Petrol, Borç ve Kripto Üçgeni: ABD’nin Venezuela Hamlesinin Perde Arkası

ABD’nin Venezuela üzerindeki baskıyı artırması, küresel piyasalarda ve jeopolitik arenada yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Washington’ın bu agresif tutumunun ardında yatan gerçek neden sadece “demokrasi” veya “uyuşturucuyla mücadele” mi, yoksa yaklaşmakta olan devasa bir borç krizinin sancıları mı?
Amerika Birleşik Devletleri, dış politikasında alışılagelmiş cüretkar tavrını bu kez daha net bir şekilde dünyanın gözü önüne seriyor. Son dönemde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve yönetimine yönelik baskılarını zirveye taşıyan ABD’nin bu hamlesi, uluslararası kamuoyunda farklı şekillerde okunuyor.
Asıl Hedef: Dünya Petrol Rezervinin Yüzde 20’si
Washington’ın Venezuela’ya yönelik hamlelerinin, sadece Venezuela halkının iyiliği için yapılmadığı yaygın bir kanaat. Resmi söylemde “uyuşturucu ticaretiyle mücadele” ön plana çıkarılsa da, doğruluk payı olsa dahi bu gerekçe tek başına yeterli görünmüyor.
Dünyadaki toplam petrol rezervinin yaklaşık yüzde 20’sinin Venezuela topraklarında yattığı gerçeği göz önüne alındığında, “petrol canavarı” olarak nitelendirilen ABD’nin bu ülkeye yönelik planlarının asıl motivasyonu daha net anlaşılıyor. 21. yüzyılda dahi savaşların ve çatışmaların temelinde hala enerji kaynaklarının kontrolü yatıyor.

Korkutan Tablo: Savunma Bütçesini Aşan Faiz Borcu
Bazı ekonomistler ve analistler, Venezuela hamlesi gibi adımların ardından ABD’nin borçlarını ödeyebileceğini, doların şahlanacağını ve altının ise değer kaybedeceğini öngörüyor. Ancak ekonomik veriler bu iyimser tabloyu desteklemiyor.
Kısa bir araştırma, ABD ekonomisindeki korkutucu tabloyu ortaya koyuyor: ABD’nin sadece yıllık faiz ödemesi 1.1 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu borcun büyüklüğünü anlamak için şu karşılaştırma yeterli olacaktır: Dünyanın dört bir yanında üsleri bulunan devasa Amerikan ordusunun toplam yıllık harcaması 900 milyar dolar civarında. Yani, sadece yıllık faiz ödemesi bile Amerikan savunma harcamalarını geride bırakmış durumda. ABD yönetiminin, özellikle de Trump dönemindeki saldırgan dış politikasının temelinde bu ekonomik sıkışmışlık yatıyor olabilir. ABD, bir anlamda “sonun başlangıcında” olduğunun farkında ve bu durumdan kurtulmak için meşru veya gayrimeşru her yolu deneme potansiyeline sahip.
Venezuela Petrolü Borcu Kapatmaya Yeter mi?
Gerçekçi bir bakış açısıyla, ABD Venezuela’nın tüm petrolünü el koysa ve satsa dahi, mevcut borç yükünü kapatması yıllar sürecektir. Bu süre zarfında faizin her saniye işlemeye devam edeceği de unutulmamalıdır. Sadece Venezuela petrolüyle ABD ekonomisinin düze çıkabileceğini düşünen analistler, bu bağlamda biraz hayalperest kalıyor. Bu ekonomik baskı nedeniyle, ABD’nin önümüzdeki süreçte daha da saldırganlaşması, hatta Grönland veya Kanada gibi farklı coğrafyalara yönelik hakimiyet kurma isteğinin artması sürpriz olmayacaktır.
Emtia Piyasaları: Altın ve Gümüşün Geleceği
Venezuela hamlesi sonrası piyasalarda “altın düşer, dolar yükselir” beklentisinin altı dolu görünmüyor. ABD’nin bu devasa borcu Venezuela petrolüyle ödemesi imkansız. Peki ne olacak?
Tahmini senaryolardan biri; ABD yönetiminin borçları çevirebilmek için Merkez Bankası’na (FED) para bastırması yönünde. Para arzının artması, kaçınılmaz olarak doların değer kaybetmesine ve enflasyonun artmasına yol açacaktır. Ekonomi kuralı basittir: Para basıldıkça değeri düşer; altın ve gümüş gibi kıt varlıkların (emtiaların) değeri ise artma eğilimine girer. (Yatırım tavsiyesi değildir.)

Piyasadaki “Büyük Oyun” İddiası: Bitcoin Senaryosu
Madalyonun diğer yüzünde ise Satoshi Nakamoto’nun mirası Bitcoin ve altcoinler var. Kripto paralar, artık büyük şirketlerin hatta bazı devletlerin yatırım kalemleri arasına girmiş durumda.
Piyasalarda dolaşan çarpıcı bir diğer beklenti ise ABD’nin kripto para piyasasını manipüle edebileceği yönünde. İddiaya göre ABD; Bitcoin veya altcoinlerle piyasada suni bir “boğa sezonu” yaratarak fiyatları yukarı çekebilir, ardından yüklü satış yaparak (piyasayı “ayı sezonuna” sokarak) elde ettiği devasa kâr ile borçlarını finanse etmeye çalışabilir. Traderların yakın zamanda ABD kaynaklı bu tarz manipülatif hamlelere karşı dikkatli olması gerekebilir.
Sonuç olarak ortada ödenemeyen devasa bir borç ve hala küresel gücünü gösterebilen bir devlet gerçeği var. Önümüzdeki süreçte ABD’nin atacağı adımlar, küresel ekonomide yeni sürprizlere gebe.












