İran ABD’nin Uçan Radarını Vurdu: Görüntüler Paylaşıldı

Şubat ayı sonunda başlayan çatışma, bir ayı geride bıraktı ve bölgeyi derinden etkileyen bir kriz halini aldı. Saudi Prensi Sultan Hava Üssü üzerinden İran’a karşı yürütülen operasyonlar, çok sayıda Amerikan askeri ve hava kuvvetlerinin zarar gördüğü yönünde bilgilerle gündeme geldi; buna karşılık AWACS tipi uçaklarda da hasar raporları dolaştı. Resmî açıklamaların ötesinde, bölgede konuşlandırılan çok sayıda yakıt ikmal uçağı ile havadan kontrol uçağı E-3 Sentry’nin etkilenmesiyle ilgili görüşler paylaşıldı.
Wall Street Journal’ın haberine göre, saldırı esnasında üs içinde bulunan birçok Amerikan askeri ile E-3 Sentry’nin zarar gördüğü ifade edildi. Bu gelişme, operasyonun kapsamını ve hangi birimlerin hedef alındığını yeniden tartışmaya açtı. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 27 Mart’ta yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’daki üsten yapılan teslimata karşılık vermek amacıyla füze ve SİHA saldırılarına başlandığını duyurdu. İran’da çok sayıda eğitim kurumu ve kişilere yönelik zararlar kaydedildi ve resmi kaynaklar, 281 öğretmen ve öğrenciye ulaşan kayıplar üzerinde durdu.
ABD’nin kara harekâtı olasılıkları da gündeme gelirken, Pentagon bu konuda bazı özel operasyon birimlerini ve piyade unsurlarını devreye almak üzere hazırlıklarını sürdürdü. Bölgeye yapılan sevkıyatlar, Başkan Trump’ın bu planları onaylayıp onaylamayacağı belirsiz olsa da, Washington’un stratejik esneklik arayışını gösterdi. İran Meclis Başkanı Galibaf ise ABD’nin diplomatik açıklamalarına rağmen karaya yönelik adımlar atabileceğini ifade etti; İranlı liderler, misilleme kapasitesini kamuoyuna açık mesajlar eşliğinde güçlendirdi.
İran’ın roket ve füze saldırıları, İsrail’e karşılık verme bağlamında da yeni bir boyut kazandı. Berşeva çevresinde çıkan yangınlar ve bazı bölgelerde siren seslerinin duyulması, bölgesel gerilimin sadece hava sahalarında sınırlı kalmadığını gösterdi. İsrail medyası, Neot Hovav bölgesinde kimya fabrikasında olası tehlike madde sızıntısı ihtimaline dair haberler paylaştı. İran’ın üniversitelere yönelik çalışmaları, bölgede bu tür hedeflerin meşru görüleceğine dair bir çerçeve çizerken, İran resmi ajansları özellikle Batı tarafına ait yükseköğretim kurumlarının saldırılarda önemli hedefler olarak görülebileceğini belirtti.
Bu süreçte Yemen’deki Husi güçlerinin de İsrail’e karşı ilk adımlarını atması, çatışmaların yeni bir cepheye kaydığını gösterdi. ABD’nin bölgeye takviye güçler göndermesi, enerji arzında tarihe geçen bir kesintinin habercisi olurken, çatışmaların küresel etkileri henüz netleşmedi. İsrail ise Tahran’daki altyapı ve nükleer tesisler ile Hizbullah hedeflerine karşılık verirken, Lübnan’da bazı gazetecilerin hayatını kaybetmesi de savaştaki ekonomik ve insani bedellerin yüksek olduğunu gösteriyor. Birçok dış güç için Kasım’daki oylamalardan bağımsız olarak yükselen destek karşıtı atmosfer, savaşın sürmesini ve kamuoyunun baskı altında kalmasını tetikliyor.







