Savaş Ortasında Kalan Gıda İhracatı

İran’da süren çatışmalar Türkiye’nin Körfez ülkelerine yönelik hububat, beyaz et, yumurta, su ve süt ürünleri ihracatında potansiyel riskleri yeniden gündeme getiriyor. Sektör temsilcileri, bölgedeki tansiyonun uzaması halinde talepte daralma olabileceğine dikkat çekiyorlar ve savaşın yalnızca enerji maliyetlerini artırmakla kalmayacağını, navlun, sigorta ve sevkiyat sürelerinde de ciddi sıkıntılar doğuracağını iletiyorlar. Çözüm, ticari akışı korumak yaklaşımıyla hareket etmek gerektiğini savunan görüşler öne çıkıyor.
TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Türkiye’nin bölgeye yönelik gıda ihracatında baskı oluşabileceğini belirtti. 2025’te Orta Doğu’ya yapılan hububat ihracatının yaklaşık 4 milyar dolar düzeyinde olduğunu ve bu miktarın sektör toplam ihracatının yaklaşık üçte biri olduğunu açıkladı. İran, Türkiye’nin en büyük 10 pazarı arasında yer alıyor ve söz konusu ülkedeki çatışmaların ihracat dinamiklerini etkileyebileceği uyarısını yaptı.
“En büyük tehdit, ticaretin pahalılaşması, yavaşlaması ve kırılganlaşması” şeklinde özetlenen görüşler, Güneydoğu Anadolu Hububbat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadoğlu tarafından da vurgulanıyor. 2025 itibarıyla İran merkezli çatışmaların etkisiyle Orta Doğu’ya yapılan hububat ihracatının hacmi önemli ölçüde baskılanabilir ve güvenlik riskleri nedeniyle sigorta maliyetlerinde artış görülebilir. Kadooğlu, ticaret hattındaki gerilimlerin navlun maliyetlerini artıracağını, bazı firmaların ek “Emergency Conflict Surcharge” gibi ek ücretler talep ettiğini belirtti. Şu ana kadar geniş çaplı sipariş iptalleri görülmese de asıl riskin daha maliyetli ve kırılgan bir ticaret düzenine geçişte olduğuna işaret ediyor.
Ulusoy: Un ihracatındaki maliyetler artıyor diyen IAOM Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, Körfez’e yönelik un ihracatında son yıllarda rekor kıran hacmi ifade ederken bölgedeki jeopolitik gerilimin bu başarıyı tehdit ettiği görüşünü dile getiriyor. 2022’de yaklaşık 14 bin ton olan ihracat, 2025’te 47,7 bin tona ulaşırken, güvenlik tehditleri liman ve rotalarda değişikliklere yol açıyor; bu da maliyetleri yükseltiyor. Petrol fiyatlarındaki artış, yalnız navlunu değil mazot, gübre ve diğer girdileri de etkileyerek yeni sezon ürünlerinden başlayarak fiyatları yukarı yönlü baskılayabilir.
Süt ürünlerinde en çok ihracat yapılan dört ülke bölgede olarak öne çıkan ASÜD Başkanı Harun Çallı, çatışmalardan etkilenen ülkelerin yaklaşık üçte birini süt ve süt ürünleri ihracatıyla kapsadığını ifade ediyor. 2025 hedeflerinde yaklaşık 523 milyon dolar ihracat planı olduğunu açıklayan Çallı, Irak’ın en çok ihracat yaptığı ülke olduğunu ve Irak, Suudi Arabistan, BAE ile Kuveyt’in bölgede önde gelen pazarlar arasında yer aldığını belirtti. Böyle bir bölgesel dinamikte yaşanan gerilimin, Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracatını da yakından etkilediğini vurguluyor.












