Sınırlar Yükseliyor: İnternet Bölünüyor ÖZET: Bir zamanlar sınırsız ve özgür olduğu iddia edilen internet, ulusal güvenlik, veri egemenliği ve sansür perdesi…

Sınırlar Yükseliyor: İnternet Bölünüyor
Şimdi durup da bir saniye düşündün mü hiç hani şu elimizdeki aletler bilgisayar olsun telefon olsun falan işte bütün o internete bağlı şeyler aslında neyin parçası? Bir zamanlar ya ne bileyim 90’lar mı dersin 2000’lerin başı mı o zamanlar insanlar internet özgürlük okyanusuymuş gibi konuşurdu hani bilgi herkese açık kimse engelleyemez falan filan. Böyle bir efsaneydi bu değil mi sanki öyleydi.
Bilmiyorum ki ben şahsen bu laflara hiçbir zaman tam inanmadım yani sonuçta bir yerde bir sunucu var bir kablo var kimin eli değiyor buna kim tutuyor bu ucunu hiç düşündün mü? Hani derler ya hiçbir şey bedava değil internet bile aslında hiç değil. Geçenlerde mesela bizim mahalledeki markette sıra beklerken aklıma geldi adam neyse kasada böyle yavaş yavaş okutuyor barkodları ben de o arada telefonda bir şeyler karıştırıyorum Twitter mıydı neydi bir haber düşüyor işte bilmem ne ülkesi kendi dijital duvarlarını örmeye başlamış falan diyorum ki ya ne duvarı saçmalık. Ama sonra düşündüm bak şimdi bu hepimizin bildiği şey aslında ama kabul etmiyoruz galiba o kadar. Sanki bir tür yas gibi internet ölmüyor da dönüşüyor mu desek ne desek ya da vazgeçtim öyle değil doğrudan bölünüyor parçalanıyor resmen.
Bu ulusal güvenlik safsatası varya bir de veri egemenliği denilen bir başka canavar sanki herkes kendi çukurunu kazıyor kendi kalesini yapmak istiyor gibi. Hani bir zamanlar global köy falan derlerdi ne oldu o köy şimdi her köyün etrafına dikenli teller çekmişler kendi ağlarını örüyorlar kendi yasalarını koyuyorlar. Tam bir kaos tam bir çorba oldu yani. Benim o eski emektar router bile daha iyi çalışıyordu bazen şaka değil. Hatta geçen bir arkadaşım anlattı kendi VPN’i çalışmıyormuş gittiği ülkede yasaklamışlar eee ne oldu şimdi o ‘sınırsız’ internet yalan oldu bitti.
Aslında tam tersi olması gerekirken bak internetin doğası gereği merkeziyetsiz olması lazım ama ne yapıyorlar? Merkezi kontrolü sağlamaya çalışıyorlar. Sanki birileri o evrenin sırrını çözmüş gibi davranıp aslında soğumuş çay tadındaki gerçekleri bize yedirmeye çalışıyor. Hani seneler önce biz yazılımcılar olarak hep bir idealimiz vardı her şey açık kaynak olsun herkes erişsin falan ama işte ne oldu şirketler aldı ele hükümetler de arkadan bastırdı her yeri kapatmaya çalışıyorlar. Bazen düşünüyorum acaba benim eski Commodore 64 daha mı güvenliydi bu yeni nesil bilmem ne firewall’lardan?

