Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

Enerji Dönüşümünde Söylem Bitti: Artık Sahaya İnme Zamanı

16 Ocak 2026 • 02:18 Patron Koltuğu 8

Türkiye’nin enerji dönüşümü, somut kapasite kazanımlarıyla şekilleniyor. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin yayımladığı rapor, yenilenebilir enerji alanında elde edilen ivmenin artık şebeke esnekliği, finansman imkanları ve proje hızlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. 2025 itibarıyla kurulu gücün 122 GW’a yükseldiği, devreye giren kapasitenin çoğunun yenilenebilir kaynaklardan sağlandığı bu dönemde, gelecek yılların başarısı planlanan hedefler değil, yatırımların zamanında ve ölçekli biçimde hayata geçirilebilme becerisinde yatıyor.

Enerji Dönüşümünde Söylem Bitti: Artık Sahaya İnme Zamanı

Raporun ana bulguları, 2026 yılının Türkiye için enerji ve iklim politikalarında uygulamadan sese geçişin kritik bir dönüm noktasına işaret ettiğini gösteriyor. SHURA’nın Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Hakman, enerji dönüşümünün artık yalnızca iklim politikalarının bir boyutu olmadığını; jeopolitik gelişmeler, güvenlik ve ekonomik dayanıklılıkla ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtiyor. 2025’te küresel düzeyde enerji dönüşümünün yeni bir evreye girdiğini ifade eden Hakman, temiz enerji yatırımlarının belirsizliklere rağmen büyümeye devam ettiğini vurguluyor.

Enerji politikalarında yeni odaklar konusunda görüşlerini paylaşan SHURA Direktörü Alkım Bağ ise Türkiye’nin güneş ve rüzgâr gibi başat yenilenebilir kaynaklarda 40 GW’lık kurulu gücü 2035’e kadar üç katına çıkarmayı hedeflediğini hatırlatıyor. Bu hedefin gerçekleşebilmesi için önümüzdeki 10 yıl boyunca yıllık ortalama yaklaşık 8 GW’lık yeni kapasite kurulumu gerekecek. Yatırımların hızlanması, özellikle rüzgâr projelerinin ivmelenmesi ve güneş ile rüzgârın toplam üretimdeki payının rekor kırması, 2035 hedefleri için kritik önem taşıyor.

Kritik eşik olarak nitelendirilen dönemeçte, evrensel bir dizi gösterge öne çıkıyor. 2011’den bu yana YEKA kapsamında tahsis edilen kapasitenin önemli bir kısmının devreye alınmasıyla birlikte, 2017 sonrası tahsislerin nihai sonuçlanması ve yeni YEKA ihalelerinin istikrarla sürdürülmesi yatırımcıya net bir yol haritası sunuyor. 2035 hedefleri için uygulanabilirlik ve hız testi, bugün karşılaşılan zorlukları gözler önüne seriyor. 2025’nin test yılı olarak değerlendirilebileceği ve 2026’nın ise yoğun uygulama yılı olarak adlandırılabileceği ifade ediliyor.

Enerji dönüşümünün yalnızca elektrik üretiminden ibaret olmadığını vurgulayan Bağ, sanayide elektrikli süreçler, konutlarda ısı pompaları ve ulaşımda elektrikli araçlar gibi çözümlerle fosil yakıt bağımlılığının azaltılabileceğini belirtiyor. Bu bağlamda olası çözümler arasında sanayi elektrifikasyonu ve binalarda enerji verimliliği öne çıkıyor.

COP31 sürecinin Türkiye için fırsat olarak görüldüğü belirtiliyor. Uluslararası finansman ve teknoloji iş birliklerinin pekişmesi açısından önemli olan zirve, somut eylemlerle desteklenecek bir güven ve şeffaflık ortamı vaat ediyor. Şeffaflık ve politika tutarlılığının öne çıkacağı bu süreçte, somut adımların belirleyici olması bekleniyor.

E-Posta
Patron Koltuğu

Yazar Hakkında
PatronKoltuğu, iş dünyasının nabzını tutan, ekonomiden teknolojiye, girişimcilikten liderliğe kadar geniş bir yelpazede analizler sunan bağımsız bir göz. Kurumsal dinamikleri, piyasa trendlerini ve gücün arkasındaki stratejileri sorgulayan yazılarıyla Patronkoltugu.com okurlarına...

İlgili İçerikler