Hafife Alırsak ‘Yeni Çin’imiz Hindistan Olur: DDMİB Başkanı ve TİM Başkan Vekili Tecdelioğlu ile Kritik Uyarı

Dünya ticaretinin şekillendiği günlerde, 7 Ocak 2026’da imzalanan Avrupa Birliği-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması küresel dengeyi yeniden çerçeveliyor. Küresel gayri safi yurt içi hasıla içerisinde önemli bir paya sahip olan bu bloklar, Türkiye için ihracatının büyük bölümü AB pazarına bağımlı olduğu için yeni bir rekabet dinamiğini beraberinde getiriyor. Gümrük Birliği sayesinde Hindistan menşeli ürünlerin AB üzerinden Türkiye’ye sıfır vergiyle giriş yapabilmesi, Türkiye’nin bu anlaşmanın tarafı olmaması nedeniyle bazı engellerle karşı karşıya kalmasına yol açabilir.
“Sektörel stratejiyi kurmalıyız” sözleriyle gündeme gelen İDDMİB Başkanı Çetin Tecdelioğlu, Avrupa pazarında ortaya çıkabilecek risklere dikkat çekerek, Hindistan’ın ucuz iş gücü ve üretim kapasitesiyle Türkiye için bir tehdit unsuru olabileceğini ifade ediyor. Tecdelioğlu’na göre mevcut dönemde küresel ticarette kartlar yeniden karılıyor ve Hindistan, 2-5 yıl içinde özellikle Avrupa’da “yeni Çin” haline gelebilir. Böyle bir senaryoda sektörel stratejiler derhal kurulmazsa, bu devasa pazarı rakiplerimize kaptırma riski bulunmaktadır.
AB ile Hindistan arasındaki STA’nın hedeflediği tercihli erişim, AB ihracatı için %96,6 ve Hindistan için %99 gibi yüksek oranlarda belirlenmiş durumda. Dünyada artık bir kaygı iklimi hakim olarak nitelendirilen küresel ortamda, özellikle tarife savaşları ve korumacılık baskılarının artması ticareti zorluyor. Tecdelioğlu’nun ifadesiyle, sadece Türkiye için değil, Avrupa’da da maliyet baskısı yükselirken finansman dengeleri kritik bir rol oynuyor. “Borç alabilmek ‘güven göstergesi’ oluyor” diyen sanayici, kamusal finansman ve dış kaynak kullanımı konusundaki zorlukları vurguluyor; yüksek maliyetler ve kredilerdeki sınırlı indirimler reel sektörü olumsuz etkiliyor. Eximbank’ın faiz politikaları da bu tabloya eklenince, şirketler finansmanı yönetmekte güçlük çekiyorlar; faktoring kullanımındaki artış ve maliyetlerin yükselişi sanayi akışını sıkıştırıyor.
“Günü değil geleceği kurtaracak strateji olmalı” diyen Tecdelioğlu, Türkiye’de her sektör için bir sanayi stratejisinin şart olduğuna işaret ediyor. Mevcut durumda birçok sektör yalnızca günü kurtarmaya çalışıyor; oysa hammaddesi krizde olan bazı sektörler için akılcı planlar gereklidir. Özellikle ev ve mutfak eşyaları sektörünün ihracat rakamları yüksek olsa da hammadde krizleri nedeniyle doğal olarak kırılganlık taşıdığına dikkat çekiliyor.
İDDMİB’in bu yıl hedeflediği 15 milyar dolarlık ihracat, otomotiv, kimya, elektrik-elektronik ve çelik gibi ana sektörlerin ardından altıncı büyük ihracatçı konumunu pekiştiriyor. “ABD’de yüzde 1 pay almak bile bizi ihya eder” düşüncesiyle Amerika pazarında derinleşme arzusunu dile getiren Tecdelioğlu, Avrupa pazarıyla rekabetin sürmesini ve Amerikan standartlarına uyum sağlamanın gerekliliğini vurguluyor. Ayrıca Çin’e karşı turizm kanalı üzerinden açılan 6 aylık vize uygulaması, küresel rekabet koşullarında Türkiye’nin stratejilerini çeşitlendirme amacı taşıyor.
İstihdam tarafında, meslek liselerinin adlarının dönüşmesi ve teknik/endüstri liselerine odaklanılması talebi öne çıkıyor. Kalifiye işçi krizine karşı yapılması gerekenler arasında kontrollü ve uluslararası iş gücü transferi, gençlere yönelik cazip kariyer imkanları ve uygun eğitim altyapısı yer alıyor. “Yüzde 30 zam çalışanı da memnun etmiyor” değerlendirmesiyle işçilik maliyetlerindeki artışa dikkat çekiliyor; maaşların brüt üzerinden yansıtılması, işçinin gerçek maliyeti görmesini ve işletmelerin sürdürülebilir maliyet yönetimi benimsemesini amaçlıyor.
TR-METALENDEKS’in Ocak 2026 verileri, birim fiyatların rekor kırdığını ancak miktar talebinin düşüş eğiliminde olduğunu gösteriyor. Endeksin açıklayıcı verileri, fiyat artışlarının gelir kaybını dengelediğini gösterse de genel olarak miktarda bir gerileme kaydediliyor. Tecdelioğlu, metal ihracatında fiyatlar yükselse de üretim ve hacim azalmasının görüldüğünü ifade ediyor.








