Herkes Değişim İstiyor Ama Kimse Değişmek İstemiyor

Toplumda değişimden sıkça söz edilmektedir. Hemen herkes daha adil, daha düzenli ve daha yaşanabilir bir hayat talep etmektedir. Ancak değişimin kapıya dayanmasıyla birlikte, bu talebin yerini direnç almaktadır. Değişim istenmekte, fakat değişilmek istenmemektedir.
Suçlu Hep Başkası
En ufak bir aksaklık yaşandığında şikâyetler yükseltilmektedir. Sorunun kaynağı olarak sistem, kurumlar ya da “başkaları” gösterilmektedir. Oysa benzer bir aksaklık, farklı bir konuda bizzat kişi tarafından oluşturulduğunda, bu kez durum normalleştirilmektedir. Aynı hatanın başkasınca yapılması eleştirilirken, kendimiz yaptığımızda görmezden gelinmesi toplumun en büyük çıkmazlarından biri hâline gelmiştir.
Hak ve Adalet Söylemi – Çıkar Çatışması
Hak, hukuk ve adalet kavramları dilimizden düşmemektedir. Sosyal medyada paylaşımlar yapılmakta, meydanlarda sloganlar atılmaktadır. Ancak iş kendi çıkarımıza dokunduğunda, başkalarının hakkı kolaylıkla ihlal edilebilmektedir. Trafikte sıraya girilmesi savunulmakta, fakat acele edildiğinde emniyet şeridi kullanılmaktadır. İş yerinde liyakat talep edilmekte, fakat tanıdık kayırılması söz konusu olduğunda sessiz kalınmaktadır.
Toplum Bireyden Bağımsız Değildir
Burada gözden kaçırılan temel gerçek şudur:
Toplum bireylerden oluşmaktadır. Toplumun bozulduğu iddia edilirken, bireyin kendisini bu tablonun dışında tutması mümkün değildir. Değişim yukarıdan beklenmekte, ancak aşağıdan başlatılmamaktadır. Oysa gerçek dönüşüm, bireyin kendisiyle yüzleşmesiyle mümkün olmaktadır.
Sorumluluk Paylaşılmadıkça Düzen Sağlanamaz
Bir apartmanın ortak alanları kirletildiğinde yönetim suçlanmaktadır. ,Her gün çöpler, pislikler etrafa atılırsa burada gerçek sorumlu kimdir? Herkes kapısının önünü her gün kirletirse, haftada bir veya iki kez gelen temizlik görevlisinin çabası ne kadar yeterli olabilir? Aynı mantık toplumun tüm alanları için geçerlidir.

Gerçek Değişimin Bedeli
Değişim, yalnızca talep edildiğinde gerçekleşmemektedir. Değişim; davranışlar dönüştürüldüğünde, alışkanlıklar sorgulandığında ve hatalar sahiplenildiğinde mümkün hâle gelmektedir. Başkalarının değişmesi beklenerek bir yere varılamamaktadır. Çünkü kimse, başkasının yerine doğruyu yapmamaktadır.
Konfor Alanından Vazgeçmeden Adalet Olmaz
Toplumun düzelmesi isteniyorsa, önce bireyin kendisini düzeltmesi gerekmektedir. Kuralların herkes için geçerli olduğu kabul edilmediği sürece, adalet yalnızca bir kelime olarak kalacaktır. Değişim istenmekteyse, bunun bedelinin de ödenmesi gerekmektedir. O bedel ise çoğu zaman konforumuzdan vazgeçmektir.
Unutulmamalıdır ki;
Herkes kendi kapısının önünü süpürdüğünde, her yer tertemiz olacaktır. Sonuç olarak toplum olumlu yönde değişecekse birey değişecek ancak öyle adalet sağlanacak, nizam tesis edilecektir.