Veri egemenliğiymiş heh gülerler buna. Senin verin zaten kimin umurunda ki? Hani şirketler topluyor devletler topluyor eee sen nerede duruyorsun bu işin içinde? Hiçbir yerde durmuyorsun aslında. Sadece bir veri noktasısın bir çip bir sayı o kadar. Geçenlerde yeni bir telefon aldım bak kutusunu açtım içinde beş yüz tane gereksiz uygulama zaten yüklü geliyor silemiyorsun da. Silmeye çalışıyorsun yok bu sistem için önemli diyor. Önemli ne için önemli benim için mi yoksa onların benim verimi toplaması için mi? Bilmiyorum. Belki de haklılardır ne diyeyim. Kimin neyi niye yaptığını çözmeye çalışmaktan benim kafa artık yanıyor yemin ederim.
Sansür perdesi dediğin şey de öyle hani o eskiden kağıt üzerinde olan şey şimdi dijital oldu. Eskiden bir kitap yasaklanırdı şimdi bir web sitesi bir uygulama bir fikir yasaklanıyor. İnternet dediğin şey bilgi otoyoluydu şimdi her çıkışa bir gişe koymuşlar hatta bazı çıkışları tamamen kapatmışlar. Ya bırakın da insanlar ne okuyacağına neye inanacağına kendisi karar versin değil mi? Böyle çocuk gibi miyiz biz? Geçen bir forumda tartıştık hatta bu konu yüzünden biri dedi ki “ama ulusal güvenlik çok önemli” diye. E tamam da ulusal güvenlik diye diye kişisel özgürlükleri komple rafa mı kaldıracağız yani? Yok ya ne alakası var şimdi o kadar da değil. Bazen sanki sadece biz eski kuşak teknoloji meraklıları bu durumu gerçekten fark ediyoruz gibi geliyor diğerleri sanki umursamıyor ya da farkında bile değiller.
Bütün bu gelişmeler bu ‘sınırlar yükseliyor’ durumu bizim kullandığımız cihazları da etkiliyor değil mi? Bak şimdi ben bir teknoloji yazarıyım incelemeler yaparım falan bir cihazı alırken sadece donanımına bakmıyorum ki artık yazılımına bakıyorum işletim sistemine bakıyorum hangi ülkenin firması yapmış buna bakıyorum arka kapısı var mı diye şüpheleniyorum. Hani bir iPhone alırsın dersin “bu Apple’ın güvenli ekosistemi” ama yarın öbür gün Amerikan hükümeti der ki “bana şu datayı ver” Apple ne yapacak hayır mı diyecek? Demez bence. Çinli bir cihaz alsan aynı muhabbet. Bir de bu yerli üretim sevdası var ya hani “kendi teknolojimizi üretelim” falan filan. E iyi de o yerli teknoloji de yarın öbür gün devletin kontrolünde olmayacak mı? Olacak. İşte o zaman da veri egemenliği mi dersin sansür mü dersin her şey yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyor.

Bir de bu yapay zeka mevzusu var mesela. Herkes ağzında sakız gibi ‘yapay zeka her şeyi çözecek’ falan ama o yapay zekayı kim eğitiyor kim kodluyor hangi veri setleriyle besliyorlar? Kendi taraflı veri setleriyle beslerlerse ne olur? E sonuç ortada olur. Daha da kötü olur bence. Geçen kuzenimin çocuğu yeni bir oyun almış bana gösteriyor ya diyor ki “Memduh abi bu oyunun yapay zekası çok kötü hep aynı taktikleri yapıyor” diye. Ben de içimden düşünüyorum hani belki de bu internet denen şey de onun gibi aynı sıkıcı taktiklerle kendini tekrar etmeye başlayacak. Çok saçma bir düşünce belki ama…
Yani ne bileyim bu internet bölündükçe bizim o ‘dijital vatandaşlık’ dediğimiz şey de bölünüyor aslında. Hani her ülkenin vatandaşı gibi her ülkenin dijital vatandaşı mı olacağız şimdi? Ben mesela bir siteye girmeye çalışıyorum Almanya’dan yasak diyor Türkiye’den yasak diyor İngiltere’den açılıyor. Ne alaka şimdi!!? Hani ben tek bir internete bağlıyım diye biliyordum. Meğersem her internetin kendine ait bir interneti varmış. Komik değil mi? Sanki her biri kendi kum havuzunda oynuyor gibi. Benim çocukluğumda oynadığımız kum havuzu bile daha globaldi be.
Aman kimin umurunda belki de böyledir doğrusu bilemiyorum. Belki de insanlar bunu istiyordur hani kendi küçük güvenli alanlarında takılmak falan filan. Ya da sadece kabullenmişlerdir. Hani o eski idealist yazılımcı ruhu ne bileyim belki de ben fazla romantik bakıyorum. Hani o ‘internet özgürlüktür’ laflarına f













