Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron
  • Anasayfa
  • Teknoloji
  • Dijital Obezite: Bir Paragraf Yazı İçin Fan Açtıran ‘Modern’ Web Siteleri

Dijital Obezite: Bir Paragraf Yazı İçin Fan Açtıran ‘Modern’ Web Siteleri

29 Ocak 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 95

Bilgisayarımın fan sesi, sanki az sonra Mars’a koloni kurmaya gidecekmişiz gibi odanın içinde yankılanıyor. Oysa ne roket fırlatıyorum ne de 4K video render alıyorum. Yaptığım eylem, insanlık tarihinin en basit dijital aktivitesi: Altı üstü üç cümlelik bir haber okumaya çalışıyorum. Ama yok, tarayıcı sekmesi inatla dönüyor, işlemci ısınıyor, RAM kullanımı tavan yapıyor. Karşımdaki manzara tam bir trajedi.

Hoş geldiniz “modern” web dünyasına. Hani şu kullanıcı deneyimi (UX) adı altında bize yutturulan, ama aslında dijital bir obeziteden başka bir şey olmayan o hantal evrene.

A close-up illustration of a laptop on a wooden desk, glowing red hot with smoke gently rising from the keyboard, while the screen displays a very simple text page with a 'Loading' spinner.

Cebimizdeki Süper Bilgisayarlar Neden Kağnı Gibi?

Cebimizde taşıdığımız telefonlar, on yıl öncesinin süper bilgisayarlarından daha güçlü. Apollo 11’i Ay’a indiren bilgisayarın işlem gücünün milyonlarca katına sahibiz. Ama gel gör ki, bir yemek tarifi sitesine girip “Menemen soğanlı mı olur soğansız mı?” tartışmasına bakmak istediğimizde, telefon elimizde alev topuna dönüyor. Neden? Çünkü o site, sadece metni göstermekle yetinmiyor. Arka planda benim hangi marka diş macunu kullandığımı, geçen hafta ne arattığımı ve kedimin mama tercihini analiz etmeye çalışan 45 farklı takip kodu (tracker) çalıştırıyor.

Eskiden 56k modemlerle internete bağlanırdık. Bağlantı yavaştı ama web siteleri “kemik ve deri”ydi. Bir HTML dosyası, birazcık CSS, bitti gitti. Şimdi ise fiber internetimiz var ama siteler o kadar şişman, o kadar hantal ki, o fiber kabloların içinden geçmeye çalışırken sıkışıp kalıyorlar sanki. Bu, otobanda Ferrari ile giderken önünüze sürekli çöp kamyonu çıkması gibi bir şey.

Yazılımcı Tembelliği: “Kütüphane Var, Kullanalım”

Ben de bu sektörün içindeyim, iğneyi biraz da kendimize batırayım. Biz yazılımcılar son yıllarda inanılmaz tembelleştik. Eskiden “Bu kod kaç kilobyte yer kaplar?” diye hesap yapardık. Şimdi ise “Aman kim uğraşacak, hazır kütüphanesi var, ekle gitsin” modundayız. Bir butona renk vermek için 500 MB’lık kütüphane indiren adamlar görüyorum. Yahu kardeşim, alt tarafı düğmenin rengi mavi olacak, neden projenin içine bütün bir ansiklopediyi gömüyorsun?

Bu durum, bir bardak su içmek için baraj inşa etmeye benziyor. Sonuç ne? Kullanıcı o suyu içene kadar susuzluktan ölüyor. Sitenin açılış hızı (LCP diyorlar havalı olsun diye), kullanıcının sabır eşiğini çoktan aşıyor. Google da “Hızlı siteleri severim” diyor ama kendi servisleri bile bazen kağnı gibi çalışıyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

A split-screen comparison. On the left, a minimalist feather labeled 'Old Web'. On the right, a bloated, chaotic monster made of code blocks, ads, and pop-ups labeled 'Modern Web', struggling to hold the same feather.

İçerik Nerede? Reklamlardan Göremiyorum

Geçenlerde basit bir blog yazısı okuyayım dedim. Sayfa açıldı. Önce devasa bir “Çerezleri Kabul Et” (ya da etme, umurumuzda değil, biz yine de seni izleyeceğiz) kutusu çıktı. Onu kapattım. Sonra “Bildirimleri açmak ister misin?” diye bir pencere fırladı. Hayır, istemem. Tam okumaya başladım, ekranın altından, üstünden, sağından, solundan videolar oynamaya başladı. Kendi kendine konuşan reklamlar, ekranı kaydırdıkça peşimi bırakmayan yapışkan bannerlar…

İçeriği bulmak, samanlıkta iğne aramaktan farksız hale geldi. Bir paragraf yazı okuyacağız diye girdiğimiz stres, İstanbul trafiğinde köprü geçmeye çalışmaktan beter. Sitenin asıl amacı olan “bilgi verme” işlevi, reklam gösterme ve veri toplama hırsının altında ezilip gitmiş. Dijital obezite dediğim tam olarak bu işte. Siteler yağ bağlamış, hareket edemiyor.

JavaScript Çöplüğü ve Fan Sesi Senfonisi

Teknik detaya boğmak istemem ama işin mutfağında “JavaScript” denilen bir meret var. Doğru kullanıldığında harikalar yaratır, yanlış ellerde ise tam bir silaha dönüşür. Modern web siteleri, tarayıcınıza (Chrome, Safari, ne kullanıyorsanız) o kadar çok JavaScript kodu yüklüyor ki, zavallı bilgisayarınız bu kodları yorumlamak için can çekişiyor.

O duyduğunuz fan sesi, aslında işlemcinizin “Yeter artık, ben sadece bir yazı gösterecektim, neden beni kripto para madenciliği yapar gibi çalıştırıyorsunuz?” diye haykırışıdır. Basit bir haber sitesinin ana sayfası, Doom oyununu çalıştıracak kadar sistem kaynağı tüketiyorsa, orada durup bir düşünmek lazım. Biz nerede yanlış yaptık?

A cartoonish smartphone screen completely covered in pop-up dialogs, cookie consent banners, newsletter sign-up forms, and auto-playing videos, with a tiny user peering through a small crack trying to read text.

Dijital Diyet Şart

Bu gidişat sürdürülebilir değil. Kullanıcılar artık yoruldu. “Reader Mode” (Okuyucu Modu) diye bir şey icat edildi, sırf şu sitelerin süsünden püsünden kurtulup sadece yazıya odaklanabilmek için. Bu aslında web tasarımcıları ve geliştiricileri için utanç verici bir durum olmalı. Tasarladığınız arayüz o kadar kötü ve kullanışsız ki, insanlar onu devre dışı bırakıp ham metni okumayı tercih ediyor.

Çözüm basit aslında: Dijital diyet. Gereksiz kodları atacağız, her pikselin hesabını vereceğiz. Kullanıcıyı veri madeni olarak görmekten vazgeçeceğiz. “Minimalizm” sadece bir tasarım trendi değil, bir hayatta kalma meselesi haline gelmeli. Yoksa yakında web sitelerine girmek için nükleer reaktörle çalışan bilgisayarlara ihtiyaç duyacağız.

Şimdi müsaadenizle, bu yazıyı yayınlamak için WordPress paneline gireceğim. Umarım panel açılana kadar bilgisayarım alev almaz ya da fan sesi komşuları rahatsız etmez. Teknoloji geliştikçe işlerin kolaylaşması gerekirdi, değil mi? Ne büyük bir yalanmış meğer.

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x