Fidan: Türkiye’nin birinci hedefi savaşın sona ermesi

Bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu veya ilgili yetkili, savaşın dünya ve bölge üzerindeki olumsuz etkilerine değindi. Savaşın başlatılmasının uluslararası hukuk açısından sorunlu olduğuna vurgu yaptı ve Türkiye’nin ana hedeflerini şu şekilde özetledi: savaşın çıkmaması, çıkarsa durdurulması ve bölgesel yayılmanın engellenmesidir. Ayrıca Türkiye’nin bu süreçte savaştan bağımsız kalma amacı üzerinde duruldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konulardaki net vizyonuna atıf yapan bakan, günlük politikaları belirlerken bu çerçeveye uyum sağlamaya çalıştıklarını kaydetti. Bölgedeki geleneğin, önceki yıllara dayanan bir iş birliği ve çatışmaların çözümü yaklaşımını içerdiğini hatırlatan yetkili, mevcut gerilimlerin geçmişten gelen enerji ve nükleer konularla birleşmesi sonucunda savaşın ortaya çıktığını ifade etti. Bu sürecin 12 Gün Savaşı ile benzer dinamikler taşıdığını, bu dönemde de somut çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Bir numaralı hedefimizin savaşın durmasıdır ifadesiyle, çatışmanın daha geniş bir yayılmaya yol açmaması gerektiğini vurgulayan bakan, bölgede kalıcı düşmanlıklar ile istikrarsızlıkların doğmasının önüne geçilmesi gerektiğini dile getirdi. Savaşın sona erdiği ya da eden bir zamanda bile toplumsal ve kültürel gerilimlerin yıllarca sürdüğünü, bu nedenle iş birliğine dayalı refah odaklı bir ortamın kurulmasının şart olduğunu belirtti.
Savaşın tehdidinin paydaşlarca fark edildiğini ifade eden bakan, taraflar arasındaki müzakerelerin aksiyon kazandığını söyledi. Pakistan üzerinden mesajlaşmanın sürdüğünü, Amerika ve İran ile koordinasyon içinde çalışıldığını belirten yetkili, tarafların duruşlarında savaş öncesi konumlarından farklı bir noktaya geldiklerini vurguladı. İran’ın ise şimdi daha ağır taleplerle masaya oturma eğiliminde olduğunu, arabulucuların işinin gittikçe zorlaştığını sözlerine ekledi. Umarız sürecin umutla ilerlemesini ve zararların minimize edilmesini bekliyoruz.
İran-ABD ilişkilerindeki güven kaybı konusu üzerinde duran bakan, açılış pozisyonlarının taraflarca aşamalı olarak ele alınacağını, iki tarafın da gerçekten niyetli olması halinde ortak bir noktada buluşmanın mümkün olduğunu belirtti. Müzakerenin sürmesi, tarafların çekinmemesi ve karşılıklı güvenin korunması gerektiğini ifade etti. İran’ın Amerika’ya karşı duyduğu güven kaybının bu süreçte bariz olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin endişesi: İsrail’in senaryosuna çekilme riskine değinen yetkili, bölgenin İsrail’in uzun vadeli hedeflerine doğru yöneldiğini ve bu süreçte Müslüman toplumlar arasındaki dayanışmanın zayıflaması ihtimalinin endişe kaynağı olduğunu söyledi. İsrail’in Gazze sonrası hedeflerini açıklamış olması ve ardından lobide arayışlarını sürdürmesi, bölgedeki istikrarın bozulmasını tetikleyebilecek bir eğilim olarak görüldü. Türkiye’nin bir numaralı amacı ise bu fitnenin ortaya çıkmasını engellemektir.









