BRICS+ Altın Piyasasını Sarsacak: Küresel Rezervlerde Büyük Kayma

Bir süredir merkez bankalarının altına yönelimi sürüyor; bu kez Rusya, Çin, Hindistan, Türkiye ve Polonya öncülüğünde alımlar hız kazandı ve 2025 boyunca 40’tan fazla merkez bankasının bu yönde adımlar attığı belirtiliyor. Alımlar tek yönlü ve fiyatlardan bağımsız olarak gerçekleşiyor; bunun arkasındaki ana nedenlerden biri olarak parasal düzen değişimi gösteriliyor.
BRICS+ üyelerinin toplam altın varlığı 6.000 tonun üzerine çıkarken küresel merkezi bankaların rezervlerindeki payları yaklaşık %17,4’e denk geliyor. Rusya 2.336 tonla ilk sırada, Çin 2.298 tonla ikinci, Hindistan ise 880 tonla üçüncü sırada yer alıyor. Bu üç ülke BRICS+ rezervlerinin yaklaşık %74’ünü oluşturuyor ve bu tablo, alımlardaki ağırlığın artmasıyla güçleniyor.
BRICS ülkelerinin altın talebinde artış devam ediyor: 2020-2024 döneminde küresel merkez bankası altın alımlarının yarısından fazlasını gerçekleştiren BRICS ülkeleri, 2025’in ilk dokuz ayında da yaklaşık 663 ton (91 milyar dolar) altın satın aldı. Brezilya ise Eylül 2025’te 16 ton ekleyerek 2021’den bu yana ilk kez rezervlerine altın kattı. Bu eğilimin arkasında, Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından 300 milyar dolarlık döviz rezervlerinin dondurulması etkili oldu. Bu süreçte ABD dolarının küresel rezervlerdeki payı %71’den, 2025 sonuna doğru %57’ye geriledi; bu değişimde euro, yen, altın ve diğer para birimlerinin büyüyen payı önemli rol oynuyor.
Merkez bankaları altına yönelmeye devam edecek: Dünya Altın Konseyi’nin 2025 anketine göre, merkez bankalarının %73’ü dolar rezerv payının önümüzdeki beş yıl içinde daha da azalacağını öngörüyor; %43’ü ise altın varlıklarını artırmayı planlıyor. Bu durum, dolar etkisini kademeli bırakırken, altın için adeta bir patlama yaratıyor. Ayrıca altına ilgi sadece merkez bankalarıyla sınırlı değil; kurumsal ve bireysel yatırımcıların da talebi yükseliyor; altın ETF’leri hızla genişliyor ve Çin’de sigorta sektörü için altın yatırımı izni de bu eğilimi güçlendiriyor.
Suudi Arabistan’ın dev altın alım ihtimali: Altın rezervlerindeki payı 2015’te %10’un altında iken bugün %23’ün üzerine çıkan Suudi Arabistan’ın bu dönüşümünde belirsizlikler yer alsa da rezervlerini daha da güçlendirebileceğine dair analizler sürüyor. Ülkenin mevcut payını %5’e çıkarması ise küresel talebe denk büyüklükte bir alım gerektirebilir. Dünya Altın Konseyi ise 2026’da merkez bankalarının 750-850 ton aralığında altın alacağını öngörüyor.
Altın fiyatları için güçlü tahminler: Merkez bankalarının yoğun alımları, ons fiyatında uzun vadeli bir taban oluşturuyor. 2025’te %60’tan fazla artış gösteren ons altın, nisan ayında 4.660 dolara kadar geriledi; bankalar ise gelecek dönemde 5.400-6.300 dolar bandını en güçlü hedefler olarak iletiyor. Bu seviyeler, küresel yıllık maden arzının yaklaşık %20’sine denk geliyor ve geri çekilmelerin sınırlı kalabileceği yönünde işaret veriyor. Ayrıca yalnızca merkez bankaları değil, kurumsal ve bireysel yatırımcılar da aynı anda altına yöneliyor; ETF’lere girişler hız kazanıyor ve Çin’de sigorta sektörünün altına yönelik yatırımları için izin verilmesi de bu trendi destekliyor.
Harris ayrıca Çin’in açıklanan rezervinde beklenenden daha büyük bir artış yapması, Suudi Arabistan veya BAE’nin altın paylarını resmi olarak artırması ve IMF verilerindeki dolar payının kademeli düşüşü gibi gelişmelerin bu eğilimi hızlandırabileceğini belirtiyor. Hemen hemen tüm bu dinamikler, doların rezervler içindeki baskın konumunu sürdürmesine rağmen, altın için 5.000 dolar üzeri fiyat hedeflerini ve yapısal dönüşümü işaret ediyor. Yaptırımlarla dondurulamayacak bir varlığa doğru giden süreç, bu bağlamda dikkat çekici bir tablo sunuyor.







