Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • İşletim Sistemi Değil Reklam Panosu: Başlat Menüsünde ‘Öneri’ Rezaleti

İşletim Sistemi Değil Reklam Panosu: Başlat Menüsünde ‘Öneri’ Rezaleti

06 Şubat 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 18

Parayı Veren Düdüğü Çalamıyor

Geçen hafta sonu kendime bir güzellik yapayım dedim, uzun zamandır ertelediğim o sistem yükseltmesini gerçekleştirdim. Cillop gibi işlemci, RAM deseniz derya deniz, SSD’nin okuma hızı ışık hızıyla yarışıyor. Heyecanla güç düğmesine bastım, o meşhur “hoş geldiniz” ekranını geçtim ve masaüstüne düştüm. İlk işim ne oldu dersiniz? Başlat menüsüne tıklayıp tarayıcımı açmak, değil mi? Ama hayır. Zurnanın zırt dediği yer tam da orasıydı.

Başlat menüsünü açtığımda karşıma çıkan manzara, benim kişisel çalışma alanım değil, sanki Taksim Meydanı’ndaki devasa LED ekranlardı. Sol tarafta hiç oynamayacağım, adını sanını duymadığım şeker patlatma oyunları, sağ tarafta “Önerilen” başlığı altında bana sırıtan bir TikTok ikonu ve hemen altında, parasını peşin ödediğim işletim sisteminin bana utanmadan sıkılmadan “Bunu da dene!” diye dayattığı bir VPN reklamı.

Yahu arkadaş, ben bu lisansa bir asgari ücret bayılmışım. Donanımı toplamak için harcadığım mesai ve nakit cabası. Hangi hakla, hangi cüretle benim “Başlat” menümü, yani bilgisayarımla etkileşime geçtiğim o en mahrem, en temel noktayı bir pazar tezgahına çevirirsiniz? Bu, eve mobilya alıp, koltuğa her oturduğunuzda mobilyacının gelip kulağınıza “Yandaki sehpayı da almaz mıydın?” diye fısıldamasıyla aynı şey. Taciz bu, başka bir tanımı yok.

“Kullanıcı Deneyimi” Maskesi Altında Pazarlama

Teknoloji devlerinin ağzında bir sakız var: “Kullanıcı Deneyimi” (UX). Nereye baksanız bu terimi duyarsınız. Peki, soruyorum size; benim başlat menümde, hayatım boyunca tıklamayacağım bir uygulamanın ikonunun durması benim deneyimimi nasıl iyileştiriyor? Cevap basit: İyileştirmiyor. Hatta sabote ediyor. Ama buna kılıf uydurmakta ustalar. Adına “Keşfet” diyorlar, “Öneri” diyorlar. Sanki ben o yazılımı arayıp bulmaktan acizmişim gibi, sanki benim neye ihtiyacım olduğunu benden iyi biliyorlarmış gibi bir üstten bakış.

Bu arsızlığın teknik boyutu ise tam bir mühendislik sefaleti. İşletim sistemi dediğimiz yapı, donanım ile kullanıcı arasındaki köprüdür. Görevi kaynakları yönetmek, güvenliği sağlamak ve arayüz sunmaktır. Şimdiki modern (!) işletim sistemleri ise arka planda sürekli bir veri madenciliği (telemetry) çalıştırıyor. Sizin hangi ikona tıkladığınızı, ne kadar süreyle hangi pencerede durduğunuzu analiz edip, bir sonraki güncellemede menünün neresine reklam sıkıştıracaklarını hesaplıyorlar. Kaynaklarımı sömüren bu arka plan servisleri, benim bilgisayarımı yavaşlatmak pahasına beni ürünleştiriyor.

Akıllı TV mi, Yoksa Duvar Tipi Billboard mu?

