Kurumsallaştırılmış ve özgünleştirilmiş başlık: Çimsa, kültürel varlık için 80 yıllık rezervden vazgeçti

Recep ERÇİN
Bozüyük’te bulunan beyaz kalker madeni sahasının, Kurtuluş Savaşı’nın izleriyle anılan İntikamtepe Şehitliği’ne yakınlığı kamuoyunda önemli tartışmalara yol açtı. Ruhsat sahibi Sabancı Holding şirketlerinden Çimsa, bölgedeki haklarından feragat etme kararı aldı. Şirketin Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı Umut Zenar, kararlarının toplumsal hassasiyetle uyumlu olduğunu vurgulayarak, şehitlerimizin hatırasına olan bağlılığı dile getirdi. Toplumsal birlik ve saygı temelinde ilerleyen yaklaşımıyla, bu hassasiyeti ortak bir değer olarak gördüklerini belirtti ve “Ruhsat alanının şehitlerimizin aziz hatırasının üzerinde olmadığını temin etmek için gerekli önlemleri aldık” dedi. SİT alanı olasılığı konusundaki endişelerin büyüdüğü süreçte Zenar ve ekibi, saha içinde beyaz kalker varlığına işaret etti ve Eskişehir fabrikası açısından yaklaşık 80 yıllık bir rezervin mevcut olduğunu açıkladı. 2022 yılında ruhsatı aldıkları sahada ÇED ve orman izni süreçlerini sorunsuz tamamladıklarını belirten Zenar, denetim talepleri ve bilirkişi raporu eksikliği nedeniyle süreci revize ettiklerini ifade etti. “çevrenin ve kültürel varlıkların korunması gerektiğinde Çimsa olarak rehabilitasyonu desteklemeye hazır olduğumuzu” da sözlerine ekledi.

Üretim ve ekonomik perspektif – Zenar’a göre, saha üzerinde yapılan incelemelerle, beyaz kalker ihtiyacının yalnızca beyaz çimento üretimi için gerekli olduğuna dikkat çekti. Ancak saha kapsamındaki bölümlerin SİT alanı kapsamında olması ihtimali karşısında, maden faaliyetlerini geçici olarak durdurduklarını ekledi. Avrupa’da beyaz çimentonun gri çimentoya göre yaklaşık iki kat fiyatla fiyatlandığını aktaran Zenar, ihracatta 70 ülkeye ulaşan bir ağa sahip olduklarını ve üretim kapasitemizin küresel pazara yaygın olduğunu söyledi. Ayrıca kırmızı boksit ocaklarının Milas’ta bulunduğunu, kalisiyum aluminatlı çimento üretimi için 85 milyon dolarlık yatırımla çalıştıklarını ve bu ürünün ihracattaki değerin 380 dolara yükseldiğini ifade etti.
Deprem etkisi ve talep dinamikleri – Türkiye’nin Avrupa’daki önemli beton tedarikçisi konumunu sürdürdüğünü söyleyen Zenar, deprem sonrası talepte bir artış yaşandığını ve 10 milyon tonluk ek talebin ortaya çıktığını belirtti. 20 milyon tonluk ihracat hedefinin, ağırlıklı olarak Avrupa ve ABD pazarlarına yöneldiğini vurguladı. Hızlı tren projeleri ve konut dışı büyük ölçekli projelerin, talebi artıran başlıca unsurlar arasında olduğunu söyledi. Türk çimentosunun enerji ve maliyet yönetimi konularında rekabetçi olması gerektiğini ifade eden Zenar, ülkenin koleksiyonel olarak sürdürdüğü üretim stratejisinin uzun vadeli avantajlar sağladığını dile getirdi.












