Shopping cart

Magazines cover a wide array subjects, including but not limited to fashion, lifestyle, health, politics, business, Entertainment, sports, science,

PatronPatron

Şirketi Davadan Değil, Süreçten Korumak

22 Ocak 2026 • 07:00 Damla Eker 34

Hukuk, çoğu zaman bir dava açıldığında hatırlanan bir alan olarak görülüyor. Dosya masaya geldiğinde, tebligat ulaştığında ya da icra kapıya dayandığında… Oysa iş dünyasında asıl fark yaratan yaklaşım, hukuku dava anında değil, sürecin en başında devreye sokabilmekten geçiyor.

Pek çok kişi için hukuk, “bir sorun çıktığında başvurulan” bir destek mekanizması olarak algılanıyor. Bu bakış açısı anlaşılır; çünkü günlük iş temposunda öncelik çoğu zaman üretime, satışa ve operasyonel kararlara veriliyor. Ancak uygulamada görüyoruz ki, dava konusu olan pek çok uyuşmazlık, aslında çok daha önce ve çok daha küçük bir aşamada önlenebilecek nitelikte oluyor.

Bir çalışanla yapılan sözlü bir anlaşma, bir tedarikçiyle netleştirilmeyen bir ödeme takvimi, bir e-postada kullanılan muğlak bir ifade ya da imzalanırken detayları yeterince konuşulmayan bir sözleşme… Bunların her biri, zaman içinde şirketin karşısına ciddi bir hukuki risk olarak çıkabiliyor. Dava açıldığında ise artık konu, “ne yapılmalıydı?” sorusundan çıkıp “nasıl savunma yapılmalı?” noktasına gelmiş oluyor.

Önleyici hukuk yaklaşımı tam da burada devreye giriyor. Amaç, şirketi her ihtimale karşı kilitlemek ya da ticari refleksleri zayıflatmak değil. Aksine, işin olağan akışını bozmadan, riskleri öngörebilmek ve doğru adımları zamanında atabilmek. Hukukun bu yönü, çoğu zaman fark edilmeden şirketi koruyan bir kalkan işlevi görüyor.

Uygulamada en sık karşılaşılan tablo şu: Şirketler davayı kaybettikleri için değil, süreci yeterince yönetemedikleri için zorlanıyor. Belgelenmeyen ilişkiler, kayıt altına alınmayan kararlar ve “nasıl olsa sorun olmaz” denilerek geçilen detaylar, dava aşamasında şirketin hareket alanını daraltıyor. Bu noktada hukukun telafi edici gücü sınırlı kalıyor.

Oysa süreç doğru kurgulandığında, dava ihtimali çoğu zaman ya hiç doğmuyor ya da çok daha yönetilebilir hale geliyor. Net sözleşmeler, açık iletişim, yazılı kayıt kültürü ve hukuki farkındalık; şirketin hem zamanını hem de kaynaklarını koruyan unsurlar olarak öne çıkıyor.

Bu köşede, hukuku yalnızca dava dosyaları üzerinden değil; iş hayatının günlük akışı içinde ele alacağız. Şirketleri davadan kurtarmaktan çok, süreci doğru yöneterek riski azaltmanın yollarını konuşacağız. Amacımız, hukuku iş dünyasının dışında duran bir tehdit değil; doğru kullanıldığında güçlü bir destek mekanizması olarak ele almak.

Önümüzdeki yazılarda, şirketlerin sıkça karşılaştığı ama çoğu zaman fark etmeden büyüttüğü hukuki riskleri birlikte değerlendireceğiz. Umudumuz, bu köşenin okuyan herkes için küçük ama etkili bir farkındalık alanı oluşturması, okuyucuya katkı sağlamasıdır.

E-Posta
Damla Eker

İlgili İçerikler