Global Ratings Kıdemli Direktörü Gill: Yaz sonuna kadar Merkez’in faiz indirmesi düşük ihtimal

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, geçen hafta yayımladığı Türkiye değerlendirmesinde ülkenin kredi notlarını BB-/B olarak teyit etti ve görünümünü durağan olarak işaretledi. Deklarasyon sonrası Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerini paylaşan S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Frank Gill, Orta Doğu’da savaş sonrası petrol ve gaz fiyatlarındaki artışın Türkiye dahil birçok Avrupa ekonomisi için son derece hassas bir konu olduğuna dikkat çekti. Gill, yükselen maliyetlerin enflasyon, ödemeler dengesi ve döviz kuru üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, Merkez Bankası’nın da piyasalara müdahale etmek zorunda kaldığını vurguladı.
“Türk politikacılar ellerinden geleni yapıyor” şeklindeki ifadeyle başlayan görüşlerinde Gill, altın swapları üzerinden görülen bazı etkilerin de fark edildiğini söyledi. Petrol fiyatlarının Şubat ayı sonundaki seviyelere ne kadar yaklaşabileceği ve hatta ulaşabileceği konusunun, Türkiye dahil Doğu Avrupa’daki gelişmekte olan ülkeler için temel bir soru olduğunu kaydeden Gill, şu sözleri aktardı: “Mevcut durumda Türkiye’de yetkililerin kontrolü dışında bazı gelişmeler söz konusu. Buna karşın politika tarafında yoğun bir çaba sürüyor ve Şubat’tan bu yana parasal sıkılaşmanın fiilen arttığını söylemek mümkün.”
Savaş sonrası dönemde Türkiye’nin uluslararası rezervlerine yönelik baskıların arttığına işaret eden Gill, bunun Merkez Bankası bilançosuna yansıyan bir dış şok olduğunu belirtti. Türkiye’de politika yapıcıların ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını söyleyen Gill, “Mevcut koşullarda Merkez Bankası’nın yaz sonuna kadar faiz indirimine gitmesini düşük ihtimal olarak görüyorum,” dedi ve sıkı para politikasının sürmesini öngördü.
Petrol ve doğal gaz arzında oluşan farklar ve güzelye giden sürece ilişkin beklentilerden bahseden Gill, “Kalıcı ateşkesin sağlanması ve Hürmüz Boğazı’nın mayıs ayında yeniden açılması yönünde İran ve ABD’nin bir anlaşmaya varması durumunda bile yakıt fiyatlarındaki ikinci tur etkilerin yıl sonuna kadar devam etmesini öngörüyoruz,” ifadelerini kullandı.
“Not görünümü istikrarlı tabloya işaret ediyor” başlığıyla devam eden görüşte Gill, Hürmüz Boğazı’ndaki ticaret akışının kısıtlanmasının yol açtığı baskılar, ücret artışları ve diğer gelişmeler ışığında bu yıl Türkiye’nin ortalama enflasyon beklentilerini revize ettiklerini belirtti. Enflasyonun bu yıl yüzde 30’un biraz altında, gelecek yıl ise ifadesiyle yaklaşık yüzde 20’nin biraz altına gerilemesi öngörülüyor. Ancak olası daha olumsuz senaryolarda enflasyonun 5-6 puan daha yüksek olabileceği ihtimaline de dikkat çekildi. Gill, Türkiye’nin görünümünün durağan kalmasının, kredi notasının görece düşük olduğu gerçeğini değiştirmediğini; ancak Türkiye’nin dirençli bir büyüme potansiyeli ve güçlü yapısal avantajlara sahip olduğunun altını çizdi. 2024 için gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) tahmini 1,4-1,5 trilyon dolar aralığında, demografik yapı da avantajlı olarak değerlendirildi.
“Dış borçların çevrilmesinde sorun beklemiyoruz” ifadesiyle özetlenen bölümde Gill, dış finansman ihtiyacının büyük ölçüde finansal sektörün kısa vadeli dış finansmanından kaynaklandığını vurguladı. Son on yılda bu borçların çevrilmesinde önemli bir sorun yaşanmadığına dikkat çeken Gill, borçların yeniden çevrilmesi açısından da büyük bir problem öngörmediğini kaydetti. Alacaklıların önemli bir kısmının Körfez bölgesinde olduğunu belirterek, “Hürmüz Boğazı’nın mayısta açılması senaryosuna dayanarak şu anda durumun yönetilebilir olduğu görüşündeyiz” dedi. Ayrıca Şubat’tan sonra yerleşik olmayanların Türk lirası cinsinden pozisyonlarında yaklaşık 20 milyar dolarlık bir çıkışın gerçekleştiğini öngördüklerini sözlerine ekledi.






