İsrailli Analistler: Tek Kazanan İran Oldu

Birleşik bir açıklama süreciyle başlayan müzakereler, iki haftalık ateşkesi zemin alacak şekilde yeniden ruh kazanırken, savaşın hedefleri İran’ın nükleer ve balistik programlarını yok etmek ile rejimi devirmekten değişmez bir kırılma noktasına geldi. İran, bu süreçte bölgesel nüfuzunu güçlendirme yönündeki egemenliğini sürdürürken, Batı tarafı ise anlaşmayı kalıcı bir barış için geçici bir adım olarak görmeye devam ediyor.
Maariv’in askeri analisti Avi Aşkenazi, anlaşmanın sahadaki kazançları üzerinden değerlendirme yaparken, şu an için görünümün İran ve müttefikleri lehine olduğuna vurgu yaptı. İsrail ve ABD’nin ise bu süreçte kayıplarını telafi etmekte zorlandığını ve gelecekte bedelinin yükseleceğini belirtti. Aşkenazi, Tahran yönetiminin ayakta kalabildiğini ve saldırılarında kararlılık gösterdiğini ifade ederek, İran’ın Batı’ya teslimiyet şartlarını içeren bir uzlaşmaya zorlandığını savundu.
İran’ın nükleer dosyası bağlamında, 450 kilogramlık zenginleştirilmiş uranyum teslim edilmediğini belirten Aşkenazi, anlaşmanın ise sadece zenginleştirme oranının düşürülmesi ve sivil programın görüşülmesini öngördüğünü aktardı. Hürmüz Boğazı konusundaki yaklaşımını vurgulayan Aşkenazi, İran’ı bölgesel güç olarak konumlandıran bir tabloya dikkat çekti ve bölgenin anahtarlarının ellerinde olduğunu ifade etti.
Ağır bedeller konusunda ise Walla gazetesi analisti Eidan Kevler, Trump’ın yeniden savaşa dönme niyetinde olmadığını belirtirken, ateşkes sonrası petrol fiyatlarındaki düşüşün bu karar üzerinde etkili olduğunu söyledi. İsrail tarafında ise İran tehdidinin tamamen ortadan kalkmadığı konusundaki endişeler sürüyor ve bazı kazanımlarına rağmen süreçte güvenliğin tam anlamıyla sağlanamadığı ifade edildi.
Kevler, Trump ile İran arasında kurulan anlaşmanın İsrail’in bilgisi dışında geliştirilmiş olması nedeniyle eleştirilere maruz kaldığını belirtti. Netanyahu’nun ateşkese sıcak bakmadığını ve süreci baskı altında sürdürmeye çalıştığını ifade eden Kevler, savaşın İran’ın füze kapasitesine zarar verdiğini fakat bunun ağır maliyetlerle gerçekleştiğini vurguladı. Yaklaşan seçimlerin hem ABD’de hem de İsrail’de siyasi hesapları etkilediğini söyleyen Kevler, Kasım ara seçimleri öncesinde siyasi kazanç peşinde olan aktörlerin bulunduğunu belirtti.
Sonuçlar umut vermiyor değerlendirmesi Haaretz’in askeri analisti Amos Harel’den geldi. Harel’e göre savaş, İsrail’in hedeflerine ulaşamadan sonuçlandı; İran rejimi ayakta ve uranyum stoğu ile balistik füze programı yeniden gündemde. Harel, Netanyahu çevresinin üç temel amacı dalgalı bir yönlendirmeyle değerlendirdi: İran rejimini devirmek, nükleer programı ortadan kaldırmak ve balistik füzeleri etkisiz hale getirmek; ancak şu ana kadar bu hedeflerin hiçbiri elde edilemedi. Ateşkesin bozulması halinde çatışmaların yeniden başlayabileceğini ve bu süreçte İsrail’in ABD ile ilişkilerinin gerginleşebileceğini ifade etti. İç cephede yaşanan zararlar ve kuzeyde Hizbullah ile artan gerilim ise güvenlik risklerini artırdığı konusunda ortak bir görünüm sunuyor. Muhalefet ise ateşkes sonrasında Netanyahu yönetimini eleştiri oklarının hedefi haline getirdi.












