Güney Afrika’dan Açılacak 5 Milyar Dolarlık Sahra Altı Kapısı

Türkiye’nin ev ve mutfak eşyaları sektörü, Afrika pazarına açılımını derinleştirerek Güney Afrika Cumhuriyeti (GAC) üzerinden bölgeye yayılan yeni iş fırsatları peşinde. 2025 itibarıyla GAC’a toplam mutfak ürünü ithalatı yaklaşık 1 milyar dolar seviyesine yaklaşırken, Türk üreticileri bu dönemde 16 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi ve önümüzdeki beş yıl içinde bu rakamı 50 milyon dolara çıkarma hedefini benimsedi. Sektör, 2025’te 3,2 milyar dolarlık ihracat elde ederken 2026’nın ilk iki ayında kırılan bir ihracat yüzdesi yaşadı; bu kaybı Afrika’nın diğer ülkelerindeki potansiyeli kullanarak kapatmayı amaçlıyor.

İstanbul Demir ve Demir Dışı İhracatçılar Birliği (İDDMİB) ile Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) iş birliğinde, Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle Johannesburg’da düzenlenen özel bir etkinlikte 19 Türk firması önemli alıcılarla buluştu. Bu toplantılar yalnızca Güney Afrika pazarını hedeflemekle kalmadı; Kenya, Botsvana, Namibiya ve Mozambik gibi komşu ülkelerde de yeni ticaret köprüleri kurmayı amaçladı. Etkinlik, Türk firmalarının hem mevcut pazar payını güçlendirmesi hem de bölgesel ticaret ağlarını derinleştirmesi için bir kapı araladı.
İlk hedef: ihracatı 50 milyon dolara çıkarmak Özellikle Johannesburg’daki buluşmaların Türkiye’nin Sahra Altı Afrika’daki etkisini artıracağını ifade eden EVSİD Başkanı Talha Özger, yalnızca Güney Afrika pazarını değil, bölge genelini kapsayan stratejiler benimsediklerini belirtti. Özger’e göre şu anda Güney Afrika’ya yapılan ev ve mutfak eşyaları ihracatı yaklaşık 16 milyon dolar civarında; Çin’in 600 milyon doların üzerinde olan ihracatıyla karşılaştırıldığında aradaki fark büyük görünse de potansiyel çarpıcı. Önümüzdeki beş yıl için amaç, bu pazarlarda 50 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaşmak. Ürün satışının ötesinde yerel iş birlikleri, depo çözümleri ve bayi ağlarını güçlendiren modeller geliştirmek hedefler arasındadır.

Ülke ve sektör odaklı projeler daha etkili Özger, ihracatı artırmak için yalnızca genel teşvikler yerine ülke ve sektör bazlı projelerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Latin Amerika’da uzun süredir süren heyet çalışmalarının bölgeye olan güveni artırdığını ifade eden Özger, Türkiye’nin üretim gücünü tüm dünyaya yansıtan bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini savundu. “Bütçe olanaklarımızla 52 firmayı burada görmek mümkün oldu; ancak daha hedefli ve yoğun çalışmalarla sonuçlar çok daha iyi olabilir” şeklinde konuştu.
“Müşteri kazanmak 10 yıl, kaybetmek 10 dakika” Özger, küresel rekabette fiyat baskısının giderek belirleyici olduğunu ve maliyetlerin yükselmesiyle üreticilerin üretim sürekliliğini sağlamasının kritik olduğunu söyledi. İçeride kapasite eksiklikleri ve maliyet artışları karşısında firmalar mevcut müşterileri korumayı önceliklendiriyor. Yeni müşteri kazanmanın 10 yıl sürebildiğini, mevcut müşteriyi kaybetmenin ise dakikalar içinde gerçekleşebileceğini belirtti. Türkiye’nin ürettiği “made in Türkiye” ürünlerini dünya pazarlarında görünür kılmaya devam edeceklerini ve bu çabaların tüm ülkelerde yaygınlaştırılacağını sözlerine ekledi.
Pretorya Büyükelçiliği temsilcilerinin Ticaret Müşavirleriyle sektörel bilgilendirme görüşmeleri de bu süreçte yapılmıştır.
“Afrika’daki alıcıları Türkiye’ye davet ettik” Özger, yıl boyunca sürecek farklı coğrafyalardaki sektörel etkinliklerle Türk ev ve mutfak eşyalarının küresel pazarlarda görünürlüğünü artırmayı hedeflediklerini vurguladı. Kasım ayında Antalya’da düzenlenen Invitation Only etkinliğinin olumlu geri dönüşler aldığını belirten Özger, bu yıl da Antalya’da benzer bir organizasyon planlandığını ve dünyanın çeşitli bölgelerinden alıcıları Türkiye’de ağırlayacaklarını söyledi. Özger, Güney Afrika’dan da önde gelen alıcıları Türkiye’ye davet ettiklerini belirtti.
“Savaş ve konteynerler: Operasyonları etkiliyor” Orta Doğu’da devam eden çatışmaların bölgesel ihracata önemli bir darbe vurduğunu dile getiren Özger, Dubai ve Katar’daki müşterilerin başka pazarlara yönelmesini veya satış yapamamasını hatırlattı. Konteynerlerin teslimatıyla ilgili sorunlar ve hammadde fiyatlarındaki artış da maliyetleri tetikleyen etkenler arasında. Özger, stokçulukla mücadele eden işletmelerin üretim sürekliliğini korumak adına çalıştığını ve kısa vadeli fırsatçı davranışlara karşı durduklarını ifade etti.






