Pezeşkiyan’dan ABD Halkına Mektup

Pezeşkiyan, ABD ve İsrail eksenli baskılara karşı İran’ın kendini savunmaya yaptığı vurguyu yinelerken, bölgedeki gerginliklere dair kendi bakış açısını net biçimde ortaya koydu. İran, tarihsel bağlamda dış müdahalelerin geçmişteki etkilerini hatırlatarak, saldırganlık ya da yayılmacılık peşinde olmadığını belirtti ve halkın güvenliğini önceleyen bir tutum sergilediğini ifade etti.
İran halkının düşmanlık duymadığına dair açıklamalarda bulunan Pezeşkiyan, geçmişte sıkışmış yabancı müdahalelerin yaratmış olduğu güvensizliğin uzun bir miras olarak sürmekte olduğunu söyledi. Bu bağlamda, mevcut tehdit algılarını güçlendirmek için unsurlar üretildiğini ve bu durumun daha çok güç dengelerini korumaya yönelik bir stratejinin sonucu olduğunu savundu.
Mevcut tehdit yoksa uydurulur ifadesiyle, güç odaklarının askeri varlığı ve silah sanayisini canlı tutma amacıyla düşman imgesinin inşa edildiğini belirten Pezeşkiyan, ülkelerin güvenlik kaygılarını değerlendirmenin önemine işaret etti. İran’ın, kuruluşundan bu yana herhangi bir savaşı başlatmadığını, ancak savunma kapasitesini güçlendirmekte kararlı olduğunu sözlerine ekledi.
İran’ın bölgesel baskılara karşı sergilediği yaklaşım, ABD-İsrail eksenine karşı ölçülü meşru müdafaa odaklı bir cevap olarak tanımlandı. Pezeşkiyan’a göre, hedeflenen strateji savaş çıkarmak değil, kayıpları en aza indirmek ve yaşamları korumaktır.
“İran ile ABD arasındaki ilişkiler başlangıçta düşmanca değildi,” diyen Cumhurbaşkanı, ortak tarihsel temasların bir dönem sonra değişime uğradığını dile getirdi. Darbe ve müdahalelerin güven kusurlarını derinleştirdiğini, Batı’nın politikalarıyla İran’ın demokratik gelişiminin sekteye uğradığını söyledi.
Yaptırımlar, savaşlar ve bombardımanlar konusundaki eleştirisini sürdürerek, bu süreçlerin İran halkına yıkıcı etkileri olduğunun altını çizdi. İnsanlar, hayatlarını ve geleceklerini korumak adına kayıtsız kalamayacaklarını belirtti.
“Bu savaş, Amerikan halkının hangi çıkarlarına hizmet ediyor?” sorusunu soran Pezeşkiyan, mevcut tehditlere ilişkin objektif bir dayanak bulunup bulunmadığını sorguladı. ABD Başkanı Trump’ın ifadelerine de değinerek, masum çocukların zarar gördüğü durumlarda küresel itibarın daha da zedelendiğini kaydetti.
İran tüm taahhütlerini yerine getirdi iddiasını hatırlatan Pezeşkiyan, geçmişte yürütülen müzakere süreçlerinde İran’ın anlaşmalara uyduğunu, ABD’nin ise bu süreçlerden çekildiğini, bu tutumun çatışmayı tırmandırdığını savundu. Enerji ve sanayi altyapısına yönelik saldırıların yalnızca bir savaş suçu olmakla kalmayacağını, bölgesel istikrarı bozacağını ve uzun vadeli sonuçlar doğuracağını vurguladı.
İsrail’in bölgede söz konusu saldırıları, Filistinlilere yönelik suçlardan dikkat çekmek amacıyla gündeme geldiğini ileri süren Pezeşkiyan, bu yaklaşımın dünya kamuoyundaki algıyı değiştirme çabası olarak değerlendirildi. İsrail’in bölgesel hedeflerini korumak adına yürüttüğü politikaların, İran’a karşı bir baskı aracı olarak kullanıldığına dikkat çekti.
“Dünya bugün bir yol ayrımında,” diyen Pezeşkiyan, çatışma ve etkileşim arasında bir tercih yapmanın kaçınılmaz olduğunu belirtti. İran’ın binlerce yıllık tarihi boyunca pek çok işgalciye karşı koyduğu, bugün ise güç dengelerini savunurken özgüvenli ve kararlı duruşunu sürdürdüğü ifade edildi.






