Bedenimin Verisi: Yeni Dijital Kiralık Mülkümüz mü?

Bedenimin Verisi: Kiralık mı?!
Akıllı saatler hani geçen gün taktım bileğime baktım ki yine ben her şeyimi kaydediyormuşum ya kaç adım attım kaç saat uyudum uyku kalitem neymiş rüyalarım bile mi giriyor bu işin içine bazen düşünüyorum da bu aletler bizden daha mı iyi tanıyor bizi neyin nesidir şimdi bu kadar veri. Bilgisayar mühendisiyim ben kod yazıyorum yıllardır ama bu kadar çılgın bir veri akışı akıl sır erdiremiyorum artık yani tamam benim için iyi uyudum mu kötü mü sabah kalkınca görüyorsun ama kimin için asıl iyi bu veriler benim için mi gerçekten.
Ya da durun durun geçenlerde bir makale okudum şey diyor işte bu veriler yeni dijital mülkümüz gibidir hah tam da öyle hissediyorum ben de hani ev kiralarız araba kiralarız şimdi de bedenimizden çıkan veri mi kiralık olacak ne saçma değil mi. Benim kalp atışlarım benim uyku düzenim benim aktivite seviyem kiralık mı olacak yani birine mi ait olacak bu bilgi. Belki de haklılardır.
Şey gibi şimdi bu telefonlar falan uygulamalar bizden konum izni ister sürekli kabul edersin etmezsin ama kabul edince bir bakarız bütün reklamlar nerede ne yediğimizi biliyor nereye gittiğimizi biliyor. E şimdi kalp atışım da mı bu şekilde şey olacak yani reklam mı çıkacak kalbimin ritmine göre ya da anlık stres seviyeme göre. Geçen markette sıra beklerken aklıma geldi adamın biri sürekli telefonuyla oynuyordu herhalde o da bir şeyler ölçüyordu kendi kendine kimbilir ne datalar akıyordu bulutlara oradan da nereye ne bileyim ben.
Düşünsene bir mesela sigorta şirketin senin bir ay boyunca nabzını takip ediyor. Oh be bu Memduh’un kalbi taş gibi atıyor çatır çatır sigorta primi düşer mi o zaman? Yoksa tam tersi mi olur? Lan bu adamın kalp atışları bir tuhaf ya biraz yükseltelim bunun sigorta primini diye mi bakarlar? Vay canına! İşte asıl soru burada başlıyor bence. Kim bu verinin sahibi ve ne zaman bu veri bana karşı kullanılacak.
Yani tamam teknoloji güzel ilerliyor müthiş aletler çıkıyor seviyoruz hepimiz ben de severim yani yeni bir gadget çıktı mı hemen kurcalar alırım falan. Hani bir ara o akıllı bileklikler ilk çıktığında bayağı sarmıştım kaç adım attığımı sayıp duruyordum bütün gün ama neyin ne olduğunu anlamıyordum o zamanlar bu kadar derinleşeceğini bilemezdim. Şimdi iş şeye dönüştü ya bedenimden bir sürü sensörle toplanan bilgi birileri için inanılmaz değerli bir varlık haline geldi ve bu işin kontrolü bizde mi yani gerçekten emin miyiz bundan.
Şu veri güvenliği mevzusu da ayrı bir dert zaten. Geçenlerde bizim şirkette bir güvenlik zafiyeti konuşuluyordu hani ne kadar koruyabiliyoruz bu bilgileri. E şimdi benim kalbimden çıkan veri nasıl korunacak hackerlar onu da mı ele geçirecekler? Diyelim ki ele geçirdiler ne yapacaklar benim kalp atış bilgilerimi? Satacaklar mı karaborsada? Ya da benim uyku düzenim, ne bileyim gece kaç kere tuvalete kalktım falan. Bunlar ne işe yarayacak ki Allah aşkına? Ama yine de tedirgin olmuyor değil insan yani bu kişisel verinin sınırları nerede bitiyor nerede başlıyor artık bir muamma gibi.

