Güvenlik Kaynakları Duyurdu: Suriye’de SDG Yapısı Dağıldı

Güvenlik kaynakları, Suriye’nin kuzeyindeki son dönemde hız kazanan askeri ve diplomatik gelişmeleri dikkate alarak üst düzey bir analiz sundu. SDG’nin kontrolündeki bölgelerin önemli bir bölümünü kaybettiğine işaret eden kaynaklar, parantezlerin kapanması ve PKK’nın Suriye kolunun ulusal ve uluslararası platformlarda savunmasız kaldığını vurguluyor. Aşağıda, sahada ve masada yaşanan son gelişmelere dair özet bilgiler yer alıyor.
Kaynaklar, SDG’nin El-Hol kampından çekildiğini ve Haseke ile Irak’ın Musul kenti arasındaki tek resmi sınır kapısı Yarubiye’nin Suriye ordusu tarafından kontrol edildiğini belirtiyor. Bu durumun, SDG ile Kandil kadroları arasındaki lojistik bağı kesmesi açısından kritik olduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca Ayn el Arap-Haseke bağlantısının kopması, PKK’nın bölgede yeni bir “Ayn el Arap vakası” yaratma çabalarının karşılık bulmadığını gösteriyor. Bölgedeki Süleyman Şah Türbesi ve Karakozak Köprüsü çevresinin temizlendiği bilgisi de güvenlik kaynakları tarafından paylaşılıyor.
4 GÜNLÜK ATEŞKES VE ENTEGRASYON SÜRECİ kavramı ise şu şekilde öne çıkıyor: Kürt köylerine girmeme ve bu bölgelerde silahlı unsur bulundurmama taahhüdü, SDG’nin Suriye Savunma Bakanlığı ve Haseke Valiliği için isim önerileriyle eşleşecek. SDG unsurlarının Suriye savunma güçlerine tam entegrasyonu sağlanacak ve Kürtlerin anayasal güvence altında hakları korunacak. ABD’nin SDG’ye bakışındaki değişimin ardında yatan nedenlere dair, 4 Ocak’ta gerçekleşen toplantıya atıflar yapılıyor; Mazlum Kobani kod adlı Mazlum Abdi Şahin’in Dahili karar süreçlerinde Kandil ile koordinasyon kurduğu belirtiliyor. Bu duruşun ABD nezdinde “SDG ile PKK arasında ayrım yok” mesajını güçlendirdiği ifade ediliyor.
“DEAŞ ŞANTAJI” TERS TEPTİ olarak nitelendirilen görüşler, SDG’nin artık yaptığı tehditlerin dünya çapında karşılık bulmadığını vurguluyor. SDG’nin cezaevlerindeki 200 DEAŞ mensubunu serbest bırakarak ABD’yi baskı altına almaya çalıştığı iddiaları, Washington’daki tepkilerle karşılık buldu. Trump ile Ahmed Şara arasındaki görüşmede, ABD’nin DEAŞ hapishanelerinin kontrolünün önemli olduğuna vurgu yapıldığı ve Sına Hapishanesi’nin yönetiminin ABD’ye geçişinin, El-Hol’un ise Suriye yönetimine devrinin kayda geçtiği belirtiliyor. SDG’nin toplam 63 bin kişilik nüfusunun yaklaşık 40 bini Arap kökenli olup, Arap aşiretlerinin başlattığı dayanışma hareketinin örgütün çözülmesini hızlandırdığına dikkat çekiliyor. Ayrıca SDG’nin petrol ve finansal rezervlerini kaybetmesiyle Kandil’in Suriye’yi bir “rezerv alanı” olarak kullanma kapasitesinin ortadan kalktığı ifade ediliyor.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİ VE İMRALI MESAJLARI başlığı altında ise iç siyasetle bağlantılı bir değerlendirme öne çıkıyor. Güvenlik kaynakları, Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’nin terörsüzleşme sürecine olumlu yansıyacağını düşünüyor. Abdullah Öcalan’ın SDG’ye entegrasyon için makul şartlar önerdiği ancak Kandil’in süreci sabote etme çabalarını sürdürdüğü aktarılıyor. Yeni sahada DEAŞ ile mücadelede resmi muhatabın Şam yönetimi olarak belirlendiği ve SDG’nin meşruiyet zeminini kaybettiği anlamlı bir çerçeveye oturtuluyor. Ancak saha performansının beklentilerden daha hızlı ilerlediği, SDG’nin “hikayesinin” sonlandığı ve örgütün gerektiğinde askeri operasyonlarla karşılaşacağı vurgulanıyor. Bu süreçte ise “Terörsüz Türkiye” hedefinin güçlenerek çıkabileceği ifade ediliyor.
KAYNAK: TRT HABER