Sadece bilgisayarlar olsa yine iyi, kaçışımız yok. Akıllı TV’ler… Ah o salonumuzun başköşesine kurduğumuz, “Sinema keyfi yapacağız” diye binlerce lira döktüğümüz o kara kutular. Geçen akşam bir film izleyelim dedik. Televizyonu açtım, HDMI kaynağını seçmem gerekiyor. Ama o da ne? Menü o kadar ağır, o kadar hantal ki, kumandadaki tuşa bastıktan üç saniye sonra tepki veriyor. Neden? Çünkü o sırada arayüz, internetten güncel deterjan reklamını veya abone olmadığım bir platformun en yeni dizisinin fragmanını indirmekle meşgul.

Kendi televizyonumda, kendi elektriğimle, kendi internet kotamla bana reklam izletiyorlar. Ve işin acı tarafı, bu reklamları kapatma seçeneği genellikle yok ya da menülerin o kadar derinlerine gömülmüş ki bulmak için arkeolog olmanız gerekiyor. “Akıllı” dedikleri cihazlar, sadece üreticinin cüzdanını doldurmak konusunda akıllı davranıyor, bizim sinir sistemimizle oynamak konusunda ise tam bir aptal.

Dijital Çöplük: Bloatware Belası

Bir de “Bloatware” gerçeğimiz var; yani “şişirme yazılım”. Cihazı kutudan çıkarıyorsunuz, üretici firma ile anlaşmalı ne kadar antivirüs, ne kadar deneme sürümü ofis programı, ne kadar gereksiz medya oynatıcı varsa hepsi yüklü. Bunlar sistemin iliğini kemiğini sömürüyor. Silmeye kalkıyorsunuz, bazıları “sistem bileşeni” uyarısı verip silinmiyor. PowerShell scriptleri yazıp, kayıt defterine (registry) dalıp cerrah titizliğiyle bunları temizlemeye çalışmak, bir kullanıcının değil, sistem yöneticisinin işi olmalı. Ama hayır, biz son kullanıcı olarak bu dijital çöp yığınını temizlemek zorundayız.

Eskiden “Shareware” kültürü vardı, beğenirsen alırdın. Şimdi ise “Zorla-ware” devrindeyiz. Parasını ödediğim donanımın disk alanını işgal eden bu yazılımlar, aslında mülkiyet kavramını sorgulatıyor. Bu bilgisayar gerçekten benim mi? Yoksa ben bu cihazı sadece kiralamışım da, asıl sahibi olan şirket istediği zaman içeri girip duvarlara poster asabilir mi?

Kaçış Planı Var mı?

Yazılımcı arkadaşlar hemen “Linux kur kurtul abi!” diyeceklerdir, duyuyorum sizi. Haklısınız, penguenlerin dünyasında özgürlük var, reklam yok, dayatma yok. Ama kabul edelim, 70 yaşındaki babama terminalden güncelleme yapmayı öğretemem. Ya da profesyonel hayatında Adobe, CAD gibi endüstri standardı yazılımlara mahkum olan mimar, grafiker dostumuzu bir anda açık kaynak dünyasına atamayız. Çoğunluk, bu reklam panosuna dönüşmüş ekosisteme mecbur bırakılıyor.

Geldiğimiz nokta şu: Artık müşteri değiliz. Biz, o parlak ekranların karşısında oturan, verisi sağılacak, dikkati satılacak “ürünleriz”. İşletim sistemi lisansı veya TV ücreti sadece giriş bileti; asıl kazanç bizi o ekranda tutarak sağlanıyor. Başlat menüsüne her tıkladığımda hissettiğim o hafif tiksinti, teknolojinin insan odaklı olmaktan çıkıp kâr odaklı bir canavara dönüştüğünün en somut kanıtı.

O yüzden bir dahaki sefere bilgisayarınız “Size özel bir önerimiz var” dediğinde, bilin ki o öneri sizin hayrınıza değil. Sadece dijital billboard’un kirası ödeniyor, hem de sizin sırtınızdan. Kapatın o önerileri, silin o çöpleri. Direnebildiğimiz kadar direneceğiz, başka çare yok.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x