her şey tıkırında gidiyor muş gibi değil mi? Bas düğmeye aç, bas düğmeye kapat. O kadar. İçeride ne dönüyor kim bilir, hangi silikon parçacıkları birbirine giriyor da o görüntüyü veriyor ekrana o sesi kulaklığına aktarıyor vallahi hiçbir fikrimiz yok. Kimsenin de umrunda değil bence öyle değil mi? Eski günler nerede şimdi, DOS komutları falan vardı ya ne güzeldi her şeyi kendin yapardın, elle yazardın satır satır kodları, bir hata mı çıktı oturup saatlerce neye bastım yanlış diye düşünürdün o zaman anlardın işte bilgisayarın dilini bak ben sana anlatayım şimdi.

Kullanıcı dostu kelimesi… Ah, o kelime var ya! Bir kapan resmen. Seni böyle rahatlatıyor, “sen düşünme, biz senin yerine her şeyi hallettik” diyor. Sanki annenin sana çorba yapması gibi halbuki işler hiç de öyle değil. O kullanıcı dostu arayüzler aslında bizi bilgisayarlardan iyice uzaklaştırdı, aramızda bir duvar ördü. Önceden hani bir problem mi çıktı bilgisayarı açıp kapatırsın ya şimdi o bile bir sihir gibi gelmiyor mu insanlara? Ya da ne bileyim internetin yok, gidip modemin kablolarını kontrol etmek falan bu bile artık yüksek mühendislik bilgisi gerektiriyor gibi bakma öyle, ciddi ciddi söylüyorum.

Geçenlerde bir arkadaşım aradı panik içinde, interneti kesilmiş. Modemine bak dedim fişini çek tekrar tak belki düzelir ne bileyim dedim. Baktım telefonda sesi böyle titriyor, “fişi nerede?” diyor bana. Yani şaka falan değil bu olay gerçekten yaşandı. Bir an düşündüm belki de hani biz teknolojiyle çok iç içe büyüdüğümüz için mi bu kadar kolay geliyor bize her şey acaba? Yok ya alakası yok ki. Bu düpedüz bir cehalet bence hani şey gibi tuvalete girdin sifonu çekmeyi bilmiyorsun o hesap.

A person looking perplexed at a tangled mess of computer cables, with a smartphone in hand displaying a "no internet" error.

Şimdi bak o zamanlar bizim zamanımızda falan diyorsun değil mi? Sanki yaşlı bir amca gibi konuşuyorum biliyorum ama gerçekten öyleydi. İlk bilgisayarım geldiğinde o koca kasayı kurmak için aylarca dergiler okumuştum, hangi kablo nereye takılır ne işe yarar hepsini ezberlemiştim. Çünkü hata yaptığında çalışmıyordu alet, öyle alıp da geri götürmek falan da yoktu ki hani. Kendi göbeğini kendin keserdin. Şimdiki gençler ne yapıyor? Tikliyor, oluyor. Tikliyor, olmuyor. Olmuyor, eee ne yapayım o zaman? Bilmiyorum diyor. Biliyor musun bu durum şey gibi, hani yemek yapmayı tamamen unutup sadece mikrodalga yemeklerine bağımlı hale gelmek gibi, ya da vazgeçtim öyle değil aslında tam tersi bir şey bu.

Ya da aslında şöyle de bakabiliriz olaya hani bu soyutlama dediğimiz şey hayatımızı kolaylaştıran bir şeydi değil mi? Yani bir araba kullanmak için motorun nasıl çalıştığını iliklerine kadar bilmek zorunda değilsin. Depoya benzin koyarsın, marşa basar gidersin. Ee bilgisayar da öyle oldu işte? Ama işte burada ince bir çizgi var bence. Motorun nasıl çalıştığını bilmesen bile hani arabanın bir motoru olduğunu, benzinle çalıştığını, tekerleği patlarsa ne yapman gerektiğini falan bilirsin az çok. Peki bilgisayar? Onda ne biliyoruz? Hiçbir şey! Kutunun içindeki kara büyüyü merak etmiyoruz bile. Sadece çalışsın, yeter. Ne kadar sığ bir bakış açısı bu!

