İSHİB Başkanına Göre Tavuk Tüketiminde 1 Kg Artış İçin 500 Bin m2 Kümes Gerekli

Gayrimenkul ya da finans gibi sektörlerden bağımsız olarak tavuk eti, dünya genelinde ulaşılabilirliği ve maliyeti nedeniyle temel bir besin haline gelmiştir. Son yıllarda, dünya ortalamasında kişi başı tavuk tüketimi önemli ölçüde artış gösterdi; bazı gelişmiş ülkelerde bu tüketim kırmızı etin önüne geçer hale geldi. İSHİB Başkanı Müjdat Sezer, Türkiye için de benzer bir eğilimin olduğuna işaret ederken, mevcut durumun sürdürülebilir bir üretim planlaması gerektirdiğini vurguluyor. Artan maliyetler karşısında üretimi büyütmenin mi yoksa görünürde ihracata odaklanmanın mı daha uygun olduğu sorusu sektörde sıkça tartışılıyor. Gelecek 5-10 yıl için stratejilerin netleşmesi şart Sezer, kümes kurulumunun desteklenmesi gerektiğini ve IPARD benzeri programların bu süreçte yönlendirici olabileceğini ifade ediyor. Kümes kurulu olmadan tavuk üretimini artırmanın pratikte mümkün olmadığına dikkat çekiyor ve mevcut üretimin sürdürülebilirliği için devletin çiftçiye yönelik somut destekler gerektiğini belirtiyor. İhracatçılar için ise dış pazara erişimin zorlu bir hal aldığı bir dönemde, küresel belirsizlikler ve maliyet artışları üretimin kârlılığını doğrudan etkiliyor. Sektörde Ramazan öncesi uygulanan fiyat dinamikleri ise arz-talep dengesi ile ilişkilendiriliyor. Zamlar, enflasyonist ortam ve enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle zaman zaman kaçınılmaz görünse de, üretimin ana ekseni olan maliyetler yükseldikçe tüketici fiyatlarındaki dalgalanmalar da yakından izleniyor. Savaş ve küresel maliyetler üretimi etkiledi Savaş kaynaklı baskılar, ham petrol ve enerji maliyetlerini yükseltiyor; ambalaj ve yem maliyetleri bu durumdan payını alıyor. Ancak tavuk eti hâlâ en ekonomik seçenek olarak öne çıkıyor; üretim artarsa fiyatlarda beklenen artışın sınırlı kalması umuluyor. Tarım ve hayvancılık sektöründe maliyetler arttıkça, üretimi sürdürmenin en mantıklı yolu maliyetleri dengeleyecek ölçekli yatırımlar ve verimli girdilerin sağlanmasıdır. İhracat politikaları ve tedarik zinciri kırılganlığı Sezer, ihracat yasağının kısa vadede üretimi baskılayan bir unsur olduğunu belirtirken, özellikle Suriye, Irak ve Mısır gibi spot alıcılara ek olarak BAE ve Japonya gibi büyük alıcıların da etkili olduğunu ifade ediyor. Bu ülkelerin ödemeler konusunda verdiği programlar nedeniyle tedarikçiler arasından çıkarılma riski, sektörün güvenilirliğini zayıflatıyor. Çözümün ise halka ucuz gıda sunabilmek adına üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik ortamın korunması gerektiğini savunuyor. Bir fabrikanın yangını, üretimin yüzde beşinin hayati bir kaybına işaret ediyor Sezer, Türkiye’nin tavuk üretiminin önemli bir kısmının ihracata yöneldiğini hatırlatıyor ve ihracat kısıtlamalarının uzun sürmesi durumunda arz açısından ciddi sıkıntılar doğabileceğini belirtiyor. Bu tür olaylar, sektörde stratejik olarak likit ve dayanıklı üretim kapasitesinin önemini bir kez daha gösteriyor.







