ABD, İrana Kara Harekâtı Gerçekleştirecek Mi?

Geçtiğimiz Haziran’da ABD tarafından düzenlenen hava saldırıları, İran’ın üç nükleer tesisini hedef almış olsa da zenginleştirilmiş uranyum stoklarının tamamı yok edilemedi. Çoğu uzmanın bu malzemenin İsfahan’da bulunduğunu düşündüğü belirtiliyor. Başkan Donald Trump, savaşın temel amacını İran’ın nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldırmaya bağlı olarak sürekli vurguladı.
İsfahan’daki yer altı tünellerinin savunması ve havalandırma sistemlerinin zayıf noktalarından izole edilmesi gibi unsurlar, sadece hava saldırılarıyla bu tesislerin imha edilmesinin zor olduğuna işaret ediyor. Bu durum, Trump yönetiminin JSOC’a bağlı elit birliklerin İsrail komandolarıyla birlikte bölgeye sızarak uranyumu güvenceye alma ya da imha etme olasılıklarını tartışmasına yol açtı. Ancak ana kuvvetlerin sahaya inmesi, lojistik olarak yüzlerce ek askerin gerekliliğini ve güvenlik risklerini beraberinde getiriyor.
İngiltere’de artan askeri hareketlilik açısından dikkat çekici gelişme, RAF Mildenhall üssünde gözlemlenen hazırlıklar oldu. Uydu görüntüleri ve uçuş kayıtları, gizli sızma ve tahliye operasyonları için en az altı MC-130J uçağının burada konuşlandığını gösteriyor. Bu uçakların son haftalarda Kuzey Denizi ve Birleşik Krallık üzerinde yoğun eğitim uçuşları yaptığı raporlanıyor.
Diplomatik çerçeve mi yoksa askeri müdahale mi? Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, İsfahan ve Natanz’daki tesislerde yaklaşık 200 kilogram yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum bulunduğunu öngörüyor. İran ise bu üretimi barışçıl amaçlarla gerçekleştirdiğini savunuyor. Analistler, hava saldırılarının direnci kırmaya yetmeyebileceğini, dini liderlikteki son değişikliklerin Tahran’ın ABD baskısına boyun eğmeyeceğini gösterdiğini belirtiyor. Rejimin tamamen çökmemiş olduğu bir senaryoda, nükleer stokların tasfiyesi için yalnızca askeri müdahalenin yeterli olmayacağı ve diplomatik angajmanların da şart olduğuna dikkat çekiliyor.
KAYNAK: TRT HABER







