Bakan Kurum: Yeni Dünya Konuşmasıyla İklim Krizi Sadece Senaryo Değil—Yaşadığımız Gerçek

Bakan Kurum, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü vesilesiyle New York’taki Türkevi’nde sivil toplum temsilcileriyle buluştu. Konuşmasında çevre meselesinin artık insanlığın geleceğini ilgilendirdiğini vurgulayarak, iklim krizinin bir ihtimal ya da uyarı olmadığını, mevcut gerçeklik olarak karşı karşıya olduğumuz bir durum olduğunu söyledi.

Aşırı hava olaylarının son 50 yılda giderek arttığını kaydeden Kurum, her yıl milyarlarca ton atık ürettiğimizi ve bunun önemli bir kısmını doğaya zarar verici biçimde bıraktığımızı belirtti. “Bu mesele yalnızca çevreyle ilgili değil; ekonomi, gıda güvenliği, su güvenliği ve toplumsal istikrar da bu çerçevede birleşiyor. Bu bir çevre krizi değil, bir sistem krizidir.” diye ekledi. “Bugün doğa, tıpkı bir kanarya gibi çığlık atıyor” ifadeleriyle, gezegenin uyarılarını daha net gördüğümüzü ifade etti.
Dünya genelinde orman yangınları, seller ve deniz seviyesindeki yükselişin arttığını dile getiren Kurum, doğanın artık uyarı vermediğini, sonuçları gösterdiğini belirtti. “Ya bu gidişe devam edeceğiz ya da bu gidişe yön vereceğiz,” diye konuştu. Türkiye’nin Net Sıfır Emisyon vizyonu ve Küresel Sıfır Atık hareketiyle bu olumsuz eğilime karşı durmayı seçtiğini vurguladı. Küçük ama somut bir başlangıç olan sıfır atık yaklaşımını, sadece bir çevre politikası olarak değil; medeniyet değerlerinden beslenen bir kalkınma ve gelecek modelinin temeli olarak ele aldık.”

Türkiye’de 205 binden fazla bina ve yerleşkede sıfır atık sistemi hayata geçirildiğini ve yaklaşık 25 milyon vatandaşın bu konuda eğitim gördüğünü söyledi. Geri kazanım oranını %13’ten %36’nın üzerine taşıdıklarını belirten Kurum, hedefleri paylaştı: 2035’te %60, 2053’te %70.
“COP31’i kırılma anı olarak görüyoruz” diyerek küresel ölçekte tecrübeyi paylaşmanın ve sonuç almanın zamanının geldiğini ifade eden Kurum, COP31’i klasik bir zirve olarak görmüyor; uygulama odaklı bir kırılma anı olarak gördüklerini belirtti. New York’taki COP31 etkinlikleri kapsamında politikalar, yatırımlar ve taahhütleri masaya yatıracaklarını söyleyen Kurum, iş dünyası ile sivil toplumun kurucu aktörler olarak önemli sorumluluklar taşıdığını vurguladı.
Kurum, savaş seslerinin yükseldiği, bölgelerimizde kan dökülmesinin sürdüğü ve enerji rekabetinin arttığı bir dönemde gıda güvenliği ve su kaynaklarının dikkatle korunması gerektiğini kaydetti. “Sıfır Atık bize şunu gösterdi: İrade varsa, sistem kurulursa, sonuç alınır” diye özetlediği yaklaşımını pekiştirdi. Uyum ve adaletli dönüşüm hedefleriyle iklim adaletini savunurken yeşil dönüşümü hızlandırdıklarını ve kalkınma hakkını koruduklarını ifade etti. Adil olmayan bir dönüşümün kalıcı olamayacağını ve uygulanmayan kararın da anlamlı olmadığını vurgulayarak, artık hareket etme zamanının geldiğini belirtti.
Kurum, STK temsilcilerine tarafsız kalma yerine sorumluluk alıp sahaya inme çağrısı yaptı; güveni birlikte inşa etmek, uzlaşıyı birlikte kurmak ve krize karşı küresel ölçekte hareketi mümkün kılmak için adımlar atılmasını istedi.

Toplantının odak noktası, bütünsel yaklaşım ile iklim kriziyle mücadelede uygulanabilir çözümler üretmekti. Bakan Kurum, mevcut yol haritasını sadece çevre politikalarıyla sınırlı tutmayıp, toplumsal ve ekonomik alanları da kapsayacak şekilde entegre bir kalkınma modeli olarak tanımladı. Net sıfır vizyonu ile yeşil dönüşümün adaletli ve kapsayıcı bir biçimde ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin sıfır atık hedefleri doğrultusunda ilerleyen altyapı yatırımları ve vatandaş eğitimleri, kamu-özel sektör işbirlikleriyle güçlendirildi. Hedefler, yüzde 60”lık 2035 ve yüzde 70’lik 2053 geri kazanım oranlarına yöneliktir. Bu çerçevede COP31, stratejinin küresel ölçekte nasıl hayata geçirilebileceğinin sınanacağı bir kırılma noktası olarak konumlandırıldı.
Sonuç olarak, Türkiye’nin bu süreçte üstlendiği sorumluluklar ve STK’larla kurulan dayanışma, uluslararası arenaya örnek teşkil etmeyi amaçlıyor. İtirazlara kapılmadan, uygulanabilir çözümler üretme çabası, iklim adaletinin ve sürdürülebilir kalkınmanın ana eksenini oluşturuyor.
New York’taki görüşmede, Sıfır Atık yaklaşımının yalnızca bir çevre politikası olmadığını, merkezi değerler ve kalkınma hedefleriyle birleşen bir yol haritası olarak sunulduğunu görmek mümkün oldu. Doğanın uyarılarını kırmak için devletin ve toplumun ortak hareket etmesi gerektiğine dikkat çekildi. Gelecek nesillere temiz ve güvenli bir dünya bırakma amacı, tüm paydaşların katkısıyla hayata geçirilecek planların temelini oluşturuyor.
Siyasi ve finansal taahhütler, yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve kaynak verimliliği alanlarında somut yatırımlar olarak tartışıldı. COP31’in uygulama odaklı yaklaşımı, yalnızca sözde kalmamalı; yatırımların ve mevzuatın sahaya yansımasıyla ölçülebilir sonuçlar doğurmalı.
Güçlü bir vizyon ve kararlı uygulama, krizin yönetilebilir hale gelmesi için kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Birlikte hareket etme ve güveni güçlendirme çağrısı, herkes için daha temiz ve güvenli bir gelecek inşa etmenin anahtarını oluşturuyor.












