Kakao Fiyatlarında Sert Düşüşün Perakende Etkileri ve Üretici Stratejileri

Kakao fiyatlarında geçen yıl görülen tarihi yükselişin ardından bu yıl ton başına yaklaşık 13 bin dolarlık seviyelerin kırılması, 1960’tan bu yana en sert yıllık düşüş olarak kayıtlara geçmek üzere. Ancak bu gerilemenin tüketiciye yansımalarının hemen gerçekleşmesini beklemek doğru değil. Bloomberg’e göre uzmanlar, tüketiciye mekanik olarak ulaşan bir düşüşün en erken 2026 yılının ikinci yarısında görülebileceğini öne sürüyor.
Dünya kakao arzının büyük kısmını karşılayan Fildişi Sahili ve Gana’da yaşanan kötü hava koşulları ile hastalıklar, geçen yıl fiyatların ton başına rekor kırmasına yol açtı. Bu yıl ise hasat beklentilerinin iyileşmesi ve talebin zayıflamasıyla birlikte fiyatlar yaklaşık %50 oranında geriledi. Bu gelişme, son 60 yılın en büyük düşüşü olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.
Üreticiler yüksek maliyetli stokları kullanıyor Fiyatlardaki bu düşüşe rağmen perakende fiyatlarının hızla düşmemesinin arkasında birkaç temel neden yer alıyor. Marex Group’tan Jonathan Parkman, çikolata endüstrisinin hâlâ yüksek ve acı verici maliyetlerle ürünlerle çalıştığını ve bu durumun tamamen çözülmesinin zaman alacağını belirtiyor. Örneğin, Almanya’daki köklü şekerleme üreticisi Lambertz, fiyatların zirvede olduğu dönemde stoklarını güvence altına aldığı için kakaonun 2026 ortasına kadar kendilerine yeteceğini ifade ediyor.
Üreticiler maliyet artışları sırasında yalnızca fiyatları yükseltmekle kalmadı; aynı zamanda reçetelerde de geri dönülmesi zor değişiklikler yaptı. Büyük gıda şirketlerinden niş butik çikolatacılara kadar geniş bir yelpazede kâr-zarar dengesini koruma çabası sürüyor. Bu durum, perakende fiyatlarında hızlı bir düşüşün beklentisini zayıflatıyor. Et ve kahve gibi temel gıda ürünlerinde görülen maliyet baskılarıyla bütçesi zorlanan tüketiciler, çikolatanın “uygun fiyatlı” bir keyif olarak geri dönmesini beklemeye devam ediyor.








