Depremler Mikrobiyal Patlamaya Yol Açıyor: Deprem Sürüsünde Mikrobiyal Yaşam 6,5 Kat Artıyor

İnce sondaj kuyusunun dibinde yaklaşık 100 metre derinliğe kadar inen araştırmacılar, sismik hareketlerin yeraltı mikrobiyal toplulukları üzerinde nasıl bir etki yarattığını ortaya koydu. Neredeyse tamamen karanlık olan altında, mikroorganizmalar hidrojenle beslenen enerji akışını kullanarak var oluyor ve bu enerjiyi mekanik çatlaklardan gelen reaksiyonlarla besliyor.
Çalışma, hakemli PNAS Nexus dergisinde yayımlandı ve Yellowstone Milli Parkı’ndaki bu deneyde, ekip yedi ay boyunca toplamda 10 saatlik sahada hareket etti. Sondaj bölgelerinde kaya numuneleri, çözünmüş gazlar ve mikroplar toplandı; ortaya çıkabilecek teknik zorluklar ve lojistik engeller ekiplere karşı geldi, fakat tüm süreç başarıyla tamamlandı.
Ölçümlerin kritik zamanında yapılması ise bu çalışmanın en önemli parçasıydı. Yellowstone’daki nadir görülen ve 2.182 adet depremden oluşan güçlü bir “deprem sürüsünün” oluşumunu ve sonlanışını ekipler birebir izledi.
MİKROP POPÜLASYONUNDAKİ DİNAMİKLER Depremler süresince yeraltı mikroplarının toplam miktarı yaklaşık 6,5 kat artış gösterdi ve sarsıntılar durduğunda yeniden önceki seviyelerine geriledi. Aynı dönemde hidrojen konsantrasyonu yükseldi ve gözlemlenen mikroplar arasında tür değişimi kaydedildi. Bu bulgular, sadece Dünya üzerinde değil, diğer gezegen ve uyduların iç yapılarında da yaşam arayışını şekillendirebilecek potansiyele işaret ediyor.
Rhode Island Üniversitesi’nden çalışmaya katılmayan bilim insanı Steven D’Hondt, Scientific American’da yaptığı açıklamada, bu bulguların başka gezegenlere uyarlanması halinde yeraltı yaşamının sismik bölgelerde daha kolay tespit edilebileceğini belirtti ve çalışmayı “harika bir ileri adım” olarak nitelendirdi.
Öte yandan, Mars’ın aşırı sert ve yaşama elverişsiz koşulları nedeniyle bu sonuçların orası için sınırlı bir uygulanabilirliğe sahip olabileceğini öne süren görüşler de mevcut. LATMOS’tan astrobiyolog Caroline Freissinet, bu çalışmanın Dünya’daki anlayışa büyük değer kattığını belirtirken, Mars’ın jeolojik yapısının farklı etkiler doğuracağını kaydetti.






