Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

ABD–İran Gerilimi, Kim Kazandı, Kim Kaybetti?

05 Mart 2026 • 08:05 Sefa Mağat 18

ABD ile İsrail arasındaki ilişki tarihsel olarak “stratejik ortaklık” olarak tanımlandı. Ancak her kriz döneminde şu soru gündeme getirildi: Washington, kendi ulusal çıkarları doğrultusunda mı hareket ediyor, yoksa Tel Aviv’in güvenlik öncelikleri doğrultusunda mı pozisyon alıyor?

ABD yönetimi, İsrail’in güvenliğinin “kırmızı çizgi” olduğunu defalarca açıkladı. İran ise İsrail’i doğrudan hedef alan açıklamalar yaptı ve bölgesel güç dengesi değiştirilmeye çalışıldı.

Bu süreçte ABD’nin askeri ve siyasi pozisyonu sertleştirildi. Ancak Amerikan kamuoyunda şu tartışma başlatıldı:
“Amerikan halkının vergileri, Orta Doğu’daki bitmeyen çatışmalar için mi harcanıyor?”

Bu soru soruldu ve cevap net biçimde verilemedi.

Ekonomik Boyut: Kaç Para Harcandı, Ne Kaybedildi?

Modern savaşlar sadece cephede değil, bütçe kalemlerinde de yürütülür.
Bir uçak gemisi grubunun bölgeye gönderilmesi milyarlarca dolarlık bir maliyet doğurur. Hava savunma sistemleri aktive edilir, mühimmat stokları yenilenir ve operasyonel harcamalar katlanır.

Savunma bütçesi artırılırken, iç politikada sağlık, eğitim ve altyapı harcamaları tartışmaya açılır. Bu da siyasi baskıyı büyütür.

Askeri operasyonlar başlatıldı. Füze sistemleri devreye sokuldu. Ancak her ateşlenen füzenin bir maliyeti olduğu unutulmamalıdır.

Hürmüz Boğazı Krizi ve Küresel Enerji Güvenliği

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden sağlanmaktadır. Eğer bu geçiş durdurulursa ya da gemi trafiği engellenirse, küresel enerji piyasaları sarsılır.

Petrol rafinerileri vurulduğunda üretim kapasitesi düşürülür. Tanker geçişleri engellendiğinde arz zinciri kırılır. Fiyatlar hızla yükseltilir. Enerji ithalatçısı ülkeler zor durumda bırakılır.

Bu durumda sadece ABD değil; Avrupa, Asya ve gelişmekte olan ülkeler de olumsuz etkilenir.

Petrol fiyatları yükseltilir. Enflasyon tetiklenir. Küresel resesyon riski artırılır.

Enerji savaşı başlatıldığında kazanan kısa vadede üretici ülkeler olabilir; ancak uzun vadede küresel ekonomi zayıflatılır.

ABD Ne Kazandı?

ABD yönetimi açısından üç olası hedef bulunur:

  1. İran’ın askeri kapasitesi sınırlandırılmak istenmiş olabilir.
  2. İsrail’e verilen güvenlik garantisi pekiştirilmiş olabilir.
  3. Bölgesel caydırıcılık mesajı verilmiş olabilir.

Ancak şu da sorulmalıdır:
Gerilim azaltıldı mı, yoksa daha mı derinleştirildi?

Bölgesel istikrar sağlanmadıysa, enerji güvenliği garanti altına alınmadıysa ve diplomasi devre dışı bırakıldıysa; askeri hamlelerin kalıcı bir kazanım üretip üretmediği tartışmalıdır.

Amerikan Kamuoyu Ne Düşünüyor?

Amerikan halkı uzun süredir “sonsuz savaşlar” tartışmasını yürütüyor. Irak ve Afganistan müdahaleleri sonrası kamuoyunda ciddi bir savaş yorgunluğu oluştu.

Vergiler artırılırken ya da bütçe açıkları büyürken, dış müdahalelerin maliyeti daha görünür hale geliyor.

Bir kesim, İsrail’in güvenliğinin ABD’nin stratejik çıkarı olduğunu savunuyor.
Bir diğer kesim ise, Washington’un bölgesel krizlerde daha temkinli davranması gerektiğini dile getiriyor.

Bu tartışma büyütüldü ve siyasi zemine taşındı.

Enerji Krizi Küresel Dönüşümü Hızlandırır mı?

Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir kriz, enerji arzının çeşitlendirilmesini hızlandırabilir. Yenilenebilir enerji yatırımları artırılabilir. Alternatif ticaret rotaları geliştirilebilir.

Ancak kısa vadede piyasalar sert tepki verir.
Petrol fiyatları yükseltilir.
Taşıma maliyetleri artırılır.
Gıda fiyatları dahi etkilenir.

Küresel sistem birbirine bağlıdır ve bir boğazın kapanması zincirleme sonuçlar doğurur.

Jeopolitik Hamle mi, Stratejik Risk mi?

ABD İran gerilimi sadece iki ülke arasında yaşanan askeri bir sürtüşme değildir. Bu kriz; İsrail faktörü, enerji güvenliği, küresel ekonomi ve büyük güç rekabetiyle doğrudan bağlantılıdır.

Sorulması gereken temel soru şudur:

Askeri müdahale gerçekten güvenlik mi üretir, yoksa yeni tehditler mi doğurur?

Bölge istikrarsızlaştırıldığında enerji piyasaları sarsılır. Enerji piyasaları sarsıldığında dünya ekonomisi etkilenir. Dünya ekonomisi etkilendiğinde ise hiçbir ülke tamamen güvende kalamaz.

Güç kullanılır. Mesaj verilir. Caydırıcılık sağlanmaya çalışılır.
Ancak diplomasi devre dışı bırakıldığında risk büyütülür.

Sonuç olarak; kazanç ve kayıp sadece askeri bilanço ile ölçülmez. Ekonomik, siyasi ve toplumsal maliyetler birlikte değerlendirilmelidir.

Gerilim tırmandırıldıysa, faturası da küresel ölçekte ödenir.

E-Posta
Sefa Mağat
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili İçerikler

0
Would love your thoughts, please comment.x