Yalanın Lüksü: Teknoloji İncelemeleri ve Satılık Güven

Yeni bir telefon mu çıktıydı ya hani geçen, hangisiydi o? Adı aklıma gelmiyor şimdi aman neyse… İşte o telefonun incelemesini açıyorum YouTube’dan falan internette bir sürü yazan çizen var.
Hani bir heves var ya içimde o parlak kutuyu açıp o sıfır cihazın o ilk kokusunu almak falan o bile bazen yeter bana aslında biliyorsun ben teknolojiye takıntılıyımdır hele ki o incecik çerçevenin nasıl bir mühendislik harikası olduğunu düşündüğümde aman neyse.
Bir bakıyorum herkes ayılıp bayılıyor öyle mi? Yok efendim kamera müthiş pil ömrü inanılmaz ekranı zaten bir harika yahu dünyada eşi benzeri yok sanki böyle evrenin en özel parçacıklarından örülmüş gibi bir şey bu. Herkes bir ağızdan övüyor yani. Bir dakika ama. Gerçekten mi? Hepsi mi bu kadar iyi oluyor? Hani geçen yılki modelin de ‘inanılmaz’ dedikleri şey bu yıl ‘eski’ oldu birden bire nasıl oluyor bu iş kafam almıyor bazen.
Sanırsın ki bütün bu ‘uzman’ denen tipler aynı anne babadan doğmuş aynı okullarda okumuş aynı rüyaları görüyor aynı havalı tişörtleri giyiyor ne bileyim böyle bir robot ordusu gibi hareket ediyorlar şey… Sanki bir ana merkezden düğmeye basılmış da “Hadi bakalım bu hafta bu cihaza övgüler yağdırın!” denmiş gibi bir şey var işin içinde.

Hepsinin dili aynı tonu aynı o ‘tarafsızlık’ maskesi var ya suratlarında yapıştıra yapıştıra geziyorlar ama arka planda ne dönüyor bilen var mı? Yok. Kimse konuşmuyor ki bunu! Ama sen de biliyorsun ben de biliyorum hatta o incelemeyi izleyen lisedeki çocuk bile anlıyor aslında durumu. Sponsorluklar var ya işte o işleri bozuyor. Yani ben şimdi neye inanacağım? Senin o ‘bağımsız’ incelemene mi yoksa o incelemenin altına gizlenmiş kocaman ‘Bu video sponsorludur’ yazısına mı güveneceğim?
Geçen markette sıra beklerken aklıma geldi. Şey ben bir kahve makinesi bakıyordum eşim istedi de hani alayım dedim. Orada da böyle bir sürü ‘en iyi kahve makinesi’ listesi var. Bir tanesi diyor ki “Bu makine evde profesyonel barista deneyimi sunuyor.” Ya abicim ben evde oturup kahvemi yudumlayacağım diye neden barista olmaya kasayım ki zaten işten gelmişim yorgunum hani. Profesyonel deneyim falan ne alaka Şimdi? Anladın mı demek istediğimi. Hep bir abartı bir lüks. O an dedim ki bunlar var ya bunlar… Bir tuhaf. Bir anda aklıma teknoloji incelemeleri geldi. O da mı böyleydi? Sanırım evet.
Bu insanlar ya da şirketler artık kimse bilmiyorum cihaz gönderiyorlar ‘inceleyin’ diyorlar. Ama bu inceleme dediğin şey aslında ne? Cihazın iyi yanlarını övmek mi? Kötü yanlarını mümkünse hiç bahsetmemek mi? Ya da bahsetsen bile böyle ‘minik bir eksikliği var ama aman neyse o kadar da olsun canım’ moduna bağlamak mı? Ben şimdi bir yazılımcı olarak bir ürünü elime aldığımda ilk neye bakarım? Koddaki o ufak pürüzlere o performansı düşüren detaylara değil mi? Ama bu ‘uzmanlar’ nedense hep en parlak en göz alıcı yerlere odaklanıyorlar. E tabii kamera çekiyorlar videolar montajlıyorlar arka planda müzikler falan izleyiciyi o lüks dünyanın içine çekiyorlar sonra sen de o hipnozun etkisiyle gidip alıyorsun sonra pişmanlık sonra vay efendim bana yalan söylediler vay efendim cihaz beklentimi karşılamadı falan filan. Kimin suçu bu şimdi?
Ya da belki de ben fazla paranoyağım değil mi? Belki de gerçekten hepsi inanılmaz ürünler üretiyorlardır şirketler de sırf insanlık yararına bu cihazları yapıyorlardır. Belki de bu eleştirdiğim insanlar o kadar saf o kadar temiz kalplidir ki gerçekten sadece iyi yanlarını görüyorlardır. Bilmiyorum. Ama hani benim o programlama yaparken girdiğim o detay takıntısı var ya o beni hep rahatsız ediyor. Bir bug gördüm mü duramam o hata giderilecek. Ama bu incelemelerde hata görmek pek de moda değil sanki. Tuhaf. Gerçekten tuhaf.
Geçen gün bir forumda denk geldim bir kullanıcı şey yazmış ‘Bu telefonun bataryası iki ayda çöp oldu yalan söyleyen reviewer’lara yazıklar olsun.’ yazıyor adam. Ve o yazıyı okuduğumda içimden bir şey koptu gitti biliyor musun? Çünkü o adamın o hayal kırıklığı o öfkesi gerçekten içime işledi. Çünkü ben de o tuzağa düşebilecek biriyim. Bir zamanlar düşüyordum da. Şimdi daha temkinliyim neyse ki.
Bu clickbait kültürü var ya bir de. ‘ASLA ALMAMANIZ GEREKEN TELEFON!’ ‘BU CİHAZ BEYNİNİZİ YAKACAK!’ Aman ne abartı ne abartı! Amaç ne? Tıklama! Daha fazla tıklama daha fazla reklam geliri. Gerçek eleştiri nerede kaldı? Bir cihazın gerçekten kötü yanlarını gerçekten eksiklerini dile getirmek ne zamandan beri suç oldu ya da ne zamandan beri ‘tıklama getirmez’ oldu? İnsanlar artık gerçekliği değil gösterişi istiyor galiba.

