Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

Arayüzün Hileli Eli: Tıkla, Kaybet

27 Şubat 2026 • 08:00 MEMDUH BİÇER 13

Şimdi durup da bir an durup durup öyle ya da böyle farkına vardım, aslında çoğumuz hiç fark etmiyoruz, etsek bile ne oluyor ki sanki hepimiz bir tür dijital hipnoz altında sanki böyle bir trans hali yani; sürekli tıkla tıkla tıkla, durmadan bir şeyleri onaylıyoruz onaylamak zorunda kalıyoruz değil mi, sanki görünmez bir el bizi istenmeyen eylemlere itiyor sürekli hani o bildiğimiz karanlık desenler falan meselesi var ya aslında mesele falan değil resmen gerçek!

Karanlık desenler denilen şey ne, yani adı üstünde hileli el, karanlık bir el. Geçenlerde mesela bir e-ticaret sitesinde geziyorum ayakkabı bakıyorum kendime şey yeni bir spor ayakkabı şart olmuştu artık eskileri hani parçalanmak üzereydi bildiğin, neyse baktım sepete ekledim bir tane derken hop bir baktım altında böyle küçücük bir kutucuk işaretli ‘premium üyelik ve bedava kargo’ diye yazıyor böyle minicik bir fontla ve varsayılan olarak seçili gelmiş şimdi sen fark etmezsen onu o kadar küçücük yazmışlar ki kimse de fark etmiyor zaten hop bir baktım sepet tutarı bir anda iki katına çıkmış ne alakası var şimdi oysa ben sadece ayakkabı alacaktım bu düpedüz dolandırıcılık değil mi ya da ne diyeyim hani kurban psikolojisi mi desem ne desem bilmiyorum

A close-up shot of a smartphone screen showing a deceptive "opt-in" checkbox for a premium subscription, with the text intentionally very small and hard to read against a busy background.

Düşünsene insanlar bazen acele ediyor bazen yorgun oluyor bazen de şey sadece güveniyor yani diyor ki bunlar herhalde iyi niyetlidir. Ama ne yazık ki değil işte, o arayüzün hileli eli var ya o bizim o anki zayıf anımızı yakalıyor resmen bilinçaltımıza fısıldayıp “hadi hadi bas şuna sen bunu istiyorsun aslında” diyor gibi öyle bir şey. Sanki bizim yerimize karar veriyorlar. Geçen hafta bir arkadaşla konuşuyorduk o da şeyden dert yandı hani bu bildirimler var ya sürekli gelip duran kapatması ölüm gibi bir şey. Açmak için bir tuş basıp geçiyorsun ama kapatmak için yedi katmanlı bir menünün içinde boğuluyorsun bazen de kapatma seçeneğini bulamıyorsun bile şey tam bir labirent gibi ya da vazgeçtim labirent değil düpedüz kapana kısılmışlık hissi. Bu teknoloji dünyasında hepimize bu yapılır mı gerçekten mi bu kadar mı basitiz?

Ben bir yazılımcı olarak bu işin teknik detaylarını da biliyorum hani kod tarafını da az çok anlıyorum ama bu durum beni çıldırtıyor resmen! Hani insan olarak bir irademiz var, kendimiz karar vermek istiyoruz ama bu platformlar bizim yerimize düşünüyor hatta bizim yerimize kararlar alıyor bir nevi böyle bir manipülasyon işte yani psikolojik bir savaş gibi bir şey gibi hissediyorum bazen. Bilmem belki de ben fazla abartıyorumdur, herkesin umurunda değil midir ki bu hani boşverip geçiyorlar mı yani? Aman boşverin ya öyle mi düşünüyorlar

Bir de şey var hani bu ‘son kalan birkaç ürün’ ya da ‘bu fırsatı kaçırma’ gibi sürekli çıkan pop-up’lar var ya hani, böyle bir aciliyet duygusu yaratıp bizi alelacele bir şey almaya itiyorlar. Geçen gün bir siteye girdim bir ürün bakıyorum sonra böyle kocaman bir sayaç belirdi ekranda ‘indirim bitimine son 2 saat 37 dakika’ diye şimdi bu gerçekten doğru mu yani yoksa sadece şey mi, manipülasyonun bir parçası mı sadece uydurulmuş bir şey mi hiç belli değil işte bunu bilemiyorsun ne yazık ki. Ya da şöyle mi oluyor yani aslında indirim bitmiyor onlar sana öyle bir izlenim mi veriyor gerçekten kafam allak bullak oluyor bazen bu konuları düşünürken. Bu durum beni sinir ediyor çünkü ben bir şeyi kendi istediğim zaman ve kendi koşullarımla almak isterim kimse beni zorlayamaz aslında ama zorluyorlar işte.

