Türkiye’de Servis Araçları: Yaş Sınırı mı, Kilometre ve Teknik Yeterlilik mi?

Türkiye’de öğrenci ve personel taşımacılığında kritik bir rol üstlenen servis aracı esnafı, uzun zamandır yürürlükte olan “araç yaşı” uygulamasının yarattığı zorluklarla karşı karşıya. Mevzuat, araç belirli bir yaşa ulaştığında teknik durum gözetmeksizin sistem dışına atılmasını öngörüyor. Sektör temsilcileri ise bu yaklaşımın güvenlikten çok ekonomik ve rekabet koşullarını etkilediğini, yerli üretimi zayıflattığını ve ithal araç ağırlıklı bir piyasa yapısını güçlendirdiğini dile getiriyorlar. Türkiye Gazetesi’nden Kaan Zenginli’ye konuşan Ulaş İş Servis Araçları Sendikası Başkanı Abdurrahim Barın, uzun yıllara yayılan teknik raporlar ve saha verileriyle desteklenen eleştirilerin artık görmezden gelinemeyecek kadar netleştiğini belirtiyor.

Barın’a göre, Türkiye genelinde servis aracı olmak üzere yaklaşık 300 bin araç faaliyette ve bu araçların yaklaşık iki thirds’lük kısmı İstanbul’da hizmet veriyor. Sahada kullanılan araçların büyük bölümü ise 3 yerli ve 12 ithal markadan oluşuyor; yerli üreticilerin payı her yıl daha da azalıyor. Barın, “Bugün geldiğimiz noktada BMC sektörden çekilmiş durumda, Karsan üretimi durdurdu. Ford ise Anadolu’da farklı yolcu taşımacılığı segmentlerine yöneldi. Servis aracı özelinde yerli üretim neredeyse yok olmaya yakın. Buna karşın özellikle son 15 yılda ithal markaların pazar payı hızla artıyor” sözleriyle tabloyu özetliyor.

YAŞA DEĞİL, TEKNİK VERİLERE BAKILSIN adıyla verilen değerlendirme, servis aracı pazarında iki Alman markasının öne çıktığını ve fiili bir tekelleşmenin oluştuğunu gösteriyor. Barın, bu durumun temel sebeplerinden birinin 12 yaş sınırı olduğunu savunuyor. Mevcut düzenlemeye göre araçlar yaş kriterine göre ortalama 250 bin kilometrede sistem dışına çıkarılıyor. Ancak uluslararası uygulamalarda yaşa bağlı kriterler yerine kilometre ve teknik yeterlilik esas alınıyor; bu da aracın 1 milyon kilometreye kadar güvenle kullanılabileceğini gösteriyor. Türkiye’de ise teknik ve fiziki ömrünü tamamlamamış araçlar yaş nedeniyle trafikten çıkarılıyor; bu durum kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına ve esnaf üzerinde ağır ekonomik yük oluşturuyor.

MİLYARLARCA LİRA AVRUPA’YA AKIYOR analizinde erken araç yenileme baskısının servis esnafı için mali açıdan ağır bir yük doğurduğunu ve ithal araç tercihlerinin artmasıyla döviz çıkışının hızlandığını belirten Barın, “Yerli üretim desteklenmezken milyarlarca liralık kaynak Avrupa’ya aktarılıyor” diye konuşuyor.
MESLEĞİ BIRAKMAK ZORUNDA KALANLAR VAR başlığıyla da gün yüzüne çıkan iddialar, bazı esnafın sözleşmeli firmalar tarafından “3 yaşında ve belirli iki markaya ait araç” kullandırılmasına zorlandığını gösteriyor. Bu baskılar nedeniyle birçok esnaf aracını elden çıkarmak zorunda kalırken, mesleğin terkine sürüklenenler de söz konusu. Barın, “Bir servis aracı olarak kullanımı sonlandırılan araç, TÜVTÜRK muayenesinin ardından şehirler arası ya da başka bir taşımacılık türünde devam ettirilebiliyor. Bu durum, yaş kriterinin güvenlikten çok ticari sonuçlar doğurduğunu net biçimde ortaya koyuyor” ifadelerini paylaşıyor.
İTÜ OTAM ile uluslararası bağımsız denetim kuruluşlarının ve çeşitli kamu raporlarının yaş kriterinin bilimsel ve teknik bir dayanağı olmadığını ortaya koyduğu ve kilometre ile teknik yeterlilik esaslı bir sisteme geçişin vurgulandığı belirtiliyor. Çözüm önerileri Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na iletilmiş olsa da henüz somut bir düzenleme uygulanmıyor. Yetkililere çağrı yapan Barın, kalıcı bir çözüm için bakanlıklar arası koordinasyon ve mevzuat değişikliği ile birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tasarruf tedbirleri kapsamında da ele alınması gerektiğini ifade ediyor.











