Shopping cart

Patron Koltuğu, Patronlardan haberleri, yaşama dair haberleri, teknoloji, sağlık ve bir çok kategoride haberleri size ulaştırmak için sizlere hizmet vermektedir.

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • Kiralık Erişim: Kültürün Son Kullanma Tarihi ÖZET: Müzikten filme, kitaptan oyuna… Artık hiçbir içeriğin sahibi değiliz, sadece sınırlı bir süre için erişi…

Kiralık Erişim: Kültürün Son Kullanma Tarihi ÖZET: Müzikten filme, kitaptan oyuna… Artık hiçbir içeriğin sahibi değiliz, sadece sınırlı bir süre için erişi…

23 Mart 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 34

Yahu sabah sabah bir sinir oldum var ya neyse boşver şimdi anlatırım. Spotify’da bir şeyler dinliyordum hani, eski bir grup işte böyle 90’lardan kalma. Birden şarkı değişti kendi kendine. “Ne alaka şimdi?” dedim meğer Premium bitmiş. Bitmiş ya! Sanki bu şarkıları ben yıllardır dinlemiyorum da yeni keşfetmişim gibi. Çocukluğumun şarkısı ne bileyim yani.

Şimdi düşünsene bizim kuşağın şeyi vardı bir dönemler kasetler vardı sonra CD’ler çıktı albümler. Çat diye alırdın müziği kendinin olurdu dinlerdin dururdun ne bileyim yani bir aidiyet hissiyatı… Sonra MP3’ler geldi daha da şahane oldu taşınabilir, yanımızda götürüyorduk her yere, bilgisayara atıyorduk telefonlara falan. Sonra bir baktık o da gitti. Kiralık abi hepsi kiralık erişim işte bak sen de dediğin gibi başlıkta var ya.

Kiralık erişim. Güzel başlık bu arada, tam benlik kısa ve vurucu. Kültürün son kullanma tarihi. Aynen öyle. Şimdi ben gidip bir oyunu aldığımda Steam’den mi olur Epic’ten mi olur Xbox’tan mı olur neyse işte, aslında benim olmuyor mu? Yani oluyor gibi ama değil işte, değil. Oraya kocaman bir lisans anlaşması koymuşlar, okumadan “kabul ediyorum” deyip geçiyoruz. Hani kim okuyor ki onları? Okusan da anlamıyorsun zaten o avukat diliyle yazılmış metinleri.

Geçen hafta Witcher 3’ü yeniden kurmaya çalıştım -evet evet biliyorum eski bir oyun ama ben severim arada dönmeyi- bir hata verdi. CD anahtarını kabul etmiyor. E ama ben bunu CD olarak almıştım zamanında ne alaka şimdi yani. Sonra gittim Steam’den yeniden satın aldım indirimdeydi ucuzdu ama insanı bir sinir ediyor ya. Sanki dolandırılıyormuş gibi hissediyorsun. Paranı vermişsin bir kere. Dijital kopya almışsın. Ama yok. Uçtu gitti.

A vintage CD case with dust on it, next to a modern smartphone displaying a music streaming app logo.

Bu sadece müzik veya oyun da değil ki. Filmler diziler zaten hep öyle. Netflix, Amazon Prime, Disney+, BluTV, Exxen (aman Allahım Exxen) falan filan. Hepsine ayrı ayrı para veriyorsun. Eskiden videocular vardı kiralar izlerdik bir kere öderdin kasetin olurdu belli bir süre. Şimdi ne oldu? Her bir platform kendi içeriğini dayatıyor sen de hepsine üye oluyorsun. E hadi olmadın, o zaman o diziyi izleyemiyorsun. Ha korsan mı izleyeceksin? Aman dur ayıp olur.

Yok ya ne alakası var şimdi, yani korsan morsa bilmem ben onlardan anlamam öyle şeyleri ama hani bir sinir oluyorum bu duruma. Kitaplar desen e-kitaplar aynı mevzu. Amazon Kindle’dan aldığım kitaplar Amazon’un kapanması ya da benim hesabımın bir şekilde kapatılması durumunda yok mu olacak? Kütüphane kuruyorum sanıyorum evde ama aslında dijital bir hava kalesi kurmuşum haberim yok. Dokunamadığım, rafımda durmayan, elektriği kesilince erişemediğim bir kütüphane.

