İTO Başkanı Avdagiç: Türkiye, erken sanayisizleşme tuzağına düşmemeli – Türkiye’nin Sanayi Stratejisini Güçlendirin

İTO Meclisi’nde mart ayı değerlendirmelerinde Türkiye ekonomisinin orta vadeli büyümesini korumanın yolunun katma değerli üretim ve ihracata dayalı bir yapıyı güçlendirmek olduğuna dikkat çekildi. Avdagiç, mevcut sanayi yapısının korunmasının tek başına yeterli olmadığını, yeniden tasarlanıp güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti ve Türkiye’nin sanayi sıçraması potansiyeline sahip olduğunun altını çizdi. “Sanayi sıçraması artık zorunluluk” vurgusuyla, küresel üretim zincirinde daha üst bir konuma çıkabilmek için sanayi ekosisteminin yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi gerektiğini söyledi.
Sürdürülebilir büyümenin tek yolu, üretim ve ihracatın niteliğini artırmaktan geçer. Bu nedenle sanayi politikalarının da bu hedef doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti. Jeopolitik gerilimler enerji ve enflasyon risklerini artırıyor; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hareketleriyle bölgede oluşan yeni bir savaş iklimi Türkiye’nin bölgesel sükuneti koruma çabalarını etkiliyor. Türkiye’nin bu süreçte hem bölgesel yangını söndürmeye çalışan hem de risklerin ülkeye yansımasını engellemeye odaklanan bir konumda olduğu ifade edildi. Avdagiç, Ankara’nın doğru, kararlı ve soğukkanlı adımlar attığını vurguladı.
Artan jeopolitik gerilimler enerji piyasalarını etkileyerek fiyatlarda sert hareketlere yol açıyor ve petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyonu yeniden gündeme getiriyor. Savaşın yalnızca askeri bir kriz olmadığını, enerji güvenliği, küresel ekonomi ve büyük güç rekabetinin kesiştiği kritik bir sınav oluşturduğunu söyledi. “Türkiye dengeyi kuran oyuncu konumunda” ifadesiyle ülkenin jeopolitik riskler karşısında dengenin sağlanmasında önemli bir rol üstlendiğini belirtti.
2026 yılı için üç temel başlık üzerinde durdu: enflasyonda düşüşün sürdürülebilir olması, enerji fiyatları ile jeopolitik gelişmelerin maliyetlere etkisi ve para politikasının sıkı kalıp kalmayacağı. Büyüme ile istikrar arasındaki dengeyi belirleyen bu unsurlar, yılın geri kalanında dikkatle izleyecek konular olarak öne çıktı. AB pazarı ve yüksek teknoloji temasını ise stratejik bir yaklaşım olarak tanımladı. Türkiye’nin AB ile olan ticaret bağı, mevcut Gümrük Birliği çerçevesinde genişleyebilir mesajları alındı ve bu yönde yapılacak iş birliğinin önemine vurgu yapıldı.







