MHRS Üzerindeki Uzman Doktor Kaşesinin Gölgesindeki Gerçekler: İzmir Örneği ve Etik Tartışmalar

Birçok hasta, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) aracılığıyla hastanelere başvururken sadece branşı değil, muayene olacağı uzmanı da seçebilme ayrıcalığına sahip. Ancak İzmir’deki bazı eğitim ve araştırma hastanelerinde yaşanan iddialar, randevuların nasıl şekillendiğini ve muayene sürecinin kim tarafından yürütüldüğünü yeniden sorgulatıyor. İddialara göre, bazı durumlarda hasta sayısını artırmak ve yoğunluğu yönetmek amacıyla, MHRS üzerinden uzman adıyla oluşturulan randevularda fiilen asistan doktorlar muayene ediyor ve bu işlemin uzman kaşesi ile imzası ile desteklendiği ileri sürülüyor.
Muayene raporları ve reçetelerde ise uzman doktorun kaşesi ve imzasının görülmesi, sürecin güvenilirliğine dair ciddi endişeleri beraberinde getiriyor. Bu uygulamanın, özellikle tecrübe farkı nedeniyle gerekli tetkiklerin yapılmaması veya tanının gecikmesi gibi riskler doğurabileceği belirtiliyor. Kronik hastalıklar veya ileri tetkik gerektiren karmaşık tablolar için böyle bir uygulamanın hasta güvenliğini ve hizmetin niteliğini zayıflatabileceği ifade ediliyor. Hastalar da “Uzman doktordan randevu alıyoruz ama muayeneye giren kişi uzman olmuyor” şeklinde, sistemin şeffaflığına ve güvenilirliğine vurgu yapıyor.
Uzman hekim gözetiminde ve fiilen denetimli şekilde devam eden eğitim süreci elbette önemli olmakla birlikte, bu sürecin hastanın bilgisi ve onayı dâhilinde sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi halde etik sorunlar ve hukuki sorumluluklar gündeme gelebilir. MHRS’nin amacı doğrultusunda işletilip işletilmediği ve uzman randevularının gerçekten uzman hekimler tarafından karşılanıp karşılanmadığı soruları yeniden tartışılmaya başlandı.
Bayraklı Şehir Hastanesi özelinde ise asistan doktorların yanlış tanı koyduğuna dair iddialar gündeme geldi. Bir hekim, hastasında tanının atlandığını söyleyerek, hastaya asistanın bakmasına rağmen uzman kaşesinin vurulduğunu belirtti. Bu durum, tıbbi etik ve tedavi protokollerine uygun görülmüyor; asistan hekimler ise uzman hekimlerin yanında durup tetkik ve tedaviye katkıda bulunabilir ve bu süreçte deneyim kazanabilirler fakat gözetim ve onay mekanizmalarının açık olması gerekiyor.
İzmir Tabip Odası Başkanı Yüce Ayhan BSHA’ya yaptığı açıklamada, Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği kapsamında uzmanlık öğrencilerinin gözetim altında çalıştığını, etik ve deontolojik kurallara uyulmasının zorunlu olduğunu belirtti. Ayrıca asistan hekimlerin yalnızca ucuz işgücü olarak görülmemesi ve eğitim haklarına dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu konular, MHRS’nin amacına uygun biçimde çalışıp çalışmadığını ve uzman randevularının gerçekten uzman hekimlerce karşılanıp karşılanmadığını gündeme getiriyor. Hafifletici gerekçelerle dahi olsa, hasta güvenliğini zedeleyebilecek uygulamalara karşı net düzenlemeler ve şeffaf denetimler bekleniyor.