O eski incelemeciler vardı mesela hatırlar mısın? Hani böyle dürüst açık sözlü olanlar. Onlar ne derse inanılırdı. Şimdi bir sürü var. Her köşe başında bir ‘uzman’ bitiyor. Hepsi kendi havasında hepsi kendi kitlesini yaratmış. Ama o kitlenin ne kadarı gerçekten ‘bilgileniyor’ ne kadarı sadece eğleniyor ne kadarı da farkında olmadan manipüle ediliyor işte asıl soru o. Ben bir yazılımcı olarak bu manipülasyonun arka planındaki algoritmaları falan az çok tahmin edebiliyorum. Bu sistem insanları belli bir yöne itiyor belli bir ürünü almaya zorluyor. Ve bu bence şey…
Yani ben şimdi kendi kendime bazen düşünüyorum ulan Memduh sen de böyle mi yapıyorsun? Diye. Hayır! Kesinlikle hayır! Ben bir şeyin eksikliğini gördüm mü söylerim. Ya da bir kodda bir saçmalık gördüm mü söylerim. Zaten o yüzden benim pek sevenim falan da yok sektörde neyse. Ama en azından vicdanım rahat. Ama o sözde ‘incelemecilerin’ vicdanı rahat mı acaba o incelemeyi yayınlarken? Gerçekten inanıyorlar mı o yazdıklarına? Yoksa sadece o parlayan yeni ürünün cazibesine mi kapılıyorlar ya da belki de o inceleme karşılığında gelen paranın cazibesine mi?
Yani aslında bu yalanın bir lüksü var. O lüksü de sponsorluklar ve tıklamalar karşılıyor. Gerçek eleştiri falan hani böyle ücra bir köşede bir tozlu rafın üzerinde unutulmuş bir kitap gibi duruyor kimse dönüp bakmıyor bile. Ee ne yapalım yani şimdi? Hiç mi inanmayacağız kimseye? Kendi kendimize mi kurcalayıp bulacağız her şeyi? Öyle mi olmalı? Belki de evet. Belki de en doğrusu o. Kendi araştırmanı kendin yap kimsenin ağzına bakma. Ama kimin o kadar zamanı var ki şimdi?
Şey bu arada dün bir güncelleme geldi bizim sisteme de bir sürü bug çıktı ben şimdi onlarla uğraşmam lazım ya da neyse uğraşırım sonra. Çünkü biliyor musun bazen öyle yoruluyorum ki bu teknolojinin insanları nasıl da bir oyuna getirdiğini gördükçe. Aman…

Belki de hepimiz biraz daha akıllı olmalıyız artık. Sorgulamalıyız. Her parlayan şeye hemen atlamamalıyız. Ha ne bileyim ben şimdi gidip bir çay koyayım kendime. Belki de o zaman düşüncelerim biraz daha şey olur netleşir falan.













