Shopping cart

Patron Koltuğu, Patronlardan haberleri, yaşama dair haberleri, teknoloji, sağlık ve bir çok kategoride haberleri size ulaştırmak için sizlere hizmet vermektedir.

PatronPatron

Donanım Aboneliği: Cüzdanın Tuşa Bastığı Yer.

22 Mart 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 34

Donanım Aboneliği: Cüzdanın Tuşa Bastığı Yer.

Şimdi bu araba meselesi var ya, hani BMW ısıtmalı koltukları abonelikle satmaya kalktı, milletin ağzı açık kaldı? Ha işte o, aslında buzdağının su üstündeki ufacık bir parçasıydı, asıl sorun, bizim farkında bile olmadan yutmaya başladığımız o zehirli hapta gizli—daha doğrusu, cihazların bağırsaklarında diyelim.

Bak şimdi. Alıyorsun bir tane alet diyelim, akıllı telefon olsun, yeni nesil bir araba, hatta bırakın onları, bir yazıcı bile olabilir. Eskiden neydi? Parayı basardın, alırdın aleti, biterdi iş. Senindi. Tamamı. Fabrikasından çıktığı haliyle, tüm donanımsal kabiliyetiyle beraber. Güzel günlerdi vallahi, ne bileyim, bir nevi altın çağ falan herhalde ya da benim çocukluğumda her şey daha mı güzeldi sendromu mu bu bilmiyorum ki…

Şimdi durum bambaşka. Aldığın cihaz senin değil, kiralık gibi. Yani fiziksel olarak masanda duruyor, elinde tutuyorsun, faturası da senin adına kesildi; ama içindeki bazı özellikler, o donanımın potansiyelini sonuna kadar kullanmanı sağlayan anahtarlar, hani şey var ya, o anahtarlar bir bulutun bilmem kaçıncı katında, bir yerlerde duruyor. Ve sen o anahtarı kullanmak istiyorsan, “Pardon ama, ayda şu kadar para yollayacaksın ağabeyciğim” diyorlar.

Bu ne yahu! Cüzdanın tuşa basması mı bu şimdi? Aynen öyle. Bildiğin, fiziksel bir cihaza para veriyorsun, donanımı alıyorsun, içindeki çip, sensör, motor – hepsi senin; ama o çipin yapabildiği, o sensörün algıladığı şeyleri yazılımsal olarak kilitliyorlar. Yazılımsal bir kelepçe bu bildiğin, parmak izi okuyucun var ama kilidini açmıyorlar, sen para vermezsen. Ya da ne bileyim, işlemcinin tam gücünü kullanamıyorsun çünkü senin modelin “standart” sürüm ve “pro” sürüm için ekstra para lazım. Gülünç değil mi?

A close-up shot of a modern smartphone with a padlock icon superimposed over a feature, implying a locked function.

En komiği ne biliyor musunuz? Ya da komiği mi denir buna, trajik mi bilemedim. Adamlar donanımı tek kalemde üretiyor, maliyeti düşürmek için. Aynı çip, aynı kamera, aynı sensör. Ama sonra yazılımla bazı özelliklerini kapatıp, “Bu ekonomik versiyon,” diyorlar, “Öbürünü istersen, ver parayı.” E sen zaten o parayı donanım için ödedin. Yani zaten o donanımın potansiyelini ödedin, sen sadece o potansiyelin kilidini açmak için tekrar para ödüyorsun, yani ne bileyim, bu biraz, hani şey gibi, araba aldım ama direksiyonu kullanmak için aylık abone olmam lazım gibi. Tamam, o kadar da değil belki ama mantık aynı kapıya çıkıyor.

Bu “özgürlüğümüze ve cüzdanımıza sinsi bir darbe” cümlesi var ya, işte o tam da bu durumun özeti. Sinsi. Çünkü başta küçük başlıyor, “Ekstra depolama mı? Aylık 9.99.” diyordu, sonra “Daha hızlı işlemci mi? Yıllık 59.99.” oldu. Yarın öbür gün “Telefonun kamerasını 4K’da kullanmak için premium paket” deseler şaşırmam. Gerçekten şaşırmam. Zaten yavaş yavaş buna doğru gidiyorlar, hani geçen bir arkadaş anlatıyor, yeni aldığı yazıcının bazı özelliklerini kullanmak için kendi marka kartuşunu kullanma zorunluluğu yetmezmiş gibi, ek bir yazılım paketi daha satın alması gerekiyormuş! Düşünsenize, yazıcı aldık, bastık parayı, kağıdı koyduk, kartuşu taktık – ki o da ayrı bir dert zaten pahalılığıyla – bir de üzerine “Özel fontlar için abonelik” mi çıkacak şimdi? Amanın!!?

Yani ne bileyim, bu işin sonu nereye varacak? Her şeyi kiralık mı kullanacağız? Ev kiralık, araba kiralık, film kiralık, müzik kiralık, e telefonun kendi özellikleri de kiralık… Nerede bu sahiplik duygusu, hani o “Ben bunu aldım, benim!” diye göğsümüzü gere gere söyleme hali? Yok oldu. Buharlaştı. Yazılım kodlarının arasına sıkıştı kaldı. Geçen dayım aradı, yeni akıllı televizyon almış, Netflix’i açıyorsun diye bağırıyor, “Memduh oğlum, ben bu televizyonu aldım, neden Netflix’e hâlâ para veriyorum? İçinde yok mu bunun?” dedi. Ne diyeceksin ki adama? Anlatamazsın ki, bu yeni dünyanın düzenini, yazılımın donanımı nasıl esir aldığını.