Bence bu durum bizim problem çözme yeteneğimizi de törpülüyor farkında mısınız? Bir şey çalışmadığında panikleme hali o an başlıyor ya hani. Geçen benim kızın tableti bozuldu, neyse götürdük tamirciye adam baktı sadece bir kablo temassızlık yapıyormuş. Ama kız panikledi ya hayatının sonu geldi sanırsın. Yani bu kadar mı bağlı olduk biz bu aletlere, bu kadar mı aciz duruma düştük içindeki küçücük bir parçayı bile anlayamayacak kadar? Hani bu durum şey gibi, hani çamaşır makinesinin fişi çıktı ama sen makinenin bozulduğunu sanıp yenisini alıyorsun ya, saçmalık yani.

A puzzled person staring at a washing machine with its unplugged power cord hanging visibly, while a new washing machine box sits next to them.

Soyutlama güzel şeydir evet. İşleri basitleştirir, verimliliği artırır falan filan. Ama ne zamana kadar? Ta ki o soyutlamanın altında yatan temel mekanizmalar hakkında hiçbir fikrimiz kalmayana kadar. O zaman da işte Memduh Biçer gibi oturup bu köşe yazılarında dert yanarsın yani. Çünkü artık kontrol sende değil. Sen sadece bir tuşa basan, bir arayüze bakan, hani biraz daha ileri gidersek bir ürünün tüketicisisin. Üreticisi değilsin, yöneticisi değilsin, anlayıcısı hiç değilsin. Tüketici olunca ne oluyor biliyor musun? Bağımlı oluyorsun. Ve bağımlılık kötü bir şey. Hem de çok kötü.

Düşünsene eskiden bilgisayar öğrenmek isteyen bir insan oturur, kitaplar okurdu, internette forumlarda gezinirdi, kendi başına bir şeyler kurcalardı. Boza boza öğrenirdi yani. Şimdiki bilgisayar eğitimi? Nasıl yapılır videoları falan mı izleniyor ne yapılıyor acaba? Ya da sadece bir uygulamayı nasıl kullanacağını mı öğreniyor insanlar? Sanırım evet. Bu korkunç bir durum. Resmen körleşiyoruz. Ve farkında değiliz. Hani o Matrix filmi vardı ya, mavi hap mı kırmızı hap mı durumu gibi bir şey aslında bu. Çoğumuz mavi hapı seçtik bile. Bilinçsiz, sorgulamayan, sadece tüketen birer varlık haline geldik.

Yazılımcı olarak bakıyorum olaya, bizler de bu soyutlamayı her geçen gün daha da derinleştiriyoruz değil mi? Hani bir kütüphane yazıyorsun, altındaki tüm karmaşıklığı soyutluyorsun. Kullanıcın sadece senin bir fonksiyonunu çağırıyor ve her şey oluyor. Süper! Ama bu durum bir noktadan sonra tehlikeli olmuyor mu? Nereye kadar gidecek bu? Belki de hani bir gün o kadar soyutlayacağız ki her şeyi, kimse kod yazmanın ne demek olduğunu bile bilmeyecek. Sadece AI’ya “bana şöyle bir uygulama yap” diyecekler o kadar. Aman neyse.

Bu arada geçen bir şey okudum, bizim gençlerin çoğu hani klavye kullanmak yerine sesli komutlarla daha çok etkileşimde bulunuyormuş cihazlarıyla. E bu nereye varacak şimdi? Tuşlara basmayı unutacaklar falan mı? Şey gibi, hani eskiden yazışmayı unutup sadece konuşmaya başlayan insanlar gibi. Çok garip gerçekten.

A person speaking into a futuristic, minimalistic device, while a dusty, old mechanical keyboard sits forgotten in the background.

Yani özetle falan demeyeceğim tabii ki öyle bir şey yok ama durum vahim dostlar. Gerçekten vahim. Bilgisayar okuryazarlığı diye bir şey kalmadı. Sadece uygulama okuryazarlığı var artık. Bir de hani o uygulamanın arayüzünü kullanma yeteneği. O da ne kadar kalıcı olur kim bilir. Yarın bir gün arayüz değişse patlarız hepimiz. Şey gibi, hani yeni bir araba aldın ama eski arabanın vitesini değiştiremiyorsun çünkü otomatikti eskisi. Hani bildiğin çaresizlik.

Aman neyse, ben gidip bir çay koyayım en iyisi.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x