Şifa Veren Ele Şiddet: Hukuk Ne Diyor?

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, yalnızca bir asayiş sorunu değil, toplumun sağlık hizmetine erişim hakkına vurulmuş ağır bir darbedir. Bir doktorun, hemşirenin veya sağlık personelinin görevi başında maruz kaldığı şiddet, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) “kamu görevlisine karşı işlenen suçlar” kapsamında çok daha ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Ancak bu konuda yapılan son yasal düzenlemeler, şiddetin cezasız kalmayacağını daha keskin bir dille ortaya koymaktadır.
Hukuk sistemimizde sağlık çalışanına karşı işlenen kasten yaralama, tehdit, hakaret veya görevi yaptırmamak için direnme suçlarında “tutuklu yargılama” artık temel bir prensip haline gelmiştir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen maddelerle, sağlık kurumlarında işlenen suçlarda faillerin adli kontrolle serbest bırakılması zorlaştırılmış ve cezalar yarı oranında artırılmıştır. Bu, hukuk dilinde şu anlama gelir: “Sıradan bir vatandaşa karşı işlenen suçun cezası ile görevi başındaki bir sağlık çalışanına karşı işlenen suçun cezası aynı değildir.”
Şiddet sadece fiziksel darp ile sınırlı değildir. Sözlü hakaretler, sosyal medya üzerinden yapılan hedef göstermeler veya sağlık personeli üzerinde psikolojik baskı kurmak da hukuki takibat konusudur. Özellikle “Beyaz Kod” sistemi, şiddet anında hukuki sürecin otomatik olarak başlamasını sağlayan en güçlü mekanizmalardan biridir. Beyaz Kod verildiği andan itibaren, şikayete gerek kalmaksızın soruşturma başlatılır ve ilgili kurumun avukatları süreci takip eder.
Meselenin bir de tazminat boyutu bulunmaktadır. Şiddete maruz kalan sağlık çalışanı, uğradığı manevi zararlar için saldırgana karşı tazminat davası açma hakkına sahiptir. Mahkemeler son yıllarda, sağlık çalışanının yaşadığı travmayı ve mesleki itibarını zedeleyen bu saldırıları yüksek manevi tazminat miktarlarıyla cezalandırma eğilimindedir.
Sonuç olarak; sağlık hizmeti sunan profesyonellerin güvenliğini sağlamak, sadece devletin değil, toplumun her ferdinin sorumluluğundadır. Kanunların getirdiği ağırlaştırılmış cezalar ve tutuklama tedbirleri, şiddeti bir “çözüm yolu” olarak gören zihniyete karşı en net hukuki barikattır. Unutulmamalıdır ki, şifa dağıtan bir eli kırmak, toplumun kendi geleceğini yaralamasıdır.