Ha bir de bu üreticilerin “hizmet geliri” diye bir sevdası var ya, ölüp bitiyorlar. Donanım satışından kar marjları düşüyor, ee napacaklar? “Hizmet” adı altında cebimizden daha fazla para çekmenin yollarını arıyorlar. Tamam da, hani o hizmet denilen şey, donanımın zaten yapabildiği bir şeyse? Benim donanımım 120Hz ekranı destekliyorsa, bunun için ekstra para istemek hizmet mi oluyor? Bence bildiğin gasp oluyor, üstelik yasal. Daha da kötüsü bu yasal kısım. Bir de en sinir olduğum şeylerden biri, hani bu işin arkasında yatan mantık da çok çürük. Diyorlar ki “kullanıcıya esneklik sunuyoruz”. Hangi esneklik? Paramı alıp, zaten satın aldığım ürünün özelliklerini bana tekrar satma esnekliği mi bu? Vay be. Ne esneklik ama!

Geçenlerde bir yerde okudum, yazılım dünyasında “feature flagging” diye bir şey var. Yani bir özellik geliştiriliyor, kod içine gömülüyor, sonra bir “bayrakla” açılıp kapatılıyor. Normalde test amaçlı ya da A/B testleri için kullanılırdı bu. Şimdi ne oldu? Müşteriyi sağmak için kullanılıyor. Sen o bayrağın bedelini ödeyeceksin ki açsınlar sana özelliği, hani senin için zaten cihazda olan o şahane şeyi. Sanki bir oyunun kilitli karakterleri gibi, ama gerçek hayatta, gerçek ürünlerde. Bir de bu veri toplama meselesi var, hani bütün bu abonelikler aslında bizim neyi ne kadar kullandığımızı, hatta ne kadar kullanmadığımızı bile takip etmelerini sağlıyor. Hani şey gibi, gizli bir kamera her hareketini izliyor, ona göre sana yeni “öneriler” sunuyorlar, daha doğrusu, seni daha çok harcamaya itiyorlar.

Peki ya sonra? Bu iş nereye varır? Bir gün çaydanlık alacağız, suyu kaynatmak için “kaynatma paketi” mi alacağız? Ya da tost makinesi, ekmeği kızartmak için aylık abonelik mi isteyecek? Kim bilir. Belki de banyodaki akıllı ayna, senin ruh halini analiz edip, sabah haberlerini “mutlu modda” sunmak için ekstra ücret talep eder. Hani bu saçma geliyor belki ama, iki sene önce BMW koltuk ısıtma aboneliği de saçmaydı değil mi? Ama oldu.

A digital subscription dashboard with various household appliances listed (e.g., "Smart Fridge - Ice Dispenser Premium," "Coffee Maker - Latte Art Pro"), each with a monthly fee displayed.

Benim için bu durum, teknolojiye olan inancımı, hani o “insan hayatını kolaylaştırır” mottosunu biraz zedeliyor, açıkçası. Çünkü bu artık kolaylaştırma değil, sürekli bir hortumla para çekme çabası. Sanki hepimiz birer inekmişiz de, onlar da bizi sağmaya çalışan çiftçiler gibi. Abartıyor muyum? Bilmiyorum. Ama her yeni cihazda bu durumla karşılaşmaktan yoruldum. Bir ürünü aldığımda, onun tüm potansiyeline sahip olmak isterim, kilitsiz, açılmış, hazır bir şekilde. Ekstra para ödemeden. Bu kadar basit. Değil mi?

Neyse, ne diyeyim ki. Üreticiler kazanıyor, biz kaybediyoruz. Bu kadar basit mi? Belki de. Ya da aslında biz de kazanıyoruzdur, hani daha ucuz başlangıç fiyatlarıyla, sonra da taksitle öder gibi ana özellikleri kullanıyoruzdur. Aman, kimin umurunda şimdi bu? Ben böyle düşünmeye devam ettikçe kafayı yiyeceğim sanırım. Bir süre sonra herhalde arabadaki dört tekerleğin ikisini kullanmak için abonelik alacağız, diğer ikisi de “yedek teker paketi” olarak ayrıca satılır herhalde. Ya da vazgeçtim, öyle saçmalık olmaz canım. Ama dur, olmaz mı? İşte o da ayrı bir tartışma konusu…

A person looking frustratedly at a smart device displaying a "Subscription Required" message on its screen.

Gerçekten de, bu durum, hani o hobi olarak aldığımız cihazları bile yavaş yavaş zehirlemeye başladı. Kamera lenslerinin bazı özelliklerini açmak için yazılımsal kilitler, ya da ne bileyim, yeni bir grafik kartı alıp da “full performans” için aylık bilmem kaç dolar ödeme… Yok ya, bu bana göre değil. Benim cüzdanım tuşa basmak yerine, o tuşa basanı bir güzel çarpacak gibi duruyor. Ama neyse, şimdilik gidip bir kahve koyayım en iyisi. Bu kadar sinir stres iyi gelmez.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x