A close-up of a laptop screen displaying a website with a large, flashing countdown timer at the top, overlaid with text like "Limited Time Offer!" and "Only 2 Left in Stock!" The user's hand is paused over the mouse, looking hesitant.

Mesela bir uygulama indiriyorsun şey hani bu gizlilik sözleşmeleri var ya böyle upuzun upuzun metinler şimdi Allah aşkına kaç kişi okuyor bunları baştan sona kadar. Kimsenin vakti yok ki yani kimse bir roman okur gibi gizlilik sözleşmesi okumaz ki! Sonra ‘kabul et’ tuşuna basıp geçiyorsun sonra bir bakıyorsun meğerse telefonundaki tüm fotoğraflara rehbere konum bilgine erişim izni vermişsin şey farkında olmadan, sonra da ‘aa nasıl oldu bu’ diye şaşırıyorsun. Nasıl olacak, o arayüzün hileli eli işte seni oraya itiyor bilerek öyle tasarlıyorlar ki kimse okumasın kimse fark etmesin. Bence şey yani bu artık etik bir sorun olmaktan çıkıp düpedüz ahlaksızlık seviyesine gelmiş durumda hani bunun başka bir açıklaması olamaz ya. Yok ya, ne alakası var şimdi belki de onlar sadece ‘kullanıcı deneyimini iyileştirmeye’ çalışıyorlardır, falan filan. Hadi canım, buna kim inanır Allah aşkına.

Hani böyle en ufak bir hatanızı bile affetmiyorlar anında cezasını kesiyorlar gibi bir his var içimde. Geçenlerde şey oldu hani bir platformda bir aboneliği iptal etmeye çalıştım inanın bana bu kadar zor bir işlem olamazdı ya! Sanki bir labirentin ortasındayım ve çıkış yolunu bulamıyorum, bir sayfadan diğerine atıyorlar beni sonra bir form doldur diyorlar sonra ‘iptal etmek istediğinizden emin misiniz’ diye beş kere soruyorlar bir de şey hani iptal edince ‘ayrıcalıklarınızı kaybedeceksiniz’ diye gözümü korkutmaya çalışıyorlar neymiş özel içeriklere erişemeyecekmişim falan filan. Ya arkadaş ben istemiyorum anladın mı bu kadar mı zor yani bir şeyi iptal etmek neden bu kadar karmaşık olmak zorunda neden! Bilmiyorum bazen o kadar sinirleniyorum ki bilgisayarı falan fırlatasım geliyor yani. Sanki biz sadece bir sayıymışız gibi davranıyorlar değil mi böyle bir robotun parçası gibi falan

A frustrated user staring intently at a computer screen, hands on their head, surrounded by open browser tabs, one of which clearly shows a convoluted "cancel subscription" page with multiple steps and warnings.

Bu arayüzleri tasarlayanlar oturup şey mi diyorlar hani ‘nasıl daha çok insanı kandırırız, nasıl daha çok para alırız, nasıl daha çok vakitlerini çalarız’ diye mi düşünüyorlar gerçekten mi böyle çalışıyor bu iş! Yok ya da belki de şey hani sadece ‘kullanışlılığı’ artırmaya çalışıyorlardır, ‘işlevsellik’ falan filan. Saçmalık! Bu resmen şey yani, insan doğasının zayıflıklarını kullanıp bizi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek gibi bir şey işte. Hani kimse kusura bakmasın ama bu şey gibi değil mi bildiğin böyle dijital bir hırsızlık gibi, sinsi bir hırsızlık hem de sen farkında bile olmadan cebinden bir şeyler alıyorlar öyle bir şey. Peki bu durum nereye kadar gidecek ki? Yani bu işin sonu ne olacak acaba herkes mi kurban olacak ya da ne bileyim biz mi daha uyanık olacağız ki bu kadar şeye rağmen nasıl uyanık kalabiliriz bu kadar tuzağın içinde. Gidip bir çay koyayım en iyisi. Çok düşündüm yoruldum…

E-Posta
MEMDUH BİÇER
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x