Bir de şu var tabii, bu veriler sağlık verisi olarak ele alınıyor ama ne kadar? Hani doktorun baktığı röntgen filmiyle akıllı saatimin gösterdiği kalp ritmi bir mi? Bir yanda bilimsel kanıtlar öbür yanda kişisel bir cihazın topladığı anlık veri var. Sigorta şirketleri veya sağlık kuruluşları bu iki farklı veri tipini nasıl entegre edecekler ya da hangisine daha çok güvenecekler. Bu tamamen yeni bir alan. Tamamen gri bir bölge sanki. Ben bunu düşününce şey oluyorum bazen kafayı yiyecek gibi oluyorum yani bu gelecekte bizi ne bekliyor.
Hani sosyal statü bile kalp atışlarımızın insafına mı kalacak? Ne demek şimdi bu? Belki de işe alımlarda bile bu verilere bakacaklar. Adamın stres seviyesi yüksekmiş almayalım bu adamı işe falan gibi saçma sapan şeyler mi çıkacak ortaya? Ya da kredi çekerken banka diyecek ki senin uyku düzenin bozuk finansal olarak da risklisin kredi veremeyiz sana. Saçmalık değil mi ya? Ama ne kadar saçma olursa olsun teknolojinin bizi getirdiği nokta bu artık. Eskiden ne güzeldi kimse kimsenin nabzını bilmezdi rahat rahat yaşıyorduk.

Geçen hafta eski dostum Cengiz’le kahve içiyorduk bu konuları ona anlattım o da dedi ki Memduh boş ver bunları biz zaten çoktan sattık ruhumuzu veri şirketlerine dedi. Yani ne kadar umursamayalım ki? Bir yandan doğru, zaten her şeyimiz ortada. Sosyal medya zaten bütün hayatımızı sergiliyor falan filan. E şimdi bir de bedenimizin en derin detayları mı gidecek? Bilmiyorum. Bilmiyorum ki ne kadar direnebiliriz bu akıma. Bu dijitalleşme dalgası öyle bir şey ki önüne geçmek imkansız gibi.
Yine de insanı düşündürüyor bu. Gerçekten de bedenin veri haline gelmesi ne demek? Bizim varlığımız sadece bir sayı dizisi mi olacak artık? Kimliklerimiz, karakterlerimiz, duygularımız ne olacak? Bu veri setleri bizim yerimize mi karar verecek bizim hakkımızda? İşin korkutucu yanı bu bence. Hani eskiden bir kitap vardı falan George Orwell’ın 1984’ü gibi şimdi o kurgu gerçek mi oluyor yavaş yavaş.
Mesela, tamam, sağlık uygulamaları erken teşhis sağlıyor bir sürü faydası var inkar edemeyiz. Kalp krizi riskini önceden söyleyebilir, uyku apneni fark ettirebilir. Bunlar iyi şeyler. Kimse itiraz etmez. Ama nerede o iyi ve kötü arasındaki çizgi? Nerede başlıyor manipülasyon nerede bitiyor gerçekten fayda. Bu ayrımı yapmak giderek zorlaşıyor. Ne bileyim ben. Kafam karışık.

Hani bir de şu var ya şimdi biz teknolojiye bu kadar güvenirsek ve her şeyimizi ona emanet edersek bir gün sistem çökerse ne olacak? Bütün verilerimiz uçar gider mi? Yoksa birileri o verileri kullanarak bize karşı farklı şeyler mi yapar? Bilemiyorum. Aslında tam tersi de olabilir. Belki de bu veriler sayesinde insanlık daha sağlıklı daha uzun yaşayacak. Ama ne olursa olsun bu kadar kontrolün başkasının elinde olması… Bana pek iyi gelmiyor bu düşünce. Gidip bir çay koyayım en iyisi.













