Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

Haklı Olmak Her Zaman Kazanmak Değildir.

17 Ocak 2026 • 07:00 Damla Eker 9

Hukuki uyuşmazlıkların neredeyse tamamı aynı cümleyle başlar: “Ben haklıyım.”
Bu cümle çoğu zaman gerçeği yansıtır. Ancak uygulamada haklı olmak ile kazanmak arasındaki mesafenin sanıldığından çok daha uzun olduğu görülür.

Bir davada hukuken haklı olmak, mahkemenin sonunda lehe bir karar alınacağı anlamına gelebilir. Ancak bu kararın ne zaman alınacağı, hangi ekonomik koşullarda uygulanacağı ve taraflara fiilen ne kazandıracağı çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa iş dünyasında hukuk, sadece doğruyu tespit etmekle değil, doğru sonucu doğru zamanda elde etmekle anlam kazanır.

Bir alacak davası düşünelim. Dosya kazanılmıştır, hüküm kesindir. Ancak karar, üç ya da dört yıl sonra alınmıştır. Bu süre içinde paranın değeri değişmiş, şirketin nakit ihtiyacı farklılaşmış, hatta tarafların ticari pozisyonu tamamen dönüşmüş olabilir. Kağıt üzerinde kazanılan tutar, fiilen beklenen faydayı sağlamaz hale gelir. Bu noktada “haklıyım” cümlesi, pratikte güçlü bir karşılık bulmaz.

Üstelik dava süreci yalnızca parasal bir maliyet de yaratmaz. Yönetici zamanı, operasyonel dikkat, psikolojik yük ve belirsizlik de bu sürecin görünmeyen bedelleridir. Dosya masadayken alınan her ticari karar, davanın gölgesinde şekillenir. Bu durum, şirketler açısından çoğu zaman ölçülmeyen ama hissedilen bir maliyettir.

Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklara yaklaşırken sorulması gereken tek soru “haklı mıyım?” değildir. Asıl soru şudur: “Bu haklılığı nasıl ve ne zaman değere dönüştürebilirim?” Hukuk, bu soruya verilen cevabın içinde anlam kazanır.

E-Posta
Damla Eker

İlgili İçerikler