Anadolu’ya Göçün Çözümlerini Başlatan Kilit Nokta: TİM Başkanı Gültepe’den Çağrı

Türkiye’nin tekstil ve ilgili yan sanayilerdeki yaygın istihdamı, maliyet baskılarının artmasıyla baskı altında kalıyor. Üretim maliyetlerindeki yükselişler karlılığı zorlarken, bazı firmaların üretimlerini kırpmaya yönelik adımlar attığı belirtiliyor. Bu durum, ham madde ve enerji giderlerindeki artışın yanı sıra döviz kurlarındaki dalgalanmaların da etkisiyle ihracat hedeflerini zorlaştırıyor.
Gerekli adımlar ve stratejiler konusunda konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, sanayinin Anadolu’ya yayılmasının önemine vurgu yapıyor. “Üretim üssü olarak Türkiye’nin konumu korunmalı, ancak verimlilik farklarının da dengelenmesi gerekiyor” ifadesini paylaşıyor. Gültepe’ye göre, rekabet gücünü artırmak için tasarım, teknoloji kullanımı ve üretimin dengeli dağıtımı kilit rol oynamalı. Bu yaklaşım, iç ve dış pazarlarda istihdamı korumayı ve yaşam maliyetlerini dengelemeyi amaçlıyor.
Uluslararası rekabet ve yatırım akışı konusuna değinen Gültepe, bazı üretimlerin Mısır ve Tunus gibi ülkelere kaydığını belirtiyor. Özellikle hazır giyim tarafında maliyet farklarının hızla açıldığını ve Türkiye’nin bu alanda pahalılaşmanın etkilerini hissettiğini ileri sürüyor. Ancak havuzdaki ham madde tedarikinin Türkiye’de kalması, tasarım ve teknolojiyi Türkiye’de sürdürerek üretimi dış ülkelere taşıma stratejisinin dengelenebileceğini ifade ediyor.
Enflasyon ve kur savaşları konusunda da değerlendirme yapan Gültepe, yüksek faiz-düşük kur politikalarının istenen sonucu vermediğini, enflasyonun talep davranışlarıyla güçlü bağlantılı olduğunu vurguluyor. “Enflasyonu düşürmek için talep azaltılmalı, fakat yüksek faizin olduğu bir ortamda talep düşüşü hemen gerçekleşmeyebilir,” diyerek faiz-politika ile enflasyon arasındaki etkileşimin kilit bir sorun olduğuna işaret ediyor.
Yapısal çözümler içinde, sanayinin planlı olarak Anadolu’ya yayılması gerektiğini belirten Gültepe, İstanbul’da kalması gereken sektörlerin korunacağını, ancak üretimin dengeli dağılmasıyla hem ekonomik hem de sosyal faydaların artacağını söylüyor. Bu yaklaşımın istihdama olumlu etkisi olacağını ve yaşam maliyetlerini dengeleyerek refahı artıracağını öne sürüyor.