Mesela bir ara çok severdim podcastleri dinlemeyi, şimdi de dinliyorum da hani eskisi gibi değil. Daha doğrusu hani bir şeyleri kaybetme korkusu var içimde. Benim hard diskim doluydu bir ara, eski diziler, filmler falan biriktirirdim. Ama ne işe yaradı ki, teknolojiler değişti formatlar değişti, sonra benim bilgisayarım çöktü zaten hepsi gitti. Hiçbir şeye yaramadı. Sanırsın ki bütün emeklerim boşa gitti.

Bazıları şey diyor, “Aman Memduh hocam ne abartıyorsun canım, teknoloji ilerliyor, daha rahat, daha kolay erişiyoruz işte.” Haklılar bir yerde aslında. Düşünsene bir tıkla milyonlarca şarkı, film, kitap önünde. Kütüphaneye gitmene gerek yok, videocuya gitmene gerek yok. Doğru. Ama bu kolaylık bize neye mal oluyor? Aidiyetimize. Seçim özgürlüğümüze. Kontrolümüze. En basitinden internetin kesildiğinde neye erişebiliyorsun? Hiçbir şeye, kocaman bir sıfır.

Geçen hafta elimde kalan eski bir Zune MP3 çalar vardı, çalıştırmaya uğraştım. Ne kadar uğraşsam da çalıştıramadım. Microsoft zamanında öldürdü bu cihazı, desteği çekti, hop gitti. Oysa içindeki müzikler benim satın aldığım müziklerdi. Sanırım… ya da belki de ben de kiralık erişiyordum onlara. Kim bilebilir ki artık.

A person looking frustratedly at a "License Expired" message on a computer screen, surrounded by charging cables and a coffee mug.

İnsan bazen düşünüyor böyle şeyleri sabah kahveni içerken pencereden dışarı bakarken falan. Hani o eski günler ne bileyim Walkman’le gezerken, pilin bitme derdi olurdu sadece, şarkı bitme derdi olmazdı. Şimdi pil de bitiyor internet de bitiyor kotan da bitiyor paran da bitiyor her şeyin bir son kullanma tarihi var. Üstelik bu son kullanma tarihlerini biz belirlemiyoruz, başkaları belirliyor. Çok saçma değil mi?

Yani ben hayatımı biriktiriyorum bir yerlerde, ama bu biriktirdiklerimin aslında benim olmadığını fark edince tuhaf bir his kaplıyor içimi. Bir güvenlik açığı gibi sanki. Birisi gelip her an elinden alabilirmiş gibi. Dijital koleksiyonum dediğim her şey bir anda buhar olup uçabilir. Ya da vazgeçtim, öyle değil. En azından hard diskim bozulursa bir şeyler kurtarabiliyordum falan ama şimdi komple erişimim kesiliyor. Bir şirket batıyor, bir platform kapanıyor, hop bütün emekler boşa gidiyor. Hayatının bir parçası oluyor, sonra aniden bir yokluk hissi. Ne kötü.

Bir ara bir haber okumuştum böyle çok eski bir oyunu bir adam yeniden canlandırmış kendi çabalarıyla falan. Çünkü artık oynayacak kimse kalmamış sunucuları kapatmışlar. E ama bu oyun bir kültür miras değil mi? Dijital miras işte. Onu da kaybedeceğiz. Belki de haklıdırlar, her şeyin bir ömrü var sonuçta. Telefonlar bile iki senede bir değişiyor. Ama müzik mesela, bir şarkı 50 sene sonra da dinlenir. Bir film, bir kitap öyle. Bunlar dijital olunca ömürleri teknoloji firmalarının eline mi kaldı yani? Saçma değil mi şimdi bu?

Valla ben sana diyeyim, bazen keşke her şey eskisi gibi fiziksel olsaydı diyorum. Kitaplar kitapçıdan, müzikler CD’den, filmler videocudan. Ama neyse… Eski kafalı damgası yiyeceğiz şimdi. Olsun. Varsın yesinler. Ben yine de o eski cihazları karıştırmaya devam edeceğim, belki bir gün bir şeyler bulurum çalıştırırım. Belki benim elimden kimse alamaz onları. Kim bilir.

A complex network of digital data streams, with some connections breaking and dissolving into pixel dust.

Şey, neyse. Konuyu çok dağıttım galiba, biraz da canım sıkıldı ne yalan söyleyeyim. Böyle teknolojik gelişmelerin bazen insanın elinden bir şeyleri alması… Kötü oluyor. Gidip bir çay koyayım en iyisi

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x