Dünya Çapında Kritik Minerallere Talebin Artışı Jeopolitik Rekabeti Aşırıyor

BM Güvenlik Konseyi’nde enerji güvenliği ile kritik mineraller arasındaki ilişki, uluslararası arenada dikkat çekici bir odak olarak öne çıktı. Söz konusu minerallerin, dijital ekonomiyi ve enerji dönüşümünü destekleyen teknolojilerin temel taşları olduğu ifade edildi. Ülkelerin bu mineralleri elde etme çabalarının, küresel ticaretin hacmini önemli ölçüde etkilediği ve 2023 yılında ham ve yarı işlenmiş minerallerin ticaretinin yaklaşık 2,5 trilyon dolar seviyesine ulaştığı aktarıldı. Talep, 2030’a kadar üç katına, 2040’a kadar ise dört katına çıkabilir. Bu büyümenin, jeopolitik rekabeti de küreselleştirdiği ve minerallerle ilgili madenciliğin bazı bölgelerde insan hakları ihlalleriyle ve çevresel bozulmayla ilişkilendirilmesine yol açtığı vurgulandı.
Özellikle kobalt örneğinde, üretimin %70’inden fazlasının Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde gerçekleştiği belirtildi. Akıllı cihazlarımızı güçlendiren pil teknolojilerinin çoğunun bu minerallere bağlı olduğuna dikkat çekildi. Siyasi ve ekonomik olarak kilit konumda olan ülkeler, madencilik faaliyetlerinin bölgesel çatışmaları tetiklemeden sürdürülebilir ve tarafsız bir şekilde yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Myanmar’un nadir toprak elementleri açısından küresel önemi, yüksek performanslı mıknatıslar için gerekli kaynakları barındırmasıyla öne çıktı. Ayrıca Ukrayna’nın havacılık teknolojileri ve ileri imalat için titanyum ile lityum rezervlerine sahip olması da güvenlik ve enerji politikaları üzerinde etki yaratan unsurlar olarak öne çıktı.
BM Güvenlik Konseyi, doğal kaynaklar ile çatışmalar arasındaki bağlantıyı tanıdı ve kritik mineral madenciliğinin ulusal hükümetler tarafından sorumlu bir şekilde yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, bölgesel dinamiklerin çatışmaları körüklemeden adil ve sürdürülebilir bir çerçevede ele alınması gerektiği ifade edildi